15 Kasım 2018 11:00

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Şimdi eleştiri Vakti…

Yaklaşık üç aylık bir seçim döneminin son gününü dün yaşadık. İyisiyle kötüsüyle, kırgınlıkları ve kızgınlarıyla bir seçim dönemini geride bıraktık.

Her seçimin olduğu gibi bu seçimin de galipleri ve mağlupları oldu. İnşallah sonuçlar her açıdan milletimiz ve devletimiz için hayırlara vesile olur.

Yeni sistemin oylanmasında Türkiye doğru tercih göstererek liderini seçmiştir. Yaşanıyor olan sürecin hassasiyeti açısından değerlendirilmesi gerekirse çok önemli bir eşiğin geçilmiş olmasına netice verdi hamdolsun.

Yazılarımı takip edenler bilirler ki kurgularım siyaset zemini üzerinden değil olgular ve kavramlar üzerinden inşa ediliyor. Meseleye gene siyasi perspektifin pozisyonunda değil teyakkuz halinde olunması gerektiğine işaret ederek “değerler” üzerinden bakmak olacaktır.

Ben bugün seçim sonuçlarına seçimin galibi olan Ak Parti cenahından bakmak istiyorum. Dün akşam seçim sonuçları netleşmeye başlamasıyla birlikte AK Partili seçmenler sokaklara dökülerek zaferlerinin haklı gururunu yaşadılar. 

Ancak şimdi zafer sarhoşluğu içinde kaybolmak, kendini kaybetmek zamanı değil. Tam tersine şu anda özeleştiri yapma zamanıdır.

Bazı şeyler tüm açıklığı ve çıplaklığı ile görüldü. Toplumun yarısına yakın bir kısmı AK Parti ve Erdoğan düşmanlığında birleşti.

AK Parti ve Erdoğan’ı alaşağı etmek için stratejiler geliştirdiler, çalışmalar yaptılar.

Özellikle geçtiğimiz günlerde İzmir’de yaşanan bir hadise AK Parti ve Erdoğan düşmanlığının ulaştığı noktayı göstermek açısından çok önemliydi. İzmir’de yaşanan olayda CHP’li bir grup insan AK Parti ve Erdoğan hakkında ağza alınmayacak sözler ve küfürler sarf ettiler.

Dış güçlerin sergilediği tavır ise arife tarif gerektirmeyecek cinsten.

Düvel-i muazzama Erdoğan düşmanlığında birleşerek her türlü melanet ve çirkefliği yaptılar. Son olarak döviz üzerinden sergiledikleri oyun ülkemiz insanını ve sanayisini zor duruma soktu.

Bütün iç ve dış düşmanların oyunlarını sadece bir adam bozmaya yetti.

Hem İzmir’de ki grup hem de dış güçler aslında Erdoğan merkezinde İslam’a karşı düşman olduklarını ispat ettiler.

Sultan Abdülhamid şahsında olduğu gibi şu anda da mesele İslam merkezli.

Bu zaviyeden bakarak 2002 yılında “değerler” üzerinden yola çıkılan yolculuğun değerlerden uzaklaşılması söz konusu olduğunu müşahede ettiğimiz için Ak Parti merkezli eleştirisel dili kullanıyorum.

Ak Parti şu saatten sonra geçilen süreçte yaşananları değerler hassasiyeti ve sağduyu ile değerlendirmez ve ciddi anlamda bir özeleştiri sürecine girmezse bu kazanılan son zafer olabilir!

Aslında dün akşam yaşananların tersine her şey toz pembe değil. Siyasi perspektiften bakıldığında AK Parti Meclis çoğunluğunu kazanamadı denilebilir. Cumhurbaşkanına destek için her zaman başkalarına ihtiyaç duyacak. Bu desteği de her zaman bulamayabilir. 

Şunu iddia ediyorum: AK Parti bu milletin ve ümmetin duaları ile ayakta durmaktadır. Bu dualar olmazsa düşünülmeli!

Bu büyük desteğin kaybedilmemesi adına manevi âlemdeki dengelerin bozulmaması için bundan sonra azami derecede dikkat edilmelidir.

Millet ve ümmetin duasını alacak hizmetlere, tavırlara, hassasiyetlere devam edilmeli, değer sınırlarının kaldırılmasına, haksızlığa, dış güçlerin ve içimizdeki mankurtların asıl hedefi olan İslamsız yaşantılara geçit verilmemelidir.

Özenilen “Beyaz Türk” yaşantısının İzmir’de neler yaptıklarına şahit olduk. Statü ve siyasete payanda edilmeye çalışılan gençlerimizin manevi değerlerini kaybederek sekülerleştiğinin farkında olunmalıdır.

Manevi değerler ve dengeler, parti içi ve sair ilişkilerde yeniden gözden geçirilip doğru zemine oturtulmazsa sonraki dönemde Ak Parti olamayacaktır.

Elbette seçim sonucunun şükrünü de unutmamak gerekir.

Düvel-i muazzamanın karşısında Erdoğan'ın hamle ve çalışmalarına, hamasetten uzak, manevi değerlerin kazanımları ile destek olmak vaktidir.

Saygın bir kalem olan Taha Kılınç'ın sosyal medya paylaşımını da buraya eklemiş olalım; "Ve bu sonuçlar, daha az siyaset konuşmaya, daha fazla okumaya, daha çok çalışmaya, daha derin tefekküre, bizi dualarıyla destekleyen dünya Müslümanlarının umutlarını boşa çıkarmamak için gece-gündüz gayrete vesile olsun."

Bütün bunlar ise zafer sarhoşluğuna kapılmadan gerçek manada bir özeleştiri yapmaktan geçmektedir.

Bu özeleştiriyi başarabilmek “irade erdem ve cesaret” kavramlarının haklı muhatabı olarak vücut bulacak ve uzun soluklu yaşayacaktır.

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
instagram.com/msbeser