15 Kasım 2018 08:53

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Vakit, “Hamasetten Taharet” Vaktidir...

8 ay önceki bir yazımın başlığında “Hamasetten Taharet” söylemini dile getirerek gençliğimizin algısına ve ilgisine yeni kavram kazandırmış olalım demiştim. Önceleri çok büyük bir had aşımı içerisinde olduğumu düşünerek kendi kendime hayıflanmıştım.

Sonrasında özellikle Ak Parti gençliği merkezinde bu kavramvari söylemimin ne kadar isabetli olduğuna kanaat getirdim.

“Hamasetten Taharet” başlıklı yazımın sonunda düşmüş olduğum “yeni kavram” şerhi karşılık bulmuş ki yazımdan 8 ay sonra Karar Gazetesi yazarı Yıldıray Oğur aynı başlıkla bir yazı kaleme almıştı.

Bu yazıyı yazarken düşündüklerimin ve serzenişimin tezahürü maalesef doz aşımına maruz kaldığından dolayı üslup ve usul değiştirerek alıntılar ile paylaşıyorum.

Türk Dil Kurumu “Hamaset” kelimesini “Dinleyenleri etkilemek veya heyecanlandırmak amacıyla yapılan abartılı anlatım” olarak tanımlıyor. Tam da toplum olarak yaşadığımız zaman dilimini anlatacak en güzel kelimelerden birisi.

Her şeyi abartmayı millet olarak çok seviyoruz. Hayatımızın her alanına hâkim. En yukarıdakilerden sokaktaki vatandaşa varıncaya kadar hamaset yapmayı çok seviyoruz.

Oysaki artık hamaset vaktini çoktan geçtik. Şimdi iş yapma vakti.

Bir an önce hamaset özelliğimizi “taharetlemeli” yani temizlemeli ve hayatımızdan çıkarmalıyız.

Peki, vakit hamaset vakti değilse ve vakti?

Vakit; fikrî ve zihnî sömürgeleştirme yöntemi ile gençlerimiz arasında musafaha halinde sarmaş dolaş olmaya çalışan kolonyalizm güçlerinden toplumu uzaklaştırma vaktidir…

Vakit; sınırları kaldırılan “değerlerimizin” bilincinde olup haram-helal, iyi-kötü, çirkin-güzel dengelerini yeniden kendi dinamiklerimizle “doğru yörüngeye” oturtma vaktidir...

Hamaset prangasına bağlı olmaksızın Müslüman gencin İslami bir kimlikle üretken, fikir sahibi, bilinci ile birlikte siyasal, toplumsal, kültürel olarak kendi öz modelini oluşturma vaktidir...

Seküler inanışın farzlarımızın, helallerimizin, değerlerimizin önüne geçmesini engelleyebilen Müslüman gencin “değerlerini” savunma vaktidir…

Kendi geçmişini “doğruları” ile tanıyan, inancının gereksinimlerini harfiyen yerine getiren, kültürel olarak kendi öz benliği ile model üretebilen gençliğin hamasetten taharetini yapmış bir şekilde geleceğimizi inşa etme vaktidir...

Batı kültürünün, ahlakının coğrafyamızda İslam kültür ahlakına galebe çalması on yıllardır kanayan yaramız...

Vakit; öz kültürümüze, değerlerimize dönme vaktidir...

Vakit; kendi kadim kültürümüzün, inançlarımızın, değerlerimizin, tarihimizin ve medeniyetimizin özneleri olma vaktidir...

Vakit; 150 yıldır topraklarımızda farklı şekiller ve biçimlerle yer etmiş 'İngiliz-Yahudi Medeniyeti' yani sömürge güçlerinden kurtulma vaktidir.

Vakit; kendi düşüncesini, fikrini, bilincini, şuurunu kapatıp aksine bilinçsiz, düşünce sahibi olamayan ve hamaset girdabına yakalanmış bir toplum olmaktan kurtulma vaktidir.

Vakit; köşe kapma sevdasında yarışan politize olmuş gençlerimizi, sosyal özgüveni yükseltilmiş serseri mayın gibi dolaşmaktan kurtarma vaktidir.

Vakit; İslami ve kültürel olmaktan çok uzak kolonyalizmin zerk etmiş olduğu düşünce ve inanışlardan kurtulma vaktidir.

Vakit; Neo-liberal kültüre sırtını yaslamış bir din algısından da ahlaki anlayıştan da uzaklaşma vaktidir.

Vakit; dini yaşantının 60’lı yıllarda olduğu gibi bireysel sınırları içerisine sürgün ediliyor olmasından sıyrılma vaktidir.

Vakit; yaşama bakış algısı daha lüks, daha konforlu, daha gösterişli ve en önemlisi Batı referanslı kültürle konuşan, gezen, giyinen, har vurup harman savuran bir gençliği yeniden kendi değerleriyle buluşturma vaktidir.

Vakit; kendi geçmişini “doğruları” ile tanıyan, inancının gereksinimlerini harfiyen yerine getiren, kültürel olarak kendi öz benliği ile model üretebilen gençliği yeniden inşa etme vaktidir.

Kısacası vakit; “Hamasetten Taharet” vaktidir...

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
instagram.com/msbeser