21 Kasım 2017 07:29

Selman Öğüt selman.ogut@internethaber.com

Zühtü Arslan Eğildi mi?

Yine aynı bezdirici sarmalın içindeyiz. Bir kısır döngüdür gidiyor bu memlekette..

Konu yine çok ucuz bir karalama kampanyası. Fikir aynı, taktik aynı, aktörler değişik..

Konu Zühtü Arslan’ın Erdoğan’a selam vermesi. Fıkrada geçtiği üzere ayetin yarısını okuyarak hüküm vermeyi sevenler grubu yine iş başında.

Olayı özetleyelim. AYM Başkanı Zühtü Arslan 30 Ağustos Zafer Bayramı hasebiyle saat 10.00’da devlet erkanı ile Anıtkabir ziyaretine katıldıktan sonra saat 11.00’da Cumhurbaşkanının külliyede kabul ettiği kutlamalara iştirak etti. Her kabulde olduğu gibi Cumhurbaşkanı konuklarını anons eşliğinde karşılıyor ve elini sıkıyor. Ancak müfteri, alçak ve ahlaksız çetesi yine iş başında! Güya Zühtü Arslan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önünde eğilerek durmuş, yok yok reverans yapmış. Pespayeliğin bu kadarı pes dedirtiyor!

Olayın aslı ise şu. Atılan iftiralar ve yapılan hakaretler yüzünden AYM’nin kendi sitesinde de yayınlamak zorunda kaldığı videoda görüldüğü üzere, Başkan Arslan anons ile içeri girip normal şekilde Cumhurbaşkanımızın elini sıkıyor, birkaç kelam ediliyor ve yanından ayrılırken hafifçe başını önüne eğerek ilerliyor. Tabii ki demagog ahlaksızlar bu sahneyi sulanmış beyinleri ile çarpıtıyor, tek bir kare ile fotoğraf olarak sunuyor ve sanki Arslan Cumhurbaşkanının önünde eğilmiş gibi lanse etmeye çalışıyor.

Evvela şu: Bu aklı evveller her gördüğü fotoğrafa inanıyorsa memleketin hali kötü demektir. Görüntülere rağmen bu fotoğrafa inanıyorlarsa büyük ihtimalle 2015 yılında Antalya’da gerçekleşen G-20 Zirvesi’nde Erdoğan’ın Obama’nın yanağından makas aldığına da inanıyorlar. Daha da vahimi, buna inananlar ülkenin muhalefeti olarak kendilerini nitelendiriyor. Vay be! Belki de Erdoğan’dan bu yüzden bu kadar korkuyorlar. Düşünsenize, muhalefet ettiğiniz adam ABD Başkanı’nın yanağından Dünya Basını önünde makas alıyor. Ürkütücü..

Aslında Zühtü Arslan’ın eğilmediğini ya da onların deyimi ile reverans yapmadığını çok iyi biliyorlar. Maksat ne peki? Çamur at, izi kalsın ilkesini bir daha fiiliyata dökmek ilk maksatları. İkincisi ise nefret ayinlerinin devam ettirilmesi.

Bunu biraz açalım..

Bu ülkenin potansiyel suçluları vardır. Birileri tarafından her daim potansiyel olarak suçlu görülürler. En iyi ihtimalle sanıktırlar ve yapmadıkları ya da yapacakları fiillerden hüküm giyerler. Hükmü verenler ise şizofren. Niye mi? Hem kendilerini demokrasi ve cumhuriyetin bekçisi olarak nitelendirip hem de sonuna kadar faşist ve despot bir kafa ile konuşur ve hareket ederler.

Örnek mi istiyorsunuz. Sürüsüne bereket..

Mesela Milli Eğitim Bakanlığı’nın Talim ve Terbiye Kurulu’nun onayından geçmiş kitaplarında yer alan şiiri okuyanı hapse atarlar. Çünkü şiiri potansiyel suçlu Erdoğan okumuştur. Biraz eski mi geldi örnek? Alın yenisi. Tayyip Erdoğan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı yerine Türkiye Cumhurbaşkanı ibaresini kullanılır, cumhuriyeti yıkmakla itham edilir. Aslında Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Özal, Demirel ve Sezer de aynı şekilde kendilerini Türkiye Cumhurbaşkanı olarak takdim etmişler ve hatta davetiyelerede bu şekilde yazdırmışlardır. Ancak Erdoğan yapınca rejim tehlikeye girer.

Peki bu akıl tutulmasının sebebi nedir? Tabii ki öfke. Büyük lider Madela’nın dediği gibi: Öfke aklı örter. Eğer bu tavrı sergileyenlerin aklı örtülmese idi, ‘biz asıl unsuruz bizim istemediğimiz hiçbir şey bu ülkede olmaz’ derler miydi? Ya da ‘%99 ile gelseniz de yaptırmayız’ saçmalığını ortaya koyarlar mıydı?

O kadar öfkeliler ki, nefret ayinleri düzenliyorlar mütemadiyen. Ve biraz olsun karşı tarafa omuz verenleri ya da demokratik şekilde karşı tarafı destekleyenleri tükürüğe boğuyorlar. Ve sizi hiçbir şey kurtaramıyor. Yeşilçam’a yıllarını vermiş Hülya Koçyiğit olsa da linç ediyorlar, çalışmaları ile ufuk açan Alev Alatlı olsa da. Ya da 28 Şubat’taki yanlış duruşu yüzünden özrü dileyen iz bırakan gazeteci Birand bile olsa kurtulamıyor bu ahlaksızların hışmına uğramaktan.

Futbolun Türkiye’deki duayen isimlerinden olabilirsiniz. Ancak referandumda evet oyu vereceğini açıklayan Rıdvan Dilmen gibi linç edilirsiniz. Cumhurbaşkanı’nın verdiği iftara katılan sanatçısınızdır. Milyonların sevgilisi olmuşsunuzdur. Orhan Gencebay, Yavuz Bingöl, Hande Yener ya da Sibel Can olmanız fark etmez. Linçi hak etmişsinizdir.

Sebep açık. Nefret ayinlerine vefasızlık! Vefasızlık affedilmez. Ümit Kocasakal olsanız bile affedilmez. Adalet kavramından atletle yumurta yemeği kastettikleri anlaşılan bir taifenin yürüyüşüne ‘Atatürk düşmanları ile yürümem’ diye karşı çıkan Kocasakal bile olsa linçi hak etmiştir.

Soru şu: Başkan Zühtü Arslan herhangi bir yerde karşılaştığı Kılıçdaroğlu’na ya da Akşener’e aynı şekilde selam verip konuşsa ve mütevazi bir şekilde hafifçe başını öne eğerek gitseydi, bu iftiralar atılır mıydı? Cevap: Tabii ki hayır. Hani olmaz ya, bu iki isimden birine eğilerek selam verse hatta iddia ettikleri gibi reverans yapsa dahi kendisi için çok centilmen adam derlerdi. Çünkü ikiyüzlüler. Çünkü Erdoğan ve az çok ona saygı duyan ya da konumu gereği onun verdiği davetlere katılan ve onunla uyum içinde çalışan herkes potansiyel suçludur.

Not: Dershane ve Can Dündar kararları söz konusu olduğunda AYM 'bağımsız' başkanı da 'süper hukukçu' idi bu ahlaksızlar için. Şimdi ise salyalarını akıtarak saldırıyorlar. Demek ki yakın gelecek için beklentileri var ki hem Yüksek Mahkeme’yi hem de Başkan Arslan’ı etki altına almaya çalışıyorlar. Bekleyip göreceğiz..