21 Temmuz 2017 13:41

Selman Öğüt selman.ogut@internethaber.com

Sokağın dili değil hukukun dili

Artık o eski Türkiye yok karşınızda. Çünkü o eski Dünya değil karşınızdaki. Geçen yüzyılın hileleri, desiseleri veya taktikleri ile bu yüzyılda başarılı olamayacaksınız!

Fay hatları bellidir bu toplumda. Sağcı-Solcu, Alevi-Sünni, Türk-Kürt. Buldukları her fırsatta bu fay hatlarını harekete geçirmeye çalışan bir güruh var karşımızda. Ama ıskaladıkları ya da kabul etmek istemedikleri bir gerçek var. Bu halk çok tecrübeli, çok dikkatli ve eskisine göre çok daha sabırlı.

Şöyle dönüp bakıyorum da geriye, sükunet çağrısı yapanlarla kargaşa çağrısı yapanlar daha da belirginleşiyor zihnimde.

6-8 Ekim Olayları geliyor aklıma. Tam anlamı ile provokasyon. 50 kişinin canına mal olmuş bir provokasyon. Bizzat Demirtaş ve HDP’nin sosyal medya hesabı tarafından yapılan bir provokasyon.

36 ilimiz savaş alanına dönmüştü. Amaç Kobani miydi gerçekten? Tabii ki hayır. Amaç iç karışıklık çıkarmaktı. Hamdolsun aklı selim davrandı hedef alınan kesim.

Gezi Olayları’nda da aynı senaryo uygulanmaya çalışıldı. Bu sefer diğer bir fay hattı seçildi. Önce Sağcı-Solcu Hattı kullanıldı, arkasından makinist makas değiştirerek olayları Alevi-Sünni fay hattına oturtmaya çalıştı. Meselenin ağaç olmadığını kendileri de itiraf etmişti zaten. Taksim’i savaş alanına çevirdiler. Yetmedi. Belediye otobüslerini, polis arabalarını yaktılar. Yetmedi. Tencere-tava gürültüsü ile insanların sinir uçlarına dokundular. Komşu hakkı demediler, gönül hatır dinlemediler. Amaç yine aynıydı. İç karışıklık çıkarmak.

Yine bir senaryo peşinde üst akıl. Ama bu seferki mağdur edebiyatı pek bi ucuz, pek bi sahte.. Adalet arıyoruz diye çıktılar sokağa. Ne zaman çıktılar? 15 Temmuz’un üstünden daha bir sene bile geçmemişken, ülke olarak zahmetli ve uzun bir arınma süreci başlatmışken, ‘zalime karşı bile olsa adaletten ayrılmamak lazım’ düsturu mucibince darbeci askerler yargılanırken.

Hangi olaydan sonra çıktılar sokağa? Soner Yalçın’ın dahi Fetöcülükle suçladığı ve MİT Tırları ihanetinin başrollerinden biri olan Enis Berberoğlu’nun tutuklanmasından sonra. Mesele tutuksuz ya da tutuklu yargılama ile ilgili hatalar mı? Tabii ki değil yine. Öyle olsa idi Kavurmacı tahliyesinden sonra yürürlerdi. Ancak yürümedikleri gibi tekrar içeri alınan Kavurmacı ile ilgili kendilerini yalanlayan beyanatlarda bulundular..

Velhasıl amaç yine iç karışıklık çıkarmak!

Bu ülkede bir kesim sandık dışı yollarla siyasete müdahale etmeyi çok sevmiş. Darbe ile, medya ile, iş dünyası ile ya da bürokratik ve jüritokratik hilelerle yapmışlar bu gayri meşru müdahaleleri. Şimdi ise elinden şekeri alınmış çocuk gibi ağlıyorlar. Ben de diyorum ki onlara: Uyanın artık Talat Aydemir artıkları. Milletin iktidarı bu ülkenin yönetim tarzı haline geldi. Alışsanız iyi olur. Sokaklarda aramayın adaleti. Önce CHP’nin içinde arayın. Fikri Sağlar için adalet deyin mesela. Sonra CHP seçmeni için adalet deyin. Fetö kasetiyle gelmiş ve geldiğinden bu yana 8 seçim kaybetmiş bir parti liderinden kurtulmak isteyen CHP seçmeni için adalet deyin. Sonra 15 Temmuz ana davalarını doğru düzgün takip edin. Kontollü darbe diyerek şüheda yakınlarını incitmeyin!

İşin garip tarafı buldukları her fırsatta sokağa çağrı yapanlar demokrasi ve insan hakları savaşçısı gibi pazarlanırken aklı selim davrananlar diktatörlük ya da yalakalıkla yaftalanıyor. Daha açık konuşayım: Birilerine göre Gezi, 6-8 Ekim Olayları ya da şimdiki çağrıların sahipleri hakperest kahramanlarken Erdoğan ve Bahçeli taifesi statükocu zalimler olarak kodlanıyor. Biraz izan, biraz vicdan diyorum ben de! Belediye otobüslerini yakıp tencere tava ile gürültü kirliliği yapanlara hitaben ben de %50’yi evinde zor tutuyorum diyen Erdoğan diktatör oluyor öyle mi? MHP Esenyurt Seçim İrtibat Bürosu’na saldırı yapıldıktan sonra ‘sokaklar bizim için karanlıktır, kanlıdır’ diyerek kendi kitlesini durdurmuş olan ve bu tavrı hala değişmeyen Bahçeli iktidar sözcüsü oluyor öyle mi? Bunların adaletten anladığı bu ise geçmiş olsun.

Son söz: Yine de sokağa çıkmamalı aklı selim takılanlar. İnatla çıkmamalı. Hangi partiden hangi görüşten olursa olsun provokasyon kokusu aldığı anda terk etmeli orayı. Bizim bir olmamız lazım, ayrışmamız değil.

Çünkü artık bu ülkeye sokak dili değil hukuk dili hakim olacak. Hataları hep beraber düzelteceğiz inşallah. Eleştirmekten kesinlikle çekinmeyeceğiz. Yapıcı eleştiri yapacağız, yıkıcı değil. Darbecilere, provokatörlere, terör örgütleri tarafından sulananlara göz açtırmayacağız. İktidarlar seçimle gelip seçimle gidecek biiznillah. Yürütme ve yargıdaki problemler aşılacak, demokrasi yani halkın iradesinin yönetime hakim olması daha da oturtulacak.