23 Eylül 2018 05:41

Abdullah YILMAZ abdullah.yilmaz@internethaber.com

Zübüğün babası

Gelişen ve genişleyen dünyamız da kapitalist sistem birçok yönüyle eleştirilirken, nedense bu sistem içinde çok önemli bir yeri olan vakıflara pek dikkat edilmemiştir.

 Basın tarafından sürekli bir biçimde kamuya “toplumsal gelişmeye katkıda bulunan kurumlar” olarak tanıtılan vakıflar, kapitalist sistem içinde birçok mali oyunları gerçekleştirebilmekte, sermaye birikimini sağlayabilmekte ve dahası kurucuları da toplumda “yardımsever ve örnek insan” ilan edilebilmektedir.

 Kendi toplumunda sevilmeyen bir kişi bile olsa bir vakıf kurucusu derhal bu unvana sahip olabilmektedir. Ve sık sık bu kurumların “zor şartlar altında öğrenimlerini devam ettirmek isteyen değerli gençlerimize yardım etmek amacıyla” kuruldukları tekrarlanır durur. Ancak bu göstermeliktir.

İster dini, ister Atatürkçü, isterse hiçbir misyonu olmasın maalesef ülkemizdeki vakıf olma ve bu alanda hizmet verme anlayışı dünyadaki çarpık düzenin aynısıdır.

Yardımseverliğin gerisinde yatan gerçekler sanılandan da daha çarpıcıdır.

– Kurulan her vakıf kurucusuna ilkin ün sağlamakta ve kurucusunu toplumdaki “yardımsever, saygıdeğer, zevat” arasına katmaktadır.

– Kurulan her vakıf kurucusunun ilkelerini, düşüncelerini toplumun çeşitli katlarına, özellikle de gençlik-aydın kesimine aktarmakta ve bunları kendi düşünsel doğrultusunda çalışmaya şartlamaktadır.

– Kurulan her vakıf sayesinde kurucu servetinin bir kısmını veya tamamını vergi ödemeksizin kendi adını taşıyan ve kendi ailesinin bireylerden oluşan yönetim kurullarının yönettiği bir kuruma bırakabilmektedir.

– Kurulan her vakıf kurucusuna vergi ödemeksizin mirasını vârislerine bırakabilme olanağı sağlamaktadır.

– Kurulan her vakıf çeşitli vergilerden muaf olduğu için (tıpkı dini kuruluşlar gibi) büyük sermaye birikimleri yapabilmektedir.

– Kurulan her vakıf bir şirket gibi yönetilmekte olduğu için ticari şirketlere rakip olabilmektedir. Genellikle şirketlere bağımlı veya şirketleri kendilerine bağlanmış durumda olan vakıflar kanunen yararlanmakta oldukları çeşitli vergi muafiyetleri nedeniyle aynı vergi muafiyetlerinden yararlanamayan ticari şirketlerden çok daha avantajlı durumdadırlar.

 

– Kurulan her vakıf desteklemekte olduğu bilimsel araştırma merkezlerince bulunan veya geliştirilen yeni bir teknik maddenin pazarlamasını kendisine bağımlı olan şirketler aracılığıyla sağlamakta ve büyük kazançlar elde etmektedir. Vakıflar bu kazançlarından dolayı vergiye tabi değildirler.

– Kurulan her vakıf hisse senedi ve tahvil alım-satımlarına girip çıkararak bu borsada çeşitli dalgalanmalara sebep olabilmektedir.

– Kurulan her vakıf kurucusu için bir “hayır” kurumu olduğu gibi bir de “vergi kaçırma kapısı” olmaktadır. Yatırımlarını likidite ’ye sokmak isteyen bir şahıs veya şirket, bu işi doğrudan doğruya kendisinin yapması halinde oldukça yüklü bir vergiyi ödemek zorunda kalacaktır. Bundan kurtulmak için başvurulacak ilk kapı bir vakıf olacaktır.

Sadece bunlar mı tabi ki hayır,

Ülkemizde klasik vakıf kuruluşu ve süreci tamamen böyle iken bizde yine bize özel bazı durumlar vardır

Vakıf adına bir de kamuya yararlı statü kazandırırsanız artık sizi kimse tutamaz,arsa tahsisi alırsınız hem de beş para ödemeden, ödeseniz de devenin kulağında kir bile olamaz

Birçok vergiden muaf olduğunuz gibi sizinle aynı işi yapan özel kuruluşlara karşı pozitif ayrımcılık görürsünüz, örneğin teftiş edilirken yukardaki aldatmacanın etkisinde müfettişler size minnet duygusunda teşekkür eder ve giderler

Vakıf adına teşvik alır, kurum açarsınız onu yine vâkıfın kurucusunun akrabaları sayesinde ticaretini çeşitlendirirsin(eğitim vakfı kurarsın, servis işini, üniversiteyi, hastaneyi, sağlık sigortasını vergi vermeden rahatlıkla kurar ve işletirsin)

Vakıf başkanı ve yönetimini 4 senede bir, akraba olmayan yenileriyle değiştirebiliyor musunuz?

Vakfın yaptığı ticaretten elde ettiği karın yarısını ihtiyaç sahiplerine kullanma zorunluluğu getirebiliyor musunuz?

Başka madde saymama gerek yok sırf bu iki madde bile gerek dünyada gerekse ülkemizdeki vakıf kalabalığına bir sadelik kazandıracaktır.

Yazıktır kardeşim kendini biraz akıllı sanların vatan millet gariban ağzı kullanarak yetimlerin hakkını vakıf adı altında ticarete devşirmesi kabul edilebilir mi?

Kuşkusuz hakkıyla vakıf kurup gayesine yardım severlik emelini ekleyip çalışan vakıflar var mıdır?

 Evet, vardır, az sayıda olsalar da onlara minnet duyulmalı..

Kelime anlamı olan, vakfeden yani vermesi gerekenlerin, herkesten daha fazla ve acımasızca alması, kendi adına yakışmıyor.

Benim diyeceğim odur ki:

 Ülkenin tez elden üzerinde durması gereken, çakma vakıfları mercek altına alıp, vergisini veren vatandaşın enayi yerine konulmasına engel olmalıdır.

Not:(konuyla ilgili fikir alıntısı yapılmıştır)