25 Eylül 2018 00:36

Osman DİYADİN o.diyadin@hotmail.com

Son Başbakan!..

Hep böyledir…

Koltukta oturduğun sürece dostunda  çoktur seveninde...

Bu dünya menfeat dünyası!...

İster Cumhurbaşkanı ol,

İster Başbakan,

İster Milletvekili,

İster bakan…

Hangi koltukta oturursan otur bu böyledir ne yazık ki!..

Yani vefa yoktur…

Bunu neden yazıyorum…

Bu ülkeye hizmet eden insanlara hakkın tesliminin yapılmasının  boynumuzun borcu olduğu için…

Cumhuriyet tarihinin en kritik döneminden “Son Başbakan” olarak alnının akı ile çıkan adamını unutmak mümkün değildir…

Öyle bir Başbakan gerçeği yaşadık ki evimizdeki bir babayı, ailemizden birini gördük..

Siyasetin o çirkin yüzünü silip hoşgörü ile bakmayı öğreten bir adamı yaşadık..

Sıcak…

Mütevazı…

Esprili…

Çocukların dahi sevdiği bir adam..

Özü de bir sözü de…

Erdem sahibi…

Doğal, içten, samimi…

Egosu da, kibri de sıfır...

Soğuk siyasetin sıcak yüzü...

Makamlar, mevkiler onu hiç değiştirmemiş…

Bakandan, Başbakandan öte hep bir ‘Ağabey’

Gerçek bir  duygu adamı...

Acılı bir babanın yanında gözlerinin yaşardığı şu fotoğraf unutulur mu hiç!..

Cumhuriyet tarihinin en kritik bir döneminden Başbakan olarak  alnının akı ile çıktı…

Hem içeride hem dışarıda büyük sorunların  yaşandığı, 15 Temmuz darbe girişimi ve  sonuçlarının halen sürdüğü bir dönemden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine geçişte meydana gelen dalgalanmalarda  sorumluluk almak  Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arkasında dimdik durması öyle kolay bir iş değildi…

Bazıları diyor ya…

Yok efendim iyi hatip değilmiş!

Yok efendim iyi siyasetçi değilmiş!

Doğru efendim doğru!

Onun zaten hiçbir zaman böyle bir iddiası, böyle bir derdi olmamış ki!

O iyi bir siyasetçi (!) olamadı hiç…

İstese de olamazdı!..

Çünkü o hizmet adamı…

Öyle bir sadakat sahibi ki AK Parti seçmeninin “Allah  Recep Tayyip Erdoğan’ı başımızdan eksik etmesin” sözü onun hep duası oldu...

Vefa onun için hiçbir zaman semt adı olmadı!..

‘Sadakatsizlik’ sis perdesinin yaşandığı ve istifa etmek zorunda kalan Davutoğlu döneminin ardından ‘Sadakat işte böyle olur’ dedirterek herkese ama herkese ders verdi..

Siyasetteki gergin ortam onun Başbakan olması ile rahat bir nefes aldı!

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözünü sakınmadığı her an fren görevi görüp süreçleri mükemmel şekilde yöneterek onu tamamladı…

Başbakan olarak bakanlar arasında koordinasyonu bir abi kardeş gibi sorunsuz yerine getirirken, Külliye ve Başbakanlık arasında sadakat köprüsünü saat gibi işletti…

Kabinede tek bir falso yaptırmazken ‘ Kol kırılır yen içinde kalır’ anlayışını en iyi biçimde ortaya koyarak bayrağı “Son başbakan” olarak teslim etmenin gururunu yaşıyor…

Millet onu sevdi…

Kavgayı hiç sevmedi…

Omurgalı bir varlık olmanın şuuru ile yaşayıp hareket etti…

Ne kişisel ihtiras, ne ego, ne bencillik!

Mevlana Hazretlerinin “Ey Gönül! Sen, sen ol kimsenin gönlünü yıkma. Dikenin ucuna çık da, edep çizgisinden çıkma!” sözünü kendine ilke edindi hep…

O içimizden bir adam…

Sırça köşklerden değil, Erzincan’ın Refahiye ilçesinin Kayı köyünün bağrından çıkıp, tırnakları ile kazıyarak büyük emekler verip tarihe adını örnek bir devlet adamı olarak yazdırdı.

Bakın yaşamına konuşmamış hep iş yapmış!

Hem de ne işler…

Türkiye’nin son 15 yılda hayata geçirdiği, dünyanın dahi gözünü kamaştıran bütün projelerinin altında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birlikte onun imzası var…

Marmaray, Avrasya Tüneli, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Orhan Gazi Köprüsü…

Boğazın altından geçen raylar, otomobiller…

Muhteşem yollar, göz kamaştıran tüneller, inanılmaz tüp geçitler, köprüler, hızlı trenler…

Millet ona her zaman unutulmayacak bir slogan ile ‘Yolların Kralı’ yakıştırması yapmış...

CHP’lisi, MHP’lisi bütün parti tavan ve tabanları ile gönül köprüsü kurmasını bilmiş..

Bir Meclis Genel Kurulu'ndaki anayasa paketi konuşmasında babasından bahsederken değişikliğe karşı çıkan CHP'lilere “Erzincan'ın Refahiye İlçesi Kayı köyünden Topal Dursun'un oğlu, kalkıyor geliyor bu ülkenin başbakanı olabiliyorsa, CHP'den de bir cumhurbaşkanı olur.”şeklindeki seslenişi unutulur mu?

En son olarak Gazetecilerin ‘Görevinizi teslim edemeyeceksiniz’ sözleri üzerin herkesi güldüren ‘Koltuk elimizde kaldı, müzayedeye çıkaracağız’ espirisi unutulur mu?

Bu ülkeden böylesine içten samimi bir Başbakan geçti…

Son Başbakan olmak ona nasip oldu..

*

Mevlana’ya sormuşlar..

-O kadar okursun…

-O kadar yazarsın, ne bilirsin…

Mevlana şu cevabı vermiş;

-Haddimi bilirim!

*

İşte Binali Yıldırım budur…

Haddini her zaman bildi…

O ‘Ben’ demeyen adam..

Bu övgüler anasının ak sütü gibi helaldir ona...

Binali Yıldırım olmak öyle kolay değil!

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın dünya ahiret kardeşi..

Devletin zirvesinde hoş bir seda bırakan bir adam....

Türk siyasetinin 'SON BAŞBAKANI' olarak hoş bir seda bırakan bu adamı parti kimliğine,rotezine hiç bakmadan insan olarak seviyorum..

Çok şeyler yaptı...

Ne mutlu 'Nasılsa  Başbakanlık dönemi bitti' demeden vefa ile  değerini bilenlere...

Reis'in yol arkadaşı olarak bundan sonra ülkesine başarı ile devam edeceğine inanıyorum...

Binali Yıldırım içinde devletine hizmet noktasında hangi makam olursa olsun slogan bellidir.

Durmak yok, yola devam... 

Teşekkürler Binali Yıldırım...

Teşekkürler Kayı köylü Binali abi!..