24 Haziran 2017 08:12

Deniz Temur deniztemurblog@gmail.com

TRT'nin yaptığı da iş mi şimdi!

Kış geldi hastalıklar başladı.

Benim için kış demek, hastalık demek 'Home Office' demek!

Bir yandan hasta çocuk bir yandan da yapılması gereken işler olunca evin kuralları da bir bir delinmeye başlıyor.

Delinen kuralların başında da televizyon izleme süreleri geliyor. Yalan yok birbiri ardına başlayan çizgi filmleri çocuk izlesin de iki satır daha çalışmayı başarayım diye dua etmiyor değilim. 

Ta ki TRT Çocuk'ta yayınlanan İstanbul Muhafızları adlı çizgi filmdeki repliklere ayılıncaya kadar. 

Algıda seçicilik olsa gerek her gün bir patlayan bombalar, şehit düşen askerler, suikastler derken çizgi filmde geçen ilk 'patlatacağım' sesini duyunca irkiliyor insan.

İyiki de irkilmişim!

Ardından bir kaç bölüm daha izleyince inanamadım.

Çocuklar için hazırlanan bir çizgi filmde okuldaki tarih dersinde başarısız olan bir karakterin (Gürgen Palamut) İstanbul'un tarihi mekanlarına zarar verme planları resmediliyor.

Öyle basit zararlar değil, bayağı planlı, programlı, bombalı, dinamitli planlardan bahsediyorum. 

Ve bu karakteri durdurmaya çalışan başarılı, duyarlı, akıllı, çalışkan 4 afacan var. 

Afacanların Gürgen Palamut'la mücadelesi ise tam bir intikam serüveni. Her defasında Gürgen'i kendi silahıyla vuruyorlar. 

Aralara da İstanbul'un tarihi mekanlarının hikayelerini anlatan bir kaç sahne sıkıştırılmış. Ancak ana karakter Gürgen Palamut ve yandaşı Azmi!

Böyle bir çizgi filmle amaçlanan İstanbul'un tarihi mekanları hakkında çocukları eğitmek ve o mekanları korumak konusunda bilinç yaratmaksa GEÇMİŞ OLSUN!

Buradan çocukların aldığı mesajlar ancak şunlar olabilir:

- Başarısız olanlar kötüdür.

- İyiler kötülerden intikam alabilir.

- Okulda başarısız olursan 'kötü' bir insansındır.

Bomba, dinamit, patlama vs.'nin çocuklarda yarattığı endişe hissinden bahsetmiyorum bile.

BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU!

Dahası var!

Böyle bir çizgi filmi yayınlayan TRT Çocuk bundan bir kaç hafta önce 5. Uluslararası Çocuk Medyası Konferansı'na ev sahipliği yaptı. Konferansın ikinci günündeki başlıklardan biri de ‘Çocuk Medyasında Şiddet Unsurları’ konusuydu. Ve aynı TRT o konferansta çocuklara şiddet unsuru 'doğrudan göstermeyen' yayınlar yapmakla övündü. 

Mesela, TRT Genel Müdürü Şenol Göka konuşmasında “Çocuklar hayatı bir oyun olarak algılıyor. İçeriklerimizi bunun farkında olarak üretmeliyiz” uyarısında bulundu ki kesinlikle doğru. Ancak pratikte öyle olmadığı ortada. 

HEM DE BÖYLE BİR ZAMANDA

Her gün bir yerde bir bomba patlarken ve anne babalar olarak çocuklarımız yaşanan bu şiddetten ve ekranlardaki şiddet unsurlarından uzak tutmaya çalışırken bir çocuk kanalının sokakta yaşananın aynısını çocuk içeriği diye ekrana yansıtması doğru mu?

Adı çizgi film olunca 'patlayan bombanın', 'bir yere yerleştirilen dinamitin' görüntüsünün ve yarattığı hissin sempatik olduğunu mu düşünüyoruz?

Çocuklarımızı gerçekliğin içine çekip, alıştırmak mı sokakta yaşanlara alıştırmak mı derdiniz?

Umarım değildir!

facebook.com/obenimannem

twitter.com/obenimannem

instagram.com/obenimannem