23 Ekim 2018 19:30

İsmail GÜZEL iguzel@nestech.net

TRT'de Neler Oluyor?

15 Temmuz işgal girişimi sonrası bazı çevrelerin ısrarla "Gülenciler bittikten sonra başka cemaatler gelecek" argümanı ile sulandırılıp algı oluşturulması tehlikeli bir hale dönüştürülmekte.

 TRT'de neler oluyor.

Bir kaç gün önce ara ara görüştüğüm bir TRT çalışanı anlatıyor ve soruyor;

Biz 17 Aralıkta yüreğimiz ağzımıza gelirken, ellerini ovuşturarak "nihayet kurtuluyoruz galiba" diyenler, paralelin yayınladığı her tapenin üstüne mal bulmuş mağribi gibi saldıranlar, biz "mesele yolsuzluk değil, bu operasyon AK Partiye değil, Türkiye Cumhuriyetine" dediğimizde bizi "hırsızlığı örtmek için paralel paranoyasına sarılmak"la itham edenler şimdi paralelle mücadelenin "kahraman"ları oldular ve parmaklarını üzerimize sallayarak "hepiniz gidicisiniz" edebiyatı yapıyorlar.

Eğer mesele paralelle irtibatlı olmak ise, paralelin 17 Aralık hamlesine balıklama atlayıp, "ayakkabı kutusu", "hırsız Erdoğan", "DAİŞ'e yardım tırı gönderen dinci AKP hükümeti" gibi tonla klişeyi dillerine pelesenk eden ulusalcı kesim nasıl olur da şu süreçte baş tacı edilir TRT de?

Bu kişiler daha 15 Temmuzdan bir hafta öncesine kadar "bu adam seçimle gitmez, kim bizi bu diktatörden kurtaracak" diye darbe imasında bulunurken simdi nasıl da darbe karşıtı ve demokratik yolla seçilmiş hükümetin yanında imajına sahip oldular bi anda?

Darbeyi yapan FETÖ değil de Ergenekon zihniyetinde bi cunta olsaydı, bu tipler sokaklara dökülüp çılgınca kutlamalar yapmaz mıydı?

Bu kişiler daha AK Parti iktidarının ilk aylarından itibaren "ordu göreve" edebiyatı yapmaya başlamamışlar mıydı?

FETÖ'den nefretlerinin sebebi de onun paralel yapı kurması değil de ulusalcı askeri vesayeti kıran operasyonlar yapması ve imam hatiplerin kapatılması sonrasında dindar gençlik yetiştirme işini üstlenmesi değil miydi?

FETÖ'nün operasyonları gerçeklerle sahte delillerin, hukukla kumpasın iç içe geçtiği operasyonlardı ve asıl hedefi ulusalcı derin devlet ve askeri vesayeti kaldırıp yerine kendisininkini kurmaktı. Ama bu, Türkiyede bi ulusalcı askeri vesayet ve derin devlet geleneği olduğu gerçeğini değiştirir mi?

28 Şubatın paşaları, 27 Nisan muhtırasını bizzat kendisinin yazdığını söyleyen Büyükanıt, Veli Küçük, "ordu göreve" pankartı açanlar, cumhuriyet mitingleri yapanlar, bunlar da mı FETÖ'cüydü?

Sonuç;

15 Temmuzdan sonra değişen tek şey nihayet TRT'de FETÖ ile mücadelenin başlaması. O tarihe kadar resmen ayakta uyunuyordu bu konuda.

FETÖ ile mücadelenin de suistimal edilmemesi ve özellikle muhafazakar profildeki herkesi topluca temizlemeye dönüşmemesi önemli. Bu hassas konu ile ilgili çok dikkatli olunmazsa, kazanımların kayıp hanesine yazılması kaçınılmaz olur.

FETÖ'cü olma ihtimalini zayıflatma adına ulusalcıların pozisyonlarının yükseltilmesi yoluna gidilmesi ayrı bir liyakatsizliğe yol açmaktadır.

FETÖ kadrolaşması öncesinde de zaten yoğun olan Ulusalcı-Perinçekci kadroların FETÖ temizliği bahanesi ile tekrar önü mü açılmak istenmektedir? Yoksa bu yapılan bir aymazlık mıdır?

Yıllardır, "bizden değil ama bize alternatif" düşüncesi ile tırpanlanan mütedeyyin kesimin bugün de, "risk almayalım" düşüncesi ile yine en fazla önü kesilen halkayı teşkil etmektedir.

Elbette bir devlet kurumu olan bu yapıda, terör örgütü mensupları hariç, her fraksiyondan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının çalışabilmesi demokratik bir haktır. Dikkat edilmesi gereken husus, FETÖ tarzı yapılanmaların önüne geçilirken dengeyi bozacak başka ağırlık merkezlerinin oluşumuna engel olabilmektir.

Her devlet kurumu gibi TRT'de iç dinamiklerini harekete geçirip gerekli önlemleri almalı, üzerine düşeni daha fazlasıyla yapmalı.

Bu millet terörden ve darbelerden çok çekti. Bu millet darbeyi ve darbecileri vicdanlarında hapsetti. Milli olan hiç bir vatansever darbe yapmaz, yaptırtmaz. Darbe nereden gelirse gelsin meşru değildir. Benim darbecim senin darbecinden iyi değildir. Darbeler bu ülkenin ayağında ki prangalardır. Biz millet olarak artık darbelere dur diyoruz.