26 Mayıs 2017 08:25

Hatice KÜBRA kubra@internethaber.com

Yaşam tarzına müdahale!

Bu ülkede kendi gibi yaşamayan, düşünmeyen, inanmayan, giyinmeyen, konuşmayan insanlarla sorunu olan bir kitle var.

İstiyorlar ki herkes kendileri gibi olsun.

Onlar gibi baksın hayata.

Asla fikirleri, inançları, öğretileri sorgulanmasın.

Bu kitle ayrıştırıcı, bu kitle ötekileştirici...

Yaşam tarzına müdahaleci...

Onlar toplumsal kutuplaşmanın da, çatışmanın da dinamitleyicileri.

İronik olan ise bu kitlenin içinde bir grup var ki bunu "yaşam tarzımıza müdahale ediyorlar" diyerek yapıyor.

İlericilik, çağdaşlık, laiklik, demokrasi falan diye bangır bangır bağırıyor ama bütün bunları sadece kendinden farklı olanları susturmak, sindirmek, dışlamak için kullanıyor.

Derdi demokrasi falan değil. Ona göre bu kavramlar sadece kendi hegemonyasını kurmak için birer aparat.

Faşizme söverken bile faşistçe yapıyor bunu.

Farklı gruplardan oluşsa da bu kitlenin kafaları aynı kafa: "Herkes benim gibi düşünsün, benim gibi yaşasın, benim gibi inansın".

Onları bir camiye saldırıldığında da Reina'ya saldırıldığında da görmek mümkün.

Bu kitleyi sağcı, solcu, dindar, seküler, laik, muhafazakar diye ayırmak bizi asla doğru bir yere götürmeyecek.

Çünkü onlar her yerde.

Yok birbirlerinden farkı!

Bir kesimin yaşam tarzına müdahale için laikliği aparat olarak kullananlar neyse, diğer bir kesime müdahale için dini aparat gibi kullananlar da odur.

Sokakta yürüyen çarşaflı bir kadına da tahammülsüzler,

Mini etekli kadına da...

Sarıkla, şalvarla gezen adama da tahammülsüzler,

Yılbaşında içki içen adama da...

Hep ortak bir noktada buluşuyor bu kitle: Tahammülsüzlük.

Bu kullanışlı tahammülsüz güruh geçmişte nasıl defalarca toplumsal sinir uçlarımızla oynamak isteyenlere malzeme oldularsa, bugün de aynı oyunu oynamak isteyenlere "gel gel" yapıyorlar.

Bu kitle bugün türemedi, hep vardı.

Muhtemel ki yarın da olacaklar.

REİNA SALDIRISI VE YAŞAM TARZINA MÜDAHALE

Yılbaşı gecesi Reina'ya yapılan hain saldırıyı "laik yaşam tarzına müdahale"olarak değerlendirenler oldu.

Her ne kadar öyle düşünmesem de bu terör eylemini ille de "yaşam tarzına müdahale" çerçevesinde ele alacaksak bunu salt laiklik üzerinden değil,topyekün bir yaşam tarzı bağlamında ele almak zorundayız.

Bu saldırı hepimizin yaşam tarzına yapıldı.

Hepimizin istediği gibi yaşama, düşünme, tercih ettiği gibi inanma, eğlenme tarzımıza yapıldı.

İçimizdeki tahammülsüzlere rağmen farklılıklarımızla, birlik ve beraberlik içerisinde yaşama tarzımızı hedef aldı.

Örgütün hedefinde sadece yılbaşı gecesi içki içerek eğlenen insanlar yok.

DEAŞ bu zamana kadar Türkiye'de 8 saldırı gerçekleştirdi, 292 vatandaşımız bu saldırılarda hayatını kaybetti.

Giden can hepimizden gidiyor.

Nerede, kim, yaşam tarzı nasıl, bunların önemi yok.

Eğlence mekanı ya da ibadethane önemi yok.

Her terör saldırısında canımız yanıyor.

Bunu görmezsek büyük resmi ıskalamış olacağız. Ve bu bize korkarım çok pahalıya patlayabilir.

Bunun için içimizdeki tahammülsüzlerin yükselen seslerine prim vermeden, birlik ve beraberliğimizden ödün vermeden, bu terör denen illetle hep birlikte mücadele etmek zorundayız.

twitter.com/Htckubra 

Facebook Hatice Kübra