25 Haziran 2018 01:32

Mansur İşçel mansuriscel@gmail.com

Yapay zeka dünyanın sonunu mu getirecek?

Yapay zeka nedir? Bilgisayarlar aptal makinalardır, ya tam çalışır ya da hiç çalışmazlar, yorum yapma kabiliyetleri yoktur. Yorum yapmalarını isterseniz yapay zeka geliştirmeniz gerekmektedir. Yapay zeka ile geliştirilen sistemler neticede insanların elinden geçen, insanların yüklediği programlar ile çalışan platformlardır. Ne olursa olsun günün sonunda bir insanın ona elektik vermesi ile hikaye başlar, elektriği kesmesiyle hikaye sonlanır.

Robotlar insanların kontrolünden çıkar mı?

Maalesef izlediğimiz filmlerin çok etkisinde kalıyoruz. Bir robot sizin verdiğiniz komutun dışında hiç bir şey yapamaz. Yapay zeka yüklenmiş bir sistem netice itibari ile yine insanın kontrolündedir.


Efendim;

1 saniye içerisinde tüm dünyadaki robotlar birbiri ile iletişime geçerek silahları devreye alsa ve bombalar atmaya başlasa…

Sonrasında savaş uçaklarının yazılımlarını uzaktan ele geçirip sistemi bozsa ve tüm uçakları kendi lehlerine kullansa…

Tankları anında imha etse… 

Tüm insanların erişebildiği internet bağlantılarını koparıp sadece kendi aralarında bir ağ oluştursalar…

Bundan 50 yıl sonra akıllı ve sürücüsüz arabaların olacağını varsayarsak, araçların yazılımının kontrolünü ele geçirip sadece kendileri istediği şekilde kullanabilseler…

İnsanların barınaklarına sıra sıra girip yok etmeye çalışsalar..

Gibi bir sürü senaryolar yazabilirim.

Ama

Gerçekten bu noktaya gelene kadar dünyadaki emperyalist güçler zaten birbirini çoktan bombalayıp yok etmiş olur, böyle bir sistem ile Amerike kendilerinin önüne geçebilecek bir sistemi asla geliştirmez, geliştirmek isteyen ülkeleri de yok etmeye çalışır.

Ya da öyle bir sistem geliştirmezler.
Kendi kendine yorum yapabilmiş ve bağımsız bir birey gibi hareketler sergileyen bir robot bile olsa elektriğini kestiğiniz bir makinanın çalışması olanaksızdır. Robotların tam olarak kendi dünyasını yaratıp o dünyada yaşamasına asla izin verilmez. Biz bu kainatta yaşayan insanlar olarak bakır tel ve plastikten oluşan bir yapıyı elektirkle kavuşturduğumuzda ona hayat verdiğimizi sanarak çok yanılıyoruz. Yaşadığımız dünyada kalbimizin ritim atması kesildiğinde ruh bedenden ayrılır ve tamamıyla etkisiz boş bir beden olarak kalırız. Bizim bile hüküm sürmemizin imkansız olduğu şu hayatta yapay zekanın dünyanın sonunu getireceğini düşünmek sadece bir şehir efsanesidir. O yüzden robotların insanların kontrolünden çıkmayacağı konusunda müsterih olabilirsiniz. Facebook firmasının geliştirdiği yapay zeka robotların 2 dakika sonra kendi aralarında dil geliştirip sadece kendilerinin anlayabileceği bir konuşma yaptıkarı iddia edildi, kuşkusuz bir tehlike oluşabileceğini düşünerek hemen fişi çekildi ve sonsuza kadar kapatıldı denildi. Buna nasıl gülsem bilemedim, Facebook son zamanlarda aşırı prestij kaybına uğradı. Karizmayı çizdirmemek adına böyle bir hikaye uydurup durumu toparlamaya çalıştılar. Aslında var olan gerçek şudur, o iki robota yüklenen yapay zeka yazılımında hata vardı, yorum yapabilmesi beklenen robotlar saçmalamaya başlayıp konu dışı hareketler sergilemeye başlayınca başarısızlıklarını gizlemek adına bütün suçu gariban robotlara yüklediler. Farkettiyseniz elektriği kesilince konu kapandı. Olay budur arkadaşlar, insanların kontrolünden çıkması imkansızdır. 

Dünyanın sonunu robotlar mı getirecek?

Bir kere şu konuda anlaşalım. Dünyanın sonunu getircek olan varlıklar robotlar değil insanlardır. Filmlerde izlediğimiz robotların insansı hareketleri çok daha iyi düzeye getirilmiş ve insan üstü varlıklar olarak tanıtılmıştır. Terminator filmini bir çoğumuz izlemişizdir. Neredeyse ölümsüz bir varlığı canlandıran iki robot vardı, ateşte yanmıyor, kurşun işlemiyor, parçalansa bile kendisini yenileyip eski haline dönebiliyordu. Bu varlıkları yok etmenin gerçekten imkansız gibi görünen senaryolar yazılmıştı. Bir varlığın asla yok edilememesi kavramını ortaya atarsak konu yapay zekayı çok fazla aşıyor, moleküllerin ayrışıp sonra tekrar birleşip ve ışınlanmayı bile ezebilecek bir konu düzeyine geliyor. Eğer bir robotun dünyaya hükmetmesinden bahsediyorsak o robotun hiç bir zaman bitmeyen ve kendisini yenileyebilen bir enerjiye sahip olması gerekiyor, yani insanlara ihtiyaç duymadan kendi enerjisini kendisi üretmesi ve bu enerjinin hiç kesilmememesi için çok ciddi boyutlarda hatta metafizik boyutlarında bir çalışma yapılması gerekiyor. Zaten böyle bir platforumu oluşturmak demek bırakın yapay zekayı, biz insanlar uzaydaki diğer gezegenlere bile kafa tutarız anlamına geliyor. Bu kadar büyük çalışmayı yapıp da bunu yapay zeka robotları için kullanırsak bu aptallık olur. Kimse bu enerjiyi robota yüklemez, onun yerine gökyüzünde kuşlar gibi özgürce uçabilmemiz için uçaklara, suda balıklar gibi yüzebilmemiz için gemilere yüklerdik. Düşünün; hiç bitmeyen bir pil var ve siz bunu alıp kol saatinize takıyorsunuz.

Yahu gidip elektrikli otomobile taksana… Petrol kralı arapları tarihten silersiniz.

Bu konular sadece bir filmde senaryo olarak kalır ve hayal gücümüzün sınırı olmadığı gibi her hayal ettiğimizin de gerçek olması mümkün değildir. Yine işin temelinde insan vardır, insan isterse kendisi dünyanın sonunu getirir, emin olun bu işi robotlara bırakmaz.


Yapay zeka niçin vardır?

Herkes jetgiller çizgi filmini örnek verir, araba uçuyor, eve gelince bir tuş ile çantaya dönüşüyor, eline alıp eve giriyorsun, evde robotlar insanlara hizmet ediyor, köle gibi çalışıyor. Teknoloji insanların hayatını kolaylaştırmak için vardır, bütün dünya bunun için çalışıyor. Robotlar sadece insanların kölesi olacaktır, efendisi değil. Günümüzde ameliyatlarda kusursuz dikiş atan robotlar var, insan hatasını göz önünde bulundurursak robotlar sıfır hata ile kusursuz bir operasyon yapabiliyor. Önceki satırlarda dediğim gibi bilgisayar ya tam çalışır ya da hiç çalışmaz. Siz ne komut verdiyseniz onu yapar, robot kalkıp da yaranın derinliğini analiz edip ona göre pansuman yapayım sonra dikiş atayım demez, sadece dikiş atar, işi bitince bırakır. Yapay zeka en fazla bu amaçla kullanılması hedefleniyor. Hiç bir zaman bir insanın yerine geçemez, astrofizikde dahi bu kadar derin boyutlara gidilmemiştir. Yapay zekanın ses tanıma ve görüntü tanıma sistemleri ile donatılması hedeflenmiştir, ses ve görüntüye göre algılar oluşturup yorum yapması istenmiştir. Sürücüsüz araçlar yolların görüntüsünü yakalayıp iki çizgi arasında ilerlemeye çalışmaktadır, bir korna çaldığında bu sesi yorumlayıp açaba bir hata mı yaptım sorgusunu çalıştırıp yavaşlayabilmektedir. Yapabileceği yorumlar bunlarla kısıtlı olmakla birlikte en fazla 2 boyut derine yani ses ve görüntüye göre davranış sergilemektedir. 3.boyut kokudur, henüz koku dediğimiz kavramın bir fiziksel belirtisine rastlanmamıştır, sesi cihazlarla duyup algılatabiliriz, görüntüyü de yakalayabiliriz lakin kokunun metafizikte henüz bir frekans olarak tanımı yapılamamıştır. Kokuyu algılayıp bunu bir veri haline getirmek için bir sinyal yakalamamız ya da bir sensör ile kokunun yaydığı muamma bilgiyi bir dijital ortama çevirmemiz gerekmektedir, bu da bilimsel olarak mümkün değildir.


Robotlar sanıldığı kadar tehlikeli değil.

Dolayısı ile dünyanın sonunu robotların getirebilmesi için etten ve  kemikten kusursuz bir şekilde yaratılan insandan 1 boyut daha yukarıda bir varlık yaratmak söz konusu olacaktır. Yaratıcımız olan yüce Allah’ın kusursuz sanatına rakip olabilecek bir varlığı geliştirebilen varsa bir adım öne çıksın ve bizi ikna etmeyi başarsın lütfen. Eğer bunu yapabilceğine inanan bir Amerika varsa lütfen önce kansere çözüm bulsun, çocuklar ölmesin, savaşlar olmasın ve tüm sınırlar kaldırılsın. Bunları bile yapamayan bir devletin yapay zeka ile dünyaya hükmetme çabası 2 yaşındaki bir bebeğin hayal gücü ile aynı olduğunu düşünmek daha mantıklıdır.

Türkiye yapay zeka konusunda ne yapmalı?

Artık sanayi çağı bitti, yeni bir araba, uçak ya da gemi yapmakla bir yol alamayız. O treni kaçıralı uzun yıllar oldu. Alman otomobil devleri yaklaşık 100 yıldır araba üretip pazara sunuyorlar. Yeteri kadar otomotiv firması mevcut, bizim artık çağa ve zaman ayak uydurup bir Whatsapp, Google, yapay zeka ürünleri ve robotlar geliştirmeliyiz. Teknolojiye gereken önem verilmediği takdirde geri kalmaya mahkum bir ülke konumunda olacağız. Bu konuda devletimizin yaptığı yenilikler gerçekten çok iç açıcı ve mutluluk verici.