18 Ekim 2017 05:05

Cennet CANKILIÇ cennetcankilic@gmail.com

Yeni sanayi devrimi olmazsa olmazımız

15 Temmuz darbe girişiminde başarılı olamayan küresel güçler sonrasında Türkiye’yi ele geçirme anlamında bir taraftan maşaları olan terör örgütlerini devreye sokarken diğer taraftan ekonomik kriz çıkarma planlarını uygulamaya geçirdiler.

Başarılı olamadılar, ama piyasalarda ciddi anlamda dolar ve euro dalgalanmasına yol açtılar.Türkiye’nin ekonomik kriz içinde savrulup, çökmemesinin en önemli nedenlerinden biri  ülke insanının  üzerinde oynanan oyunu bilip teslim olmaması, diğeri de 2002’den bu yana uygulanan ekonomi politikalarının  oturması.

Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek de böylesine zorlu süreçte ülke ekonomisini sırtlanan Bursa, Gaziantep gibi illere giderek karşısındaki sanayicilere devletin yanında olduğu görüntüsünü verip, Başbakan Yıldırım’ın “Risk almaktan korkmayan girişimcilere ihtiyacımız var” çağrısını iletiyor.

İşte Bakan Şimşek, ihracatımızın İstanbul-Kocaeli bölgesinden sonra 2. büyük pastasını gerçekleştirerek ülke ekonomisine katma değer sağlayan Bursa durağında sanayici ve işadamlarına bu zorlu süreci atlatma anlamında verdiği tavsiyelerde “önce moral” dedi.

Sonra da “Geçici iniş çıkışlar sizi uzun vadeli hesaplarınızdan saptırmasın. Yatırım yapmaktan korkmayın” dedi.

Evet, Türkiye  ekonomisinin iki tılsımlı ihtiyacı.

Moral ve yatırım.

Türkiye, son 10 yılda içeride ve dışarıda büyük sıkıntılar, baskılar ve değişimlerle beraber zorlu süreç atlattı. Ortadoğu’daki savaş, iç karışıklıklar, DAEŞ terörü, ülkemizin kendi iç dinamikleri,  2009’daki küresel krizin etkisi, PKK terörü, Gezi olayları, Kobani sıkıntısı, 17-25 Aralık hükümeti itibarsızlaştırma operasyonları,üst üste gelen seçimler derken ekonomi elbette etkilendi ama,  beklenildiği üzere çökmedi, üstüne üstlük  2003’den bu yana  yüzde 5.9 oranında büyüme gösterdi.Enflasyon çift haneli  rakamlara çıkmak için dirense de, tek haneli rakamlarda kaldı.

İhracat ve turizm hedeflerinden şaşmalar olmadı ama oranlarda az da olsa sapmalar meydana geldi.

Yatırımlar, özel sektörde yavaşlamakla beraber kamunun 3. havalimanı, 3. köprü, Marmaray, tüp geçit gibi büyük projelerle ve yerelde belediyelerin  kentsel ölçekli projeleriyle açığı bir nebze de olsa kapattı.

Peki finansal darboğaz atlatıldı mı?

Elbette hayır.

Dünyanın 4. sanayi devrimini yaşadığı günümüzde Türkiye’nin çıkışının yerli üretim ve AR-GE, inovasyon çalışmalarının yoğunlaşmasıyla olacağını, yeni çıkarılan patent kanununun yerli markaların üretimini destekleyip, rekabet gücünü arttıracağını söyleyen Şimşek,  halk efsanelerinden biri olan ”Ankara önümüzü tıkıyor” sözünün de artık geçerliliğini yitirdiğini belirtti ve “ Ankara önünüzü tıkamıyor, aksine açıyor. Biz sizin yanınızdayız, en güçlü şekilde destek vereceğiz” diye söz verdi. 

Gerçekten de öyle…

Yapılan son düzenlemelerle devlet  özel sektörün araştırma ve geliştirme yatırımlarına  TÜBİTAK ve KOSGEB gibi kurumlar üzerinden teşvik veriyor. AR-GE merkezlerini ciddi anlamda destekliyor. Bu yatırımlara harcanan her 100 lira için 225 lira  vergi avantajı sağlıyor.Patentten elde edilen gelirin yarısı vergiden düşürülüyor.

İstiyor ki, özel sektör girişimci ruhuyla geleneksel üretim yerine teknolojik yatırımla nitelikli  üretime geçsin.

Çünkü dünya artık bu yönde.