26 Nisan 2017 20:38

Eyüphan Kaya diyarbakirdes@gmail.com

Şimdi Hz.Süleyman’a yakıştı

Bir toplumun kültürel ve manevi değerleri toplumun müşterek değerleri olup, bireyler arasında organik bir bağın oluşmasına ve beraber yaşama azmine katkı verir. Onun için bir toplumun mayasını bozup köleleştirmek isteyen kimseler bu değerlerden irtibatını koparmaktan başlarlar.

İslam’ın peygamberden sonra en saygın şahsiyetleri sahabelerdir, hele o sahabeler ki tevhit bayrağını buralarda dalgalandırmak için terki vatan edip, İslam inancını ta ecdadımıza kadar ulaşmasına sebep olan sahabeler olunca onlara karşı bir kat daha minnettar olmaz mıyız?

Bilen biliyor, bilmeyen de öğrensin ki Diyarbakır Hz.Süleyman camisinde 27 güzide sahabe medfundur. O sahabeler ki 639 yılında Diyarbakır’ın fethi esnasında şehit düşmüşlerdir.

Gördüklerimi söylüyorum yarım asırdır etrafı çöplükten geçilmeyen Hz.Süleyman’a bir de bugün gidin bakın bakayım nasıl da takdire şayan bir çevre düzenlemesine ve peyzaja kavuştu. 

İnşallah Diyarbekir insanı o güzelliğin değerini bilmenin yanı sıra o alanda manevi bir atmosfer içinde kendini hissedip adaba muhalif hareket etmez.

Saray kapının girişinden tutun dingil havaya kadar ekilen çimin yeşilliğiyle, dikilen ağaçlarıyla,  göstermelik mini havuzlarıyla, ahşap oturma alanlarıyla ve betonarme mesire yolları ve merdivenleriyle hakikaten birbirini tamamlamış desem inanın, imkânınız varsa siz de en kısa zamanda oraları ziyaret edin.

Galiba şehrimizin insanı bu tür güzelliklere hasret kalmış ki, uzaktan bir az seyrettim tıpkı sağa sola koşuşturan karıncalar misali bir heyecan içinde hareket halindeydiler.

Bu güzel mesire alanının bu şekli almasında emeği geçen herkese candan teşekkür ederim.

Karar verenden de, ödenek ayırandan da, ihalesini alıp bu işi sağlam yapandan da,  burada emeğiyle çalışandan da Allah razı olsun.

Bundan önceki belediye başkanlarından biri “iş-kur” çerçevesinde çalışan ancak mesaisi bittikten sonra Hz.Süleyman camisi ve çevresinde gönüllü temizlik yapanı çağırıp diyor ki; “Ben sana ne dedim? Özellikle Sülünün etrafını temizleme!”  diyecek kadar sahabe düşmanıyken bir de şimdiki haline bakın, nerden nereye?demek içimden geldi. Sakın o adam buraları görmesin kahırdan ölebilir.   

Boşuna dememişler “bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur”  eğer bu halk oylamasında “evet” demek için bir neden arıyorsanız sadece bu bile yeter. Bu mesire alanı Diyarbakır insanı ve bu şehri ziyaret eden misafirleri için yapılmıştır.

Umut ediyorum ve inanıyorum ki, yılın en az altı ayını Diyarbakır insanı bu manevi atmosferi zengin mesire alanında gezip tozacak, nefes alacak, huzur bulacak. Bir şartla Büyükşehir Belediyesi bir an evvel oranın güvenliğini ele alırsa, yoksa bu güzelliğin ömrü bir haftadır!

Hala birileri diyor ki “beş bin ev yıktılar, bunu yapmışlar çok mu?” hay sizin yalanlarınız batsın!

Diyarbakır insanı evlerini kimin yıktığını iyi biliyor, delil mi istiyorsun?  “Sur direnişine” destek vermediği zaman ben bunu fazlasıyla anladım, sen anlamamışsan git IQ’nu ölç, kimseden şikayet etme.

Bu güzellikleri seyredince “şimdi Hz.Süleyman’na yakıştı” demekten kendini alıkoyamıyorum.

Keşke bazı günler sadece kadınlara özgü olsa, bazı günlerde sadece erkeklere, bazı levhalarda da;

*Burası mübarek bir mekandır,

*Peygamberin arkadaşları burada haberin var mı?,

*İman, edep ve marifeti şehit sahabeler bize ulaştırdı,

*Hz.Süleyman’da 27 İslam fedaisi yatıyor,

*Halvet Baba üç defa iş makinasını durdurdu(belki uyduruktur diye kabrini yıkmaya çalıştılar, iş makinası üç defa arıza verdi)

Gibi ifadeler yazılı levhalar olsa, sizce de daha iyi olmaz mı? Bence iyi olur.

Diyarbakır insanına, Türkiye’ye ve UNESCO’ya hayırlı olsun.