23 Ekim 2018 18:43

Göktan AY goktanay57@gmail.com

Ülkemizden beyin göçü var mı/yok mu?.. (8)

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) raporu:  2017 yılında, Türkiye’den göç eden insan sayısında, bir önceki yıla göre %42.5’lik artış var, bu oran 253.640 kişi ediyor. Göç edenlerin yaş ortalaması 25-29.

Türkiye'nin zeki ve başarılı öğrencileri, eğitimlerini devam ettirmek için yurt dışını seçiyor. Çok sayıda öğrencinin eğitim amacıyla ülkemizden ayrılması; kalifiye beyin göçüne neden olurken, bu kayıplar ülkemizin teknolojik ve bilimsel açıdan gelişimini yavaşlatıyor…

Ana-babalar; bebeklerini Avrupa ülkelerinde/Amerika’da dünyaya getirmek için koşturuyorlar.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank; "Yıllardır yetişmiş insan kaynağımızı adeta bir beyin göçü ile maalesef kaybediyoruz. Sayın cumhurbaşkanımızın 100 Günlük İcra Programı'nda da ilan ettiği gibi bilim insanlarının ülkeye dönüş seferliği hedefi doğrultusunda TÜBİTAK ile "Uluslararası Lider Araştırmacılar" programını hazırlıyoruz. Bu programda hem yetişmiş insan kaynağımızı ülkemize yeniden kazandıracağız hem de dünyanın dört bir yanından araştırmacıları ülkemize davet edeceğiz" dedi.

Almanya merkezli İstihdam Araştırma Enstitüsü Beyin Göçü Veritabanı'nın (IAB) verilerine göre; “Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü'ne üye 20 ülke arasında yaşayan, yüksek okul ve üzeri eğitim seviyesine sahip Türkiyeli göçmenler 30 yılda üçe katlanmış.”

Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı'nın IAB verilerine dayandırarak yaptığı hesaplamaya göre; “her 5 gençten biri işsiz, Türkiye'nin 20 OECD ülkesindeki göçmen stoğu, 230 milyar dolarlık yurt dışına giden doğrudan yatırım anlamına geliyor ki, bu çok büyük!..."

Bahçeşehir Üniversitesi Göç ve Kent Çalışmaları Merkezi (BAUMUS) Kurucu Direktörü Doç. Dr. Ulaş Sunata'ya göre; "Türkiye yıllardır beyin göçü vermektedir. Öyle ki, Türkiye'nin beyin göçü tarihini 2011’de yayınlanan bir makalemde üç döneme ayırmıştım. 1830'lardan 1950'lere dek hazırlık döneminin ardından beyin göçü 1950'lerden 1980'lere ilk dönemini yaşamıştır. 1990'lar ve 2000'lerin başı ise beyin göçünde doğrusal bir artışın yaşandığını gelişme dönemiydi. Şimdi ise 2010’lu yıllarda ise katlanarak bir artış söz konusu. 2010 yılına kadar incelediğim dönemden oldukça farklı bir durumdayız. Bu dördüncü dönemi analiz edebilmek için bir süreye ve daha çok veriye ihtiyaç var diye düşünüyorum. Bu önemli bir gösterge. Çünkü, eğitimin gücüne ilke olarak inanan Türkiye’de okumuşa saygı ve eğitimlinin sadece eğitimli oluşundan kaynaklanan itibarı son yıllarda çok büyük zarar gördü. Normalde beyin göçü gönderici ülke için ciddi sıkıntılar yaratan bir durum olduğundan, gönderici ulus-devletler bunun önüne geçmek için tedbirler almaya çalışırlar. Ama şu anda buna dair bir önlem alma durumu yaşanmıyor."

https://onedio.com/haber/turkiye-nin-230-milyar-dolarlik-kaybi-beyin-gocu-egitim-krizine-neden-olacak-820322

“BEYİN GÖÇÜ NASIL ÖNLENİR?

EĞİTİM sistemine çekidüzen vererek / Ülkenin geleceğine dair umutları yeşerterek / Hukuku üstün kılarak / Farklılıklara tahammül ederek / Liyakâti esas alarak / Cehaleti pohpohlamaktan vazgeçerek / Birikime gereken değeri vererek / Hiç kimsenin memlekette kendisini yabancı gibi hissetmesine izin vermeyerek...” http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/is-bankasi-ornek-olayi-chp-neden-basarisiz-40959465

Öğrenciler neden Türkiye'den gitmek istiyor? 

Daha önce, burs kazanan veya maddi imkânı iyi olan öğrenciler yurt dışında eğitim alırken, son yıllarda ülkedeki; siyasi, ekonomik ve sosyal çalkantılar nedeniyle gençler yurt dışı eğitime yönelerek, eğitim sonrasında da orada kalmanın yollarını arıyor.

Prof.Dr.İbrahim Ortaş şöyle yazmış; “Ülkemiz insanı bir tarafta yerli malı kullanalım, ABD mallarını boykot edelim derken her yıl ülkemizden ABD’ye binlerce beyin göçü vermekteyiz. Her yıl bu dönemlerde üzülerek izlediğimiz bir konuda çoğunlukla çok sayıda başarılı öğrencimizin ABD’deki üniversitelere lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimine gitmeleridir. Maalesef giden öğrencilerden üstün başarı gösteren önemli bir kısmı oralarda iş teklifi alıp çalışmakta ve ülkelerine dönmemektedirler. Ülkemizin kıt kaynakları ile yetiştirilen nitelikli insanımızı ABD’nin ekonomisine hizmet etmek için yurt dışına çıkışına engel olacak ortamı maalesef yaratamıyoruz. Bu bağlamda çok ciddi bir çelişki yaşıyoruz. Ülkemizin sınırlı sayıdaki parlak beyni her yıl ABD’ye gider ve çoğu da oralarda iş bulur ve bir daha da yurduna dönmez. Son yıllarda üzülerek tanıklık ettiğim kadarıyla çok sayıda kişi yaşanan sosyal ve ekonomik sorunlardan dolayı umudunu kesmişçesine yurt dışında kendilerine bir gelecek arıyor.”

Gençlere hakim olan kaygılar şöyle;

a/Sınavı kazanabilecek miyim?,.

b/Okulu bitirince iş bulabilecek miyim?.,

c/Diplomam işime yarayacak mı?,.

d/İş bulurken tanıdık/torpil v.b. bulacak mıyım?..” v.b.

Ayrıca;

Ekonomik belirsizlik, artan işsizlik oranı ve sosyal ayrışmalar gençleri umutsuzluğa sürüklüyor.

Bir genç; kolay yetişmiyor?

Ana-babaların çektiği sıkıntılar biliniyor. Aileler, çocuklarını özel okullarda okutmak için fedakarlıklarda bulunuyorlar…

Peki, nereye/neden gidiyor bu gençler?

Araştırılmıyor mu?

Kimse, bir şey sormuyor mu gençlere?

Her gün siyasete/yönetime akıl veren köşe yazarlarının gündeminde neden “beyin göçü” yok?

TV programları neden bu konuya yer vermiyor?

Beyin göçü; değersiz mi?, yoksa prim mi yapmıyor?

Yoksa, herkes biliyor/görüyor da, kafasını kuma mı sokuyor?…

 Konuştuğumuz gençler;

a/Aldığımız  eğitim yeterli değil,

b/ Unvanlı hocalarımız dahi, öğretim yöntemlerini bilmiyor,

c/ Üzerimizde mobbing çok fazla,

d/Eğitim sisteminde sürekli değişiklik yaşanmasından olumsuz etkileniyoruz,

e/Sınav sisteminin üzerimizde stres-baskı oluşturuyor,

f/Geleceğe olan ümitlerimiz kırılıyor,

g/Lisans eğitimi, içimizdeki heyecanı öldürüyor,

h/Yetenekli/liyakatlı kişiler, ülkemizde  hak ettiği yere gelmiyor,

ı/Yabancı dil iyi öğretilemiyor,

i/Siyaset, atamalarda ön plana geçiyor v.b. beyin göçünü tetiklediğini düşünüyorlar.

Gençler, yurt dışında eğitimin;

“a/Ana dil düzeyinde yabancı dil öğrenmemize yararı oluyor,

b/ Özgür düşünce ve yaratıcılığımızı ön plana çıkarıyor,

c/ Yeni insanlarla tanışma, yeni şehirler/mekânlar/kültürler görme, sorumluluk bilincini artırıyor,

d/ Farklı dil, din ve ırklarda insanlarla yapılan eğitim, onlara  saygı duymayı öğretiyor, 

e/Sosyalleşme, iş takip etme, kendilerini ispat etme v.b. kişiliklerinin gelişmesine olumlu etki ediyor.” diyorlar…

Sorular şunlar:

Bu kazanımları benim üniversitelerim (genelde) niye veremiyor?

Neyimiz eksik?!..

Yağ, var, un var; helva neden yapılamıyor?

Amacımız; kurumsallaşmayı ve gelişmeyi  önleyen uygulamaların ortadan kaldırılmasıdır..