25 Nisan 2017 17:33

Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

Yalanlar ve doğrular...

Madem birileri inat ve ısrarla yalan söylemeye, getirilecek olan sistemde olmayan şeyleri varmış gibi anlatmaya çalışıyor. O zaman bize de bu yalanları her gün deşifre etmek düşüyor.

Ne diyorlar?

-Yeni sistemde HSYK üyelerinin tamamı, Cumhurbaşkanı ve onun Meclis'te çoğunluğu bulunan partisi tarafından atanacak. Böyle bir durumda tarafsız ve bağımsız yargıdan bahsedilemez.

Doğrusunu anlatalım.

Yeni sisteme göre HSYK'ya toplam 13 üye atanacak. Cumhurbaşkanı 4 üye atayabilecek. Adalet Bakanı ve Adalet Bakanlığı Müsteşarı bu kurulun doğal üyesi olacaklar.

Bunları da Cumhurbaşkanı'nın hanesine yazarsak etti mi 6 üye...

Geriye kaldı 7 üye...

Bu 7 üyeyi ise Türkiye Büyük Millet Meclis'i seçecek. İşte hayırcıların es geçip, millete açık açık anlatmadıkları, yada yalan yanlış anlattıkları nokta burası...

Onların anlatamadığını ben anlatayım.

Meclis, söz konusu 7 üyeyi ancak ve ancak "Nitelikli çoğunluk" sistemiyle, yani 550 milletvekilinden 367'sinin oyuyla seçebilecek.

Şimdi rakamlara vuralım!

AK Parti'nin şu an Meclis'teki milletvekili sayısı kaç?

317...

Bu rakam AK Parti'nin tek başına HSYK üyelerini seçmeleri için yeterli mi?

Değil!

Hadi AK Parti ile MHP'nin bu konuda da birlikte hareket ettiğini varsayalım. Bahçeli böyle bir şeye asla ve kat'a yanaşmaz ama yine de varsayalım.

MHP'nin milletvekili sayısı şu an atibariyle muhalif milletvekilleri de dahil  39... İki partinin toplamı 356 ediyor ki bu da yetmiyor.

Yani anlayacağınız, AK Parti'nin HSYK üyelerini seçebilmesi için CHP ve MHP ile uzlaşmaktan, anlaşmaktan başka şansı yok.

Ha...

Denilebilir ki AK Parti bir sonraki seçimde 400'ün üzerinde milletvekili kazanabilir.

Yeni sistemle birlikte siyasi partiler ve seçim kanunu değişeceği, seçim barajı yüzde 3'lere, hatta sıfırlara kadar düşeceği için, AK Parti'nin 401 milletvekili çıkarma ihtimali milyonda bir bile değil...

Gelelim diğer yalanlara...

Diyorlar ki Cumhurbaşkanı yeni sistemde Anayasa Mahkemesi'nin bütün üyelerini atayabilecek. Bu durumda Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanı ne isterse Anayasa Mahkemesi onu uygulamak zorunda kalacak.

Öncelikle şu konuya açıklık getirelim.

Cumhurbaşkanı şu anda da Anayasa Mahkemesi'nin bütün üyelerini atayabiliyor.

Peki ama bu atamalar nasıl yapılıyor?

Amiyane tabir olacak ama Cumhurbaşkanları öyle aklına esen kişiyi "Gel seni Anayasa Mahkemesi üyesi yapayım" diye seçmiyor.

Yeni sistem gereği Anayasa Mahkemesi'nin 15 üyesi olacak. Yargıtay ve Danıştay kurumları önce kendi bünyelerinde oluşturdukları kurullar aracılığıyla 5 kişiyi aday olarak gösteriyor. Bu isimler Cumhurbaşkanı'nın onayına sunuluyor.

Aynı şekilde Yüksek Öğretim Kurulu da 3 aday belirliyor ve Cumhurbaşkanı'na sunuyor. Geri kalanlar ise hukukçu olan üst düzey yöneticilerden, birinci sınıf hakim ile savcı ve avukatlar arasından seçiliyor.

Burada hayırcıların halka anlatmadığı şu ayrıntı var.

2010 Anayasa değişikliği ile birlikte, Anayasa Mahkemesi üyelerinin görev süresi on iki yıl ile sınırlandırılmış bulunuyor.

Bu ne demek biliyor musunuz?

Eski Cumhurbaşkanları'ndan Ahmet Necdet Sezer'in atadığı üyelerden çoğu halen Anayasa Mahkemesi'ndeki görevlerine devam ediyor.

Erdoğan bugüne kadar Anayasa Mahkemesi'ne 1 üye atayabilmiş, 2019 seçimlerine kadar sadece 3 üye atayabilecek. Ahmet Necdet Sezer ile Abdullah Gül'ün atadığı mahkeme üyelerinin çoğunluğunun görev süresi ne zaman sona erecek biliyor musunuz?

2024 yılında!..

Görev süreleri 2030 yılında dolacak olan üyeler var!

Şimdi diyeceksiniz ki ha Abdullah Gül atamış, ha Erdoğan, ne farkı var ki?

O zaman size bir önceki yazıda verdiğim bazı bilgileri tekrar aktarmama müsaade edin lütfen.

Twitter yasağının kaldırılması, CHP'nin başvurusu üzerine HSYK seçim sisteminin değiştirilmesi, Fetö dershanelerinin kapatılması kararının iptali gibi skandal kararlar Abdullah Gül'ün atadığı Anayasa Mahkemesi üyeleri tarafından verilmedi mi?

Demek ki kim seçerse seçsin Anayasa Mahkemesi üyesi kimsenin emri altına girmiyor. Bu üyeleri ve bundan sonra seçilecek olanları peşin peşin emir kulu ilan edenler kendi karakterlerini anlatıyor olmalı diye düşünüyorum.

Ve son yalan...

Diyorlar ki "Yeni sistemde Cumhurbaşkanı isterse devlet kurumlarını bölgelere ayırarak ve özerklik ilan ederek ülkenin bölünmesine neden olabilecek!"

Uzaktan yakından alakası olmadığı Anayasa'nın 123, 126 ve 127 maddesinde açık seçik anlatılıyor.

Anayasamızın 123. Maddesine göre idare ve yönetim kanunlarla düzenleniyor. Anayasamızın 126. ve 127. maddesine göre il, ilçe, mahalli idare ve belediyeler Meclis'in çıkardığı kanunlarla kurulabiliyor.

Cumhurbaşkanı'nın bu konularda kanun çıkarma yetkisi yok. Bırakın kanun çıkarma yetkisini, söz söyleme hakkı dahi yok!

İşin özeti bu...

Peki ışık hızıyla yayılan ve pek çok kişinin kafasında soru işaretleri oluşturan bu yalanlarla nasıl başa çıkacağız diye soracaksanız...

Gerekirse 16 Nisan'a kadar her gün aynı yazıyı kaleme alacağım ama ortaya atılan iddiaların birer yalandan ibaret olduğunu dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım.

Yazması benden, paylaşması sizden...

twitter.com/slymnoz

facebook.com/slymnoz


instagram.com/suleymanozi