26 Haziran 2017 15:08

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Tehdidin Sebebi Cesaret mi Panik mi?

Hafta sonu internet üzerinden teşehhüt miktarı haberlere bakayım dedim.

Gözüme ilginç bir haber ilişti.

(CHP Konya milletvekili Hüsnü Bozkurt, Uğur Dündar'ın sık sık skandallarla gündeme gelen Halk Arenası programına katılarak Türk halkına referandum tehditleri savurdu.

Sandıktan "hayır" çıkacağına inandığını belirten Bozkurt, "evet" çıkması halinde de kimsenin heveslenmemesi gerektiğini söyledi.

Aldıkları oy oranının önemli olmadığını söyleyerek halkın iradesini hiçe sayan Bozkurt, halkın kimi desteklediğinin önemli olmadığını, ülkenin sahibinin kendileri olduğunu iddia ederek büyük tepki topladı.

Büyüklüğümüz aldığımız oyla ölçülemez, biz Atatürkçüyüz, Cumhuriyetçiyiz, biz devrimciyiz diyen CHP'li Bozkurt, "Sandıktan evet çıkarsa da kimse heveslenmesin. Yine Samsundan başlar, sizi İzmir'e kadar kovalarız" diyerek "Evet" diyecek vatandaşlara tehditte bulundu.

Referanduma evet diyeceklere "Sizi de 7 göbek sülalenizi de İzmir'den denize dökeriz") diye tehditler savuran CHP'li Bozkurt'un konuşmasının haberi.

Haberi hiç değiştirmeden alıntılayarak buraya aldım.

Önce düşündüm; sanki bir sebepten cesaret alınmışcasına milletin çoğunluğuna karşı yapılan bu tehdidin sebebi ne olabilir diye?

Sonra bir bisküvi firmasının tehdit cümleleri ile bezenmiş reklamı aklıma geldi.

Acaba dedim; sadece bir reklamdan cesaret alınmış olabilir mi?

Bu reklamın vermeye çalıştığı mesajlardan ümit edilmiş midir acaba?

Öyle ya bu firmanın Avrupa ilişkileri ve yabancı ortakları mevcut.

Acaba bundan mülhem reklamın bir bildiği vardır bunu fırsata çevirmeliyiz diye mi düşünüldü?

Sonra aklıma bu tehditkar tavrın asıl sebebi geldi.

Recep Tayyip Erdoğanın nazik çadır ziyaretinden sonra bunu hazmedemeyen "hayır"cılar telaşa tutuştular.

Cumhurbaşkanının çadır ziyaretinden sonra güven oyunun artmasını hazmedemeyince hakarete ve tehdide başvurmaya başladıklarını anladım.

Bu milleti aptal yerine koymaya çalışıyorlar.

Kendi kaderini tayin edebilecek seviyede ve bilinçte olduğunu bilmiyorlar.

“Evet” çıkarsa bu millete darbe yapacaklarını söylüyor.

Bunu söyleyerek kendilerini 15 Temmuzdaki teröristlerle bir tutmuş olmuyorlar mı?

Bu millet 16 Nisanda verdiği kararla bütün dünyaya Osmanlı tokadı atmış olacak bunun farkındalar pek tabi.

Samsundan başlarız” derken 19 mayısa işaret ediliyor.

Yani Samsundan başlayanların dönemi “tek partili” dikta dönemi.

Tehdit edenlerin partisinin tek partili dönemlerinin başlangıcı.

Sözüm ona tehdit etmeye çalışan bu güruh aynı zamanda tek adamlık müsebbibi ile anayasa değişikliğine hayırdiyen güruh.

Ne kadar tenakuz var değil mi.

“İzmirden denize dökeriz” derken İngiliz-Yahudi medeniyetinin yeniden bunlara kol kanat gerip sahip çıkacaklarını zannediyorlar.

Hani İzmirden hediyelerle, hürmetlerle gemiler vasıtası ile yolculuk yapmaya başlayan efendilerinin kendilerine verdikleri görevi yerine getireceklerine söz vererek uğurladıkları gibi.

Bu devirler geçti artık kendi kararlarını veren bu millet sizin efendilerinizin önünde eğilmiyor bilesiniz.

Ya bunu görmüyorlar ya da korku paçalarını sarmış durumda, dolayısı ile tehdit ile sündürebileceklerini sanıyorlar bu milleti.

Evet tek partili zamanlarda bu milleti zulüm ile tehdit ile sündürdünüz eyvallah.

Lakin bitti bu dönemler.

Özüne, kimliğine, kültürüne, ecdadına ve inancına sahip bir millet ile karşı karşıyasınız.

Görmediniz mi bunu 15 Temmuzda?

Yapılmaya çalışılan bu tehdidin bir farklı sebebi de belki şu olabilir;

Milleti ile bütünleşmiş bir lideri kararlarından geri döndüremiyor ve referandum sonucunu “hayır” olarak çıkaramıyorsak eskisi gibi ortamı gerelim düşüncesi!

Eskiden bu yöntem işe yarardı.

Tehdit, gözdağı, aba altından sopa göstermeler gırla gider. Ülke bir türlü normalleşemez. Devlet, kendi milletini potansiyel suçlu olarak görmekten bir türlü vaz geçemez. Ve istemiş oldukları zemin oluşmuş olurdu.

Bunlar çok eskide kaldı.

Samsundan başlayıp İzmir’den, önünde rükûa eğilerek yolculadığınız efendilerinizle zalimlik yaptığınız zamanlarda kaldı bu yöntemler.

Dedik ya; bu millet 16 nisanda verdiği kararla bütün dünyaya Osmanlı tokadı atmış olacak.