25 Mayıs 2017 19:09

Selman Öğüt selman.ogut@internethaber.com

Referandum Meşru Mu?

16 Nisan Pazar günü millet olarak sandık başına gittik. Son haftalarda sıkça kullanıldığı üzere tam bir demokrasi şöleni yaşadık. Birilerinin hoşuna gitmese de her geçen gün normalleşen Türkiye ciddi kararları juntasız ve dış tehditlere kulak asmaksızın alıyor. Yeri geliyor başörtüsü zulmünü kaldırıyor, yeri geliyor Cumhurbaşkanını seçimle iş başına getirme kararı alıyor ve yeri geliyor Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine EVET diyor.

Referandum Niye Bu Kadar Sorun Oldu?

Ne zaman olmadı ki? Hafızalarımızı biraz tazelediğimizde Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu 367 garabet kararı ardından gelen 2007 tarihli Anayasa Değişiklik Paketinin de birilerine dert olduğunu rahatlıkla hatırlarız.

Hikaye malum. Necdet Sezer 376 gibi yüksek bir oyla önüne gelen paketi reddetmişti. Açalım: Milletin vekil olarak seçtiği 376 kişi (meclisin yarısından çoğu) çalışıp didinip bir paket hazırlıyor, sözüm ona sembolik yetkileri olan Sezer bu paketi elinin tersi ile reddediyor. Bunun ardından paket bir daha meclise dönüyor. Bu sefer 370 vekil tekrardan Sezer’e paketi gönderiyor. İkinci sefer reddetme yetkisi olmayan Sezer ‘’daha maç bitmedi’’ dercesine paketi yine kabul etmiyor. Halk oylamasına sunacağını ve aynı zamanda Anayasa Mahkemesine iptal davası açacağını bildiriyor.. O sürece ilişkin daha anlatılacak bir çok anekdot var. Baykal’ın ‘’sakın ha aday olma; oldurmayın’’ açıklamaları, 27 Nisan e-muhtırası vs. Problem neydi? Cumhurbaşkanının eşinin başörtülü olması ve halk tarafından seçilecek bir cumhurbaşkanı değişikliğinin teklif edilmesi.

Bu Kafa Hiç Değişmedi!

Velhasıl Türkiye’deki belirli odaklar halk iradesi karşısında her daim takoz görevi gördüler ve görmeye devam ediyorlar.
Takoz siyaseti birilerinin vazgeçilmesi; tıpkı başka birileri için vazgeçilmez olan hendek siyaseti gibi. Tabii ki referanduma da bir takoz lazımdı ve hemen bulundu: Referandum hukuki değil!?

Peki öyle mi hakikaten..

Her şeyden önce Anayasa’nın 67. maddesinde geçtiği üzere halk oylaması hakkına sahip vatandaşlar var elimizde. Bu vatandaşlar hür iradelerini kullanarak evet ya da hayır dediler. Seçim devam ederken mühürsüz zarflar olduğu iddiası yayıldı. YSK hemen müdahale ederek bu durumun halkın iradesini sandığa yansıtmasına herhangi bir engel teşkil etmeyeceğini bildirdi. Normal şartlar altında henüz sayıma geçilmemiş ve mühürsüz dahi olsa içindeki oyun rengini bilmediğimiz zarflarla ilgili yapılan bu açıklamayı her kesimden siyasi akımın kabul etmesi gerekir. Çünkü bu durumda her hangi bir meşruiyet sorunu yoktur. Dikkat ederseniz meşruiyet diyorum, meseleyi ‘’kötü niyetli bir hukuk teknikerliği’’ ile ele aldığınızda ‘’her fırsatta bağcıyı dövmek isteyenlere’’ gün doğar.

CHP ve HDP Hukuki Dayanaklarını Niye Değiştirdi?

Söz konusu mühürsüz zarf konusu teknik bir hatadan ibarettir. Gönül isterdi ki hiçbir teknik hata olmadan seçimlerimizi gerçekleştirelim. (Gerçi açık oy gizli sayım ilkelerinin uygulandığı 1946 seçimlerine baktığımızda hayli yol aldığımız ortada.) Ancak 2015 seçimlerinde de aynı teknik hatalar söz konusu olduğunda hem CHP hem HDP şimdikinin tam aksine reaksiyon vermiş. CHP verdiği dilekçede tam olarak şunu diyordu: ‘’Sandık kurulunun hatasından doğan şekil noksanlıklarının, oyun tek başına iptaline neden olmayacağı..’’ HDP’den de benzer tepki gelmişti: "Mührün bulunmaması sebebiyle geçersiz sayılan oy pusulalarının geçerli sayılmasına..’’ İnsan sormadan edemiyor. Yaklaşık bir haftadır mühür olmazsa kanuna aykırı olur diyenler iki sene önce neden bu argümanın tam tersini savunuyorlardı?

Cevap şu: İlkesiz siyaset.

Ek Madde 5’e Bakmadan Madde 98’e Gidilmemeli

Bir hukukçu olarak konuyu özet şekilde aktarmaya çalıştım. Sonuçta hukuki detaylar üzerinden algı çarpıtması yapmaya çalışanlar var. Biz bu durumu doğrudan özetleyelim: Her ne kadar 2010 değişikliği ile Seçim Kanunu madde 98’e zarfların mühürlü olmaması hali geçersizlik sebebi olarak eklenmişse de Ek Madde 5’teki hüküm şunu söylemektedir: ‘’Anayasa değişikliklerine ilişkin kanunların halk oyuna sunulmasında kullanılacak olan oy pusulalarının şekli; oy verme, oyların sayım ve dökümü, geçersiz oyların tespiti, .... bu Kanunda yer alan benzer hükümler dikkate alınarak Yüksek Seçim Kurulunca tespit ve ilan edilir.’’ Yani buradan 98. maddedeki şartlar ille de uygulanmalıdır sonucu çıkmaz. YSK’nın gerekli gördüğü takdirde idarenin kusurundan kaynaklanan teknik hataları halkın iradesine engel olmaktan beri kılmasına imkan verir. Yani halkın iradesi teknik hatalara kurban edilmez. YSK’nın kararları doğrudur. Referandumumuz sonuna kadar meşrudur. Hayırlı olsun!

Son olarak Baykal’ın ‘kreatif’ açıklamalarına değinelim. %51 ile Anayasa değişmez dedi kendisi. Anayasamıza göre değişir Sayın Baykal. Yardımcı olması hasebiyle Dünya’dan birkaç yakın tarihli referandum sonucu: İsviçre 2014: Evet %50.3, Hayır %49.7; Danimarka 2015: Evet %51.4, Hayır %48.6; İngiltere 2016 (Brexit): Evet %51.9, Hayır:%48.1