21 Kasım 2017 07:27

Selman Öğüt selman.ogut@internethaber.com

Sezgin Tanrıkulu'nun SİHA'larla Derdi Ne?

SİHA’lar nedir? Anlık hedef tespit, takip ve imha niteliklerine sahip silahlı insansız hava araçları. Ne işe yaradığını Bakan Soylu’nun açıklamasından öğrenelim.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun açıklaması şöyle: "1 Ocak-31 Ağustos 2017 tarihleri arasında Emniyet Genel Müdürlüğü ve Jandarma Genel Komutanlığı tarafından bu hava araçlarıyla yapılan keşif ve gözetlemeler neticesinde toplam 260 terörist etkisiz hale getirilmiştir ve bunların 55'i· bizzat jandarmamızın Silahlı İnsansız Hava Aracı'yla vurulmuştur. 126 da sığınak ve barınak bulunmuştur, içinden çıkan bombanın, silahın neredeyse haddi hesabı yok."

Sezgin Tanrıkulu’nun SİHA’larla ilgili açıklamaları ise şöyle: ‘’İşbirlikçi olarak adlandırılan yurttaşlarımızın idam cezasından daha öte bir ceza ile, bomba ile öldürüldüğünü görüyoruz. Tabii ki terörle mücadele sürecek buna kimsenin itirazı yok.  Ancak bunun hukuk kuralları içerisinde olması lazım. Böyle bir yöntem hukuk devletinde olmaz. Ancak savaşta olur. Savaşın da kuralları vardır.’’

Tanrıkulu’nun açıklamaları devlet ve millet aleyhine o kadar mütecaviz ki Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

Kamu otoritesinin meşruiyetinin sorgulanması hukuk devletinin sağlıklı bir şekilde işlemesine zarar verir. Zira kamu otoritesinin en temel görevlerinden biri kamu düzenini korumak ve kamu güvenliğini sağlamaktır. Bütün bunları niye hatırlatıyorum? Çünkü ortada çelişen iki farklı açıklama var. Bakan Soylu’nun verdiği bilgilere göre SİHA’lar teröristleri vuruyor. Sezgin Tanrıkulu’na göre ise sivilleri.. Bakan Soylu kamu otoritesini kullanan yetkili ağız olarak SİHA’ların sonuna kadar hukuka uygun şekilde kullanıldıklarını dile getiriyor. Tanrıkulu ise SİHA’ların kullanımının hukuka aykırı olduğunu söylüyor ve ekliyor: ‘’Önceden JİTEM vardı. Bunlar insandı. Şimdi ise SİHA’lar var. İnsan da değil. Savaşın bile hukuku olur.’’

Sezgin beyin hukuk bilgisi biraz kıt anladığımız kadarıyla. Zira sivillerin korunması ile SİHA’lar arasında nasıl bir ilişki olduğunu açıklayamıyor. Birincisi, eğer sivil ölümü var ise bunu SİHA da yapsa aynı, asker de yapsa aynı. Yani ikisi de hukuka aykırı. İkincisi, silahlı çatışmanın savaş, iç silahlı çatışma ya da uluslararasılaşmış silahlı çatışma olması bambaşka şeyler. Ama hepsinde sivillerin ve savaş dışı nesnelerin korunması şart. Devlet olmak bunu gerektirir zaten.

Şimdi merak edilen husus şu: SİHA’larla ilgili sıkıntınız nedir Sezgin Bey? Tamamen yerli ve milli imkanlar ile geliştirilmiş olan SİHA’ları hukuk dışı ilan etmenizin amacı nedir? Tekrar ediyorum. Terörle mücadele hukuk kuralları çerçevesinde verilmeli dedikten sonra böyle bir yöntem ile olmaz diye ekleyerek neyi amaçlıyorsunuz? Acaba daha önce Türkiye’ye yaptırım uygulayın diyerek şikayet ettiğiniz gibi Avrupa’daki bilumum terör sevici ve besleyici odaklara yine malzeme mi hazırlıyorsunuz? Bu yöntemler yani SİHA’lar sadece savaşta kullanılır diyerek cehaletinizi tamamen ilan ettiğinizi de belirtelim. SİHA’ların yukarıda belirttiğim silahlı çatışma türlerinin tamamında kullanılması mümkündür.

Ana muhalefet partisi Tanrıkulu’nun bu açıklamaları ile ilgili hiçbir serzenişte bulunmadı. Sükut ikrardandır diyerek Tanrıkulu’nun açıklamalarını desteklediklerini anlamış oluyoruz. Gerçi Avrupa’yı Türkiye’ye yaptırım uygulamaya çağırdığında açıktan sahip çıkmıştı partisi Tanrıkulu’na. Müteakip süreçte Kılıçdaroğlu da Türkiye’de mal ve can güvenliğimiz yok diyerek tüy dikme görevini bihakkın yerine getirmişti. Hepsi kamuoyunun gözleri önünde cereyan ediyor. Daha ne diyelim..