19 Eylül 2018 11:57

Kevser Zeynep Tutuş kevserzeyneptutus@gmail.com

Yananlar ve yakanlar..

Madımak otelinde çıkarılan yangında, Sivaslılar iyi bilir, otelde öldürülenler, provake olanlar, yoldan geçenler, aleviler sünniler, Sivas ismiyle birlikte hepsi birden yanmıştır. Ateşin kıvılcımını çakan ajanlar dışında kazananı olmayan bir tarihi olaydır bu..

Hapse giren masum insanlar, atılan nişanlar, yıkılan yuvalar, "sünniler bizi hayatta koymaz" diye bir gecede evini üç beş bileziğe satıp kaçan aleviler.. Keşke medyada dinlediklerinizle kalemşörlük yapmak yerine, gelip Sivas'ı dinleseniz. Hadisenin vehameti, neticesinde insanlara kaybettirdikleri kitaplara sığmaz.
 

Sadece kendisiyle aynı fikirde değil diye insanları yakacak adam yoktur Sivas'ta.. Türkiye'de en fazla cemevi olan şehir, hepinizden iyi biliyordur alevi sünni kardeşçe yaşamayı..
 

Osmanlı medeniyetinin bin dereden su getirilerek yıkılmasının nedeni budur aslında. Birçok ırkı dini kültürü, Osmanlı çatısı altında toplayan gücü, ırkçılık akımlarıyla parçalayıp, küçük devletler haline getirmek için, mezhepleri milliyetleri, çatışmalarla birbirine düşman edip bölmektir.
 

Kanuni Sultan Süleyman fethettiği ülkelerin dilleriyle şiirler yazmıştır. Osmanlı topraklarında yaşayan yahudilerin, kendi kutsal topraklarına ziyarete giderken, Osmanlı askerleri refakatiyle yol güvenlikleri sağlanmıştır. Böyle hoşgörü ve kardeşliğin hakim olduğu zamanlardan, bölüne bölüne ne günlere kaldık..
 

Aslında bizim kanımızda var, biz yine bir arada yaşarız. Sadece toplumun kabullenemeyeceği bir insan türü var şu anda. Ne yahudi ne hıristiyan ne alevi ne sünni.. Din düşmanı bir tayfa var, sadece oyunculuk ya da şarkıcılık yaparak kendini sanatçı olarak lanse ettiğinde, insana sanatın ne olduğunu sorgulatan, özellikle müslümanların kutsallarına söverek tahrik eden, klavye başında kaşıyıp duran kişiler..
 

Bu insanların üslubu ve mantığıyla baş etmek, cevap vererek ya da susarak aynı ortamda kardeş kalmak mümkün değil. Bir köpeğin bacağı kesilse, bir çocuk tecavüze uğrasa, canımız yanarken, böyle adi suçların failleri gibi sınıflandırılmak karşısında sakin kalmak nasıl mümkün olacak?
 

Aslında sorulacak en doğru soru şu; bu kışkırtıcı söylemlerle kime neye hizmet ediyorlar? Bizim hayatımızı ve inancımızı, vatanı milleti, Türkiye'deki gidişatı, ekonomiyi karalayarak kimi sevindiriyorlar?
 

Bugün yarın "idam talebi" için yeni bir provakatif ayaklanma planı yapılıyor. Birşeyleri gerçekten ciddiye alıyor gibi görünüp, halkı örgütleyip sokağa çekme takdiğiyle, insanları öfkeli bir grup haline getirip polisin ve devletin karşısına çıkarıp, "acaba kenarından ateşlesek bir iç savaş çıkar mı" ümidi ile nefret dolu iç dünyalarıyla yaşayan bu insanların, nelere sebep olabileceklerinin farkında olmayan birer cahil mi yoksa birer kiralık "dahili bedhah" olduklarını mı düşünelim? Bu gece nasıl uyuyalım, hangi derdimize yanalım..
 

Leyla'nın gözleri, Eylül'ün belinde elleri, Irmak'ın gülümsemesi..

Bakışlarının söndüğü o anda kalıp uyku tutmayanlara, vicdanların harabesinde bir hayalet gibi gezip duran; pencereden yola, sonra duvara, sonra boşluğa ve sonra uyuyan küçük yavruya bakıp dalanlara, türküleri yas tutmuş, şiirleri susmuş yurduma selam olsun..