21 Kasım 2018 13:27

Muhammet Şakiroğlu msakiroglu@gmail.com

Vatanseverler Dünyayı Şeytani Teknolojilerden Kurtarıyor

Rivayet olur ki kiliseye ilk defa giden bir vatandaş, o gün vaaz konusu olan Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi konusuna denk gelmiştir. Vaaz sırasında Yahudilerin Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesindeki rolünü dinledikçe öfkesi kabarır. Sokağa çıkar çıkmaz ilk gördüğü Yahudi’nin yüzüne tokat olarak patlar bu öfke. Neye uğradığını şaşıran Yahudi, yediği tokadın sebebini sorar. Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesi yüzünden tokat yediğini anlayınca tepkisi şöyle olur: - İyi de, bu olay 2000 yıl önceydi. Vatandaş cevaplar: -Olsun, ben yeni öğrendim.

Tarımsal üretimde genetik/biyoteknolojik yöntemler hakkında bir şeyler duyar duymaz bu konuyu sahiplenen bir güruh var tüm dünyada. Yeni öğrenmenin verdiği heyecanla bu sahiplenme bazen duygusal hal alır ve tokat atılacak yüz aranır. Her duygunun gereğinden fazla yoğun yaşandığı ülkemizde ise nispeten daha trajik bir hal almıştır mevzu.  Bu konularda makul fikirler ile teknoloji üreten akademisyen ve uzmanlara eleştiri yönelten makul düşünürler, bu eleştirinin kapsamı dışındadırlar ve katkıları değerlidir.

Bir süredir cevval, vatansever (!) ve ahlakçı bir güruh,  anlayabildiği kadarı ile büyük bir bela olan genetik teknolojileri ve tohum teknolojisi konusunda dünyayı ve toplumu aydınlatmak (!) adına çırpınıyor. Kitap yazanından köşe yazanına, televizyon programcısından twitter fenomenine,  herkes bir yerinden tutmuş gidiyor. Ancak, derin ve nitelikli hiçbir bilgi sahibi olmadan güçlü fikir sahibi olan bu çakma vatanseverlerin aklına gelmeyen şey şu: Acaba bu konuda derinlemesine araştırma yapan akademisyenler/araştırıcılar ne düşünüyor. Öyle ya bu teknolojileri üreten, analiz eden, değerlendiren, denetleyen en mütevazi hesapla yüz binlerce araştırıcı ve uzman var. Bu teknolojilerin bu derece yıkıcı bir faaliyet olduğuna dair, uzmanlarından hiçbir ciddi infial yok. Bu konudaki fikirleri en azından piyasada korku salanlar ile aynı olmazsa gerek.

Aralarında 137 Nobel ödüllü bilim insanının da bulunduğu 13 bine yakın akademisyen, imzaladıkları bir bildiri ile GDO’lara karşı muhalefette bayrağı önde götüren Greenpeace adlı çevreci gurubun pozisyonunu gözden geçirmesini tavsiye etmektedir. GDO ve ürünlerine karşı ölçüsüz muhalefetin, bilgi sahibi olmayan kamuoyunu yanlış yönlendirdiği ve insanların etki altında bıraktığını da eklemişler. Bu imza kampanyası, konu hakkında akademisyenlerin toplumu bilgilendirme adına en organize duruş sergiledikleri hareket olduğu için kayda değerdir. Bunun dışında oldukça yaygın şekilde bireysel fikirler akademisyenler ve uzmanlar tarafından yazılmaktadır.

Eğer bu akademisyenlerin yukarıda özetlediğim fikirlerine değer vermiyorsak, bu ancak iki sebepledir. Ya konu hakkında cevval vatanseverlerden (!) daha az bilgi sahibidirler ya da ahlaki duruşlarında sorun vardır.

Herhalde hiçbir çakma vatansever, bu teknoloji uzmanlarından daha fazla bilgi sahibi olduğunu iddia etmemektedir. En azından bu kadar şirazeden çıkmamıştır. Bu akademisyenlerin alanına yaptığı katkıları tartışacak bir durum da yok. Üstelik bu insanların genetik konusunda fikir sahibi olan herkesten daha bilgili olduğunu fikir sahipleri de kabul edecektir. Peki, bu alanda uzman –üstelik Nobel alacak kadar başarılı- araştırıcılar ile bu alanda nitelikli araştırma yapan uzman ordusunun bilgilerinde sorun yoksa neden bu pozisyonu tercih ediyorlar.

Geriye kalan ihtimal, bu araştırıcı ve uzman ordusunun topluca ahlaksız olduğu vatan/dünya ve insanlık adına hiçbir kaygı taşımadıkları ihtimalidir.  Çoğunlukla daha fazla kazancı ve daha rahat bir hayatı elinin tersi ile iterek bilgi/buluş üretme adına akademiye giren insanların topluca ahlaksız ve yıkıcı olduklarını düşünmemiz için bir sebep yok. Bunlarının tamamının şirketler tarafından para ile satın alınmaları da mümkün değil. Dolayısıyla diğer ihtimal de pek makul değil.

Peki, alanında bilgili, teknolojiye hakim ve toplum ortalamasında  ahlaki değerlere sahip bu araştırmacı ve uzman ekipten farklı düşününce ne yapmak gerekiyor. Ben söyleyeyim. Genetik ve biyoteknoloji kullanılarak geliştirilmiş tohumlar hakkında duruşunuzu gözden geçirmek. Alternatif kaynaklardan farklı bakış açılarına dair okumalar yapmak. Bilgi edinme hususunda uzmanlardan daha çok yararlanmak. Bütün bunları yaptıktan sonra hala farklı fikirde iseniz, fikirlerinizi yazılı bir şekilde gerekçelendirerek yazıya dökmek ve paylaşmak..