21 Kasım 2017 07:11

Hadi ÖZIŞIK hadi.ozisik@internethaber.com

Süleyman Soylu Kürtler'in kalbine giden yolda yürüyor!

PKK'nın güçten düşmesi, HDP'nin günden güne erimesi, hatta yok oluşu. Kürt politikacıların ettiği sözlerin Kürtler'in nazarında eskisi gibi itibar görmemesi... terörle yapılan etkin mücadele değil tüm bunların sebebi. 

PKK terörüne karşı silah sonuç almadı bugüne kadar. Hendekler, çukurlar, yer altına döşenen silahlar... barış kardeşlik palavralarıyla Kürtler'in hayalini çalanlar. Devlet 7 Haziran sonrasında bölgede hüküm sürdü doğru. Ama bir tek silah değildi etkin olan. Devletin şefkatli eli, zehirden uzak diliydi bölgedeki hâkim olan.

Kürtler'in kalbine inen yolu bilmek gerek. 

PKK, 40 yıla yakın sürede hüküm sürdü Doğu ve Güneydoğu illerinde. PKK'nın seveni de vardı, korkanı da. AK Parti ve Recep Tayyip Erdoğan faktörü, bölgedeki korkuyu da, sevgiyi de silip süpürmeye yetti. "Barış süreci"nin son bulması bile, Kürtler'in Erdoğan'a olan inancını yok etmedi. AK Parti hâlâ bölgede büyük güç. 

Haklısınız!

Sandıklar aynı şeyi söylemiyor!

Ben de haklıyım; zira sandıklar eskisi gibi oluk oluk akmıyor HDP'ye.. 7 Haziran'da "Türkiye Partisi" olma yalanı, sazlı sözlü her yerde anlatıldı, ilgi gördü, itibar gördü. Türkiye tüm bu numaraların hendek için, çukur için yapıldığını çok geçmeden farkettiği için, 1 Kasım HDP'nin hezimeti oldu. 

Yüzde 51'in sebebi de Kürtler'in yön değiştirmesinin sonucu değil mi?

Güneydoğu için kim ne söylemedi ki...

Özal'ı, Demirel'i, Çiller'i, Yılmaz'ı... hepsi Kürtler'e bir şeyler söyledi ama hiçbiri (Özal hariç, ölmeseydi ya da öldürülmeseydi her şey farklı olabilirdi.) söylediğini gerçekleştiremedi. Daha sonraki yıllarda, politikacıların "Kürt sorunu" ile sözleri, Kürtler tarafından hiç ama hiç itibar görmedi...

Politikacılar konuştukça...

Kürtler, "he he.." deyip geçti... 

Kürtleri, teröre, teröristlere, teröristlerle işbirliği yapanlara yakınlaştıran, yıllarca izlenen "şahin politikalar"dan başka bir şey değildi. Merhamet değildi istedikleri, devletin şefkatli elini tutmak istiyorlardı. Devlet "şahin" olunca, bize yönelen ellerin hepsi PKK'ya uzandı... teröristlerin istediği de buydu zaten. 

Maziyi hatırlatmakla, ağız tadımızı bozma niyetinde değilim. Kürtler'in yıllar sonra ağız tadıyla bayram yaptığını anlatmaktır gayem. 

Çukurca'da bu sabah  (25 Haziran 2017) devlet vardı. Teröre karşı acımasız, terörün çilesini çeken bölge halkına duyarlı, şefkatli... insancıl. Türkiye'de böylesi daha önce yaşandı mı bilmiyorum ama bildiğim o ki, Süleyman Soylu, teröre karşı sadece silahla değil, kalbiyle de çok etkili bir mücadele veriyor. Bu sabah Çukurca'daydı Süleyman Soylu; bölge insanın arasında... onlarla birlikte saf tuttu, onlarla birlikte güldü, onlarla birlikte mübarek bir güne kavuştu. Bayram günü, halkın kalbine indi, "Devlet her daim yanınızda" mesajı verdi. 

Dağa çıktı sonra...

"İsimsiz kahramanlar"ın yanına... Kaşık salladı karavanaya, moral verdi, güç verdi... 

Süleyman Soylu göreve geldiği ilk günden itibaren bu bilinçle hareket ediyor ve Kürtler'in kalbine giden yolda yürüyor. Terörü, verdiği güçle, moral ve motivasyonla yok etti, ediyor, edecek... 

Soylu tüm bunları tek başına yapmıyor elbet... 

Tayyip Erdoğan var arkasında, gücünü milletten alan... 

İyi bayramlar...

Bayram bayram ağzımızın tadı bozulmasın hiç...