23 Kasım 2017 19:23

Selman Öğüt selman.ogut@internethaber.com

Tuncay Özkan'ın 28 Şubatı

  Tuncay Özkan’ın Halk TV’de yaptığı açıklamalar hepimizin dikkatini çekti. 28 Şubat’ın bir FETÖ projesi olduğunu söyledi.

  Özkan’ın iddiası yeni bir iddia değil. Bu iddianın daha önce defaatle belirtildiğini hatırlatmakta yarar var. Ancak Özkan’ın açıklamalarını çekici kılan husus isimler üzerinden gitmesi. Recep Güven, Ali Fuat Yılmazer ve Sami Uslu isimlerini veren Özkan Fadime Şahin Müslüm Gündüz tiyatrosunun Fetö tarafından sahnelendiğini belirtti. Emniyetteki Fetöcülerin gazetecilere baskın anını ve fotoğrafları servis ettiğini söyledi.

  Peki, Özkan’ın açıklamalarını nasıl yorumlamalıyız?

  Birincisi, Özkan’ın söyledikleri bence de doğru. 28 Şubat süreci muhafazakarların hepsini kırıp geçirirken Fetöcüler ve onların kurumları dehşet şekilde güçlendi. İmam-Hatipler, Kuran Kursları, vakıflar ve daha bir sürü kurum sudan sebeplerle kapatılırken, ilçe belediyeleri Arapça kurs verdiği için ‘Gladyo Medyası’ tarafından ‘irtica hortlatıcıları’ olarak yaftalanırken, yeşil sermaye adı altında cadı avı başlatılırken Fetö büyüdü. Demek ki Fetö 28 Şubat’ı istedi, planladı ve sahneledi.

  İkincisi, Fetö virüsü sadece AK Parti’yle beraber güçlenmemiş. Bu adamlar zaten güçlüymüş. AK Parti bu virüsün vücuttan atılması için mücadeleye başladığında kıyamet koptu.

  Üçüncüsü, 28 Şubat Darbesini Fetö tek başına gerçekleştirmemiştir. Yukarıda da belirttiğim gibi medyasından iş dünyasına, sanatçı geçineninden siyasetçisine kadar bu darbeyi destekleyen bir güruh vardı. Satın aldıkları bürokratlar üzerinden devleti borçlandırıp daha sonra da bu borçların faizini yiyenlerin rahatsızlıklarını nasıl unutabiliriz? Erbakan’ın devleti borçlandırarak sömürenleri bitirme planı kendi siyasi hayatına mal olmuştur.

  Dördüncüsü ve belki de en önemlisi, Özkan’ın söyledileri eksik. Bu ülkedeki hiçbir hareket tek başına büyük işlere ya da büyük tahribatlara imza atamaz. Tahribat yapanlar da devlete ve millete hizmet edenler de hedeflerine tek başlarına ulaşmamıştır. Daha açık konuşayım: Darbe yapan da destek almıştır, iktidara gelip adam akıllı iş yapan da. Demokrat Parti Hükümetini darbe ile alaşağı edenler sadece asker değildi mesela. Akademisyeninden gazetecisine, iş adamından bürokratına kadar bu kirli işe destek veren bir aylak takımı vardı. Farklı görüşten olsalar da düşmanları aynıydı. Menderes’in asılması zulmü de böyledir. Benzer şekilde Özal ya da Erdoğan gibi büyük hizmetlere imza atan demokrasi kahramanlarının da destekçileri farklı kesimlerdendir. Nasıl ki Özal ANAP’ın farklı görüşleri aynı çatı altında toparlayan bir hareket olduğunu her fırsatta vurguluyor idiyse Erdoğan da AK Parti için bunu yapmış ve yapmaktadır.

  Uzun lafın kısası bu ülkedeki müspet ya da menfi anlamdaki her ciddi iş bir koalisyonun neticesidir. Yani ya büyük suç ortaklıkları ya da büyük adanmış gruplar söz konusudur tarihimizdeki ciddi işlerde. Onun için Tuncay Özkan’ın açıklamaları Fetöcü olmamasına rağmen 28 Şubat rezaletine destek verenleri aklamaz. Tıpkı 2007’de başlamış olan Ergenekon Davasının Zekeriya Öz gibi özel yetkili savcı ve hakimlerini Kadir Özbek ve Kemalist arkadaşlarından oluşan HSYK’nın atamış olması gibi.

  Velhasıl 28 Şubat’ta Fetöcülere kimlerin destek verdiğini bu millet biliyor. Onun için kimse kendini aklamaya çalışmasın. Aynı şekilde cemaat gibi görünürken desteklemeyip 17-25 Aralık Süreci’nde terör örgütü olarak ortaya çıktıktan sonra Fetöyü destekleyenleri de biliyor bu millet. Kayyum atandığında Zaman Gazetesi önünde kimlerin nöbet tuttuğunu, 30 Mart 2014 seçimlerinde kimlerin Fetö ile ittifak yaptığını biliyor bu aziz millet.

  Rusların dediği gibi: Hakikatin gizli kalamamak gibi bir huyu vardır. Hakikatin peşinde olmak temennisiyle.

Sosyal Medyada Takip İçin:

twitter.com/selmanogut

facebook.com/selmanogut