22 Ağustos 2017 08:25

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Üç Maymun Avrupa ve Referandum!

Yaşadığımız son yıllar tabiri caizse acıların çemberinde geçen zamanlar oldu.

HDP’nin Doğuyu neredeyse onulmaz bir karanlığa doğru sürüklemeye çalıştığı seçim sürecinde Diyarbakır mitinginde DAEŞ saldırısı sonucunda 5 vatandaşımız hayatını kaybetti!

20 Temmuz’da Şanlıurfa’da halay çeken gençlere DAEŞ saldırdı ve 34 kişi hayatını kaybetti.

10 Ağustos’ta Sultanbeyli ilçesinde bombalı araçla polis merkezine saldırı düzenlendi ve 1 polis şehit oldu 10 kişi yaralandı!

10 Ekim’de Ankara’da yapılan mitingde DAEŞ’in yaptığı saldırıda 101 kişi hayatını kaybetti!

12 Ocak 2016’da Sultanahmet’te yapılan DAEŞ saldırısında 10 kişi hayatını kaybetti!

13 Ocak Diyarbakır’da emniyet binası önünde bomba yüklü araç patlatıldı ve 1 polis şehit oldu 5 vatandaşta hayatını kaybetti!

Saldırıyı ise referandumda hayır diyeceğini çığıran HDP’nin kardeşi HPG üstlendi.

19 Mart’ta İstiklal Caddesi’nde bomba bir kez daha turistleri hedef aldı ve saldırıyı DAEŞ üstlendi!

7 Haziran Vezneciler saldırısı sonucunda 7’si polis 12 kişi hayatını kaybetti!

28 Haziran İstanbul Havalimanı saldırısında 44 kişi hayatını kaybetti!

15 Temmuz FETÖ darbe girişimi yüzlerce insanımız hayatını kaybetti!

20 Ağustos Gaziantep’te kına gecesinde patlatılan bombada 51 kişi hayatını kaybetti ve  saldırıyı DAEŞ üstlendi!

Beşiktaş stadı yakınında Çevik Kuvvet ekiplerine düzenlenen saldırıda 37’si polis 45 kişi hayatını kaybetti ve saldırıyı HDP’nin bir başka kardeşi TAK üstlendi!

Derdim sizlere haber kronolojisi perspektifinde sunuş yapmak değil elbette. Bir gerçeği anlatmanın formülünü arıyorum.

Yaşadığımız hayatın zaman sürecinde acının tarifi, rengi, dili, ırkı, dini yok.

Alçaklar defaatle terör saldırısı düzenleyerek güzel ülkemizi rahat bırakmadı.

Lakin devletimizin terörle mücadelesinde ki kararlı duruşu sayesinde ülkenin birlik ve bütünlüğü de sarsılmadı.

Peki, bu saldırılar yapıldığında Avrupa ne yaptı?

Sadece üç maymunu oynadı.

Görmedi, duymadı, konuşmadı!

Bunca terör vakasıyla uğraşırken ne istihbarat olarak ne de medya olarak ülkemizin yanında olmadılar!

Günümüz tarihine baktığımızda Orta Doğu’daki terör saldırılarına kültürel bağlılığımız, ortak geçmişimiz yok diye duyarsız kalan gavur Avrupa bugün terörle iç içe yaşar oldu.

Bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenler bugün yılanın asıl hedefleri oldular.

İslam kültür ve örfünde kendisine kötülük edene kötülükle karşılık verilmez.

Nedeni ne olursa olsun Dortmund’da yaşanan terör saldırısın da duyarlı bir düşünce ve davranış ile terör olaylarının karşısında durmamız gerekiyor.

Yaşadığımız süreçte hiç bir terör hareketini  “mazurgösterecek önermeler olamaz!

Ama nedense bakıyorsunuz; teröre de, teröriste de kılıf giydirilerek gerekçeler uyduruluyor.

Suriye’de birden biten terör örgütleri gibi!

Makyavel’in Amaç için her araç meşrudur anlayışının günümüz dünyasında vücut bulma hali savaş ve terör şeklinde oldu!

Gavur Avrupanın özellikle referandum sürecinde işlerimize ve vatandaşlarımızın özgür iradelerine karışıyor olması Makyavel anlayışıdır.

Gavur Avrupa’nın İslamiyet’e karşı hoşgörülü olması gerekir, gerçekten gelişmişliğin öncüsü olduklarını iddia ediyorlarsa!

Oysa gerçek olan ise; İngiliz-Yahudi medeniyeti ve Avrupanın tek savaşı İslam iledir.

Yeni dünya düzeninin kurulma savaşları İslam ve Batı arasında geçeceği artık aşikar.

Batı için ne ahlak vardır ne de sınır vardır.

Sözüm ona, yıkım ne kadar geniş, ölüm ne kadar çoksa, gerekçe de o kadar inandırıcı ve sağlam olmalı ki yaptırımlarda gerçekçi olsun!

Bu yüzden, tarih boyunca çıkarılan savaşların çoğu dini gerekçeye dayandırılmıştır.

Bu dayandırma neticesinde de hortlatmış oldukları terör örgütlerini İslam ile bağdaştırarak hareket ettiler.

Üç maymunu oynamayı bırakarak omurgalı bir şekilde hareket etmeleri durumunda dünya güzelleşecektir lakin buna pek tabi inancımız yoktur.

twitter.com/msbeser
facebook.com/msbeser

msberser@gmail.com