23 Haziran 2017 21:53

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Referandum Öncesi Münafıkane Oyunlar Perdesi!

Sol siyaset Türkiye milletini tanımıyor. Milletin neye değer verdiğini, nasıl yaşadığını, neleri sevdiğinden bihaber.

Milletten kopuk aristokrat standartlarında yaşam sürüyorlar.

Milletin problemleri var mı yok mu umurlarında dahi değil. Milletin ihtiyacını bilmedikleri ya da önemsemedikleri için de milletle bir olamıyorlar.

Bu millet aziz ve medeniyet geçmişi olan bir millet.

Her ne kadar sol siyasetin kurucuları ve sözüm ona aydınları bu milleti kültüründen ve dininden uzaklaştırmaya çalışmış olsalar da bu millet töre ve dinine her daim bağlı kalmış kültürüne sahip çıkmış bir millettir.

Sol siyaset şu anda referandum için halim selim, sesini yükseltmeyen ve bu milletin değerlerine söz etmiyor görüntüsü içerisinde bir strateji ile poz veriyorsa da bu bile milletten kopuk olduğunun ispatı oluyor.

Dönem dönem çığırmış olduğu laiklik narasını nedense referandum da hiç kullanmıyor.

Bir gariplik yok mu sizce de?

Bu milletin hiçbir zaman derdi ya da talepleri laiklik üzerine olmadığını ya anladılar ya da şimdilik münafıkane bir tavır ile referandumu geçmek istiyorlar.

1927’den beri süregelen durum değişmedi; millet ekmek davasındadır, sol siyaset ve aveneleri laiklik kavgasında.

Millet memleketin geleceğinden endişelenirken sol siyaset ve aveneleri şehir merkezlerinde ki ucube sanat heykellerinin geleceğinden endişelenir.

Bu millet yüz yıldır kültür yozlaşmasına muhatap kalmış olsa da dininden ve örfünden ayrılmayarak dindar kalmıştır. Ama sol siyaset iktidarları ise her daim seküler olarak millete tepeden bakmıştır.

Bununla da kalmayıp milletin yanında yer almaya çalışanlara da tepeden bakmıştır.

Ya da milletine yardımcı olabilmek maksadı ile ıslahat içerisinde olanlara da çelme takmaya çalışmıştır.

Post modern darbe olarak nitelendirilen 28 Şubat sürecinde haksızlık ve zalimlikler yapılmadı mı?

Bunları yapan sol siyaset ve aveneleri değil miydi?

Medya, aydınlar ve siyasi kanat Müslümanca yaşamaya çalışana her daim sövmedi mi?

Defalarca kendilerine engel olarak gördükleri siyasi partileri kapatmadılar mı?

Şimdi ülke içinde yaptıkları zulmün yaptırıcıları ile birlikte hareket etmeye karar verdiler ama yaptırıcılar bu sefer nedense sol siyasetin kurmaylarına güvenmiyor.

Bu bile aşikâr bir şekilde amaç ve tıynetin ne olduğunu ortaya koymuyor mu?

Avrupa gâvur üye ülkeleri baktılar ki görev addetmiş oldukları sol siyaset bu millete ve ülkeye artık zalimlik yapamıyor.

Haksızlık ve zulüm bayrağını kendileri devraldılar bu sefer.

Bu vatanın liderine, milletine ve dinine karşı haçlı ittifakı içerisinde olduklarını gizlemenin bir yararı olmadığını anlamış gibi ittifaklarını resmettiler.

İçimizde ki vatandaş artık var olan aklını çalıştırsın ve gerçek fotoğrafı görsün!

Her seferinde şiddetle sindirme ve hemen arkasından geniş bir “Cumhuriyet tehlikede” “irtica hortluyor” nidaları ile seçim kampanyası yapıp “laiklik elden gidiyor” diye bağıran sol siyaset ve avenelerine güven yok artık!

Öyle zannediyorum ki sol siyasetin münafıkane tavırları solun taraftarları tarafından da gülünç olarak algılanıyor.

Çünkü bu sefer sol kendi davasından daha çok PKK yandaşları ve FETÖ yandaşları ile birlikte aşık tutuyorlar.

Omurgalı bir duruşun olmadığı herkes tarafından artık görülüyor.

Gariplikler siyaseti ve zihniyeti olduğu tarihimizde bile üzücü bir şekilde ortada; kendi iktidarında her türlü dini eğitim-öğretim okullarını ya da medreseleri yasaklamadılar mı?

İki cami arasında 500 metre mesafe olması gerekir, bundan daha kısa mesafede var olan camiler var ise aradakilerin kapatılarak satışa sunulabilecek binalar olacak kararını çıkartıp imzalamadılar mı?

“Tanrı Uludur” şeklinde ezanımızı kendi kimliğinden uzaklaştırıp 18 sene boyunca yasaklamadılar mı?

“Çarşafla Mücadele Haftası” diye bir haftanın mucidi olan sol siyaset daha yeni dönemde “çarşaf açılımı” stratejisi ile siyaset gütmedi mi?

Bunların hangi birinin bu millete ve vatana yararı olmuştur?

Vatanın ve milletin yararına dikkat etmeksizin aristokrat standartları korumak adına yapılan siyaset, memleket bütünlüğünde şahsiyet de getirmeyecektir.

Bu aziz millet 15 Temmuz’da ne istediğini göstermiştir.

Ama hala münafıkane tavrılar ile bu milletten uzak durmak, derin uçurumlar neticesinde yaptıkları ile kalacaktır.

Bu aziz millet 1947 ila 2007 yılları arasında sindirilmiş standartlarda değil artık öz güveni sağlam ve ne istediğini ve kimden istediğini bilerek kararını veriyor ve sesini çıkarıyor.