15 Kasım 2018 09:29

Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

Pırasa kafa bizi niye tehdit etti?

Bir kez ortaya çıktı ki Türkiye'nin uzun zamandır hapiste tuttuğu rahip Brunson ABD için çok önemli bir isim. 

Önemli olmasa, bugüne dek Türkiye'ye sıcak mesajlar veren Trump, "Brunson'u bırakmazsanız yaptırım uygularız" diye tehditler savurmazdı herhalde...

Öncelikle Brunson'un ev hapsine alınışıyla ilgili şahsi fikrimi söyleyeyim. 

Bizim yargımız son aylarda yaptığını bir kez daha tekrarladı ve hepimizi adeta şok etti. Yani hakkında bu kadar ciddi iddialar bulunan, hele hele Fetö'yle takas edilecek kadar önemli olduğu söylenen bir ismin hapisten çıkarılıp ev hapsine mahkûm edilmesi hiç de normal bir durum değil. 

Yargı elbette kanunlar çizgisinde karar vermeli ama bazen vicdanlara da hitap edebilmeli. Türkiye kamuoyu aylardır Brunson denilen rahibin çok ama çok önemli biri olduğu ve ağır suçlar işlediği yönünde söylemlerle dolduruşa getirildi. 

Hepimiz, işlenen suçların tek tek belgelenmesini ve rahibin ağır hapisle cezalandırılmasını beklerken hop...

Adam serbest!

Evet, serbest diyorum çünkü bunun başka adı yok! Yani ev hapsi falan fasa fiso...


Perde arkasında bir anlaşma var mı bilmiyorum ve olduğunu da sanmıyorum. Şayet anlaşma olsaydı ABD'den böylesi bir tepki gelmezdi. 

Ben "Ev hapsi" kararı veren mahkemenin yerinde olsam, Brunson'u tekrar alıp hapse tıkardım! En azından gelen tehdide karşılık böyle bir yaptırımda bulunurdum. Bundan sonra olmasını da beklemiyorum. 

Gelelim Trump'un savurduğu tehdide...

Trump'ı da savurduğu tehdidi de pek umursamıyorum. ABD'nin iki ayrı ucu var. Bu uçlar, askerlerden ve politikacılardan oluşuyor. Trump'ın yanındakiler Türk düşmanı evangelistler. Onlar Türkiye ile ilişkileri germesini istiyor ama askerin, yani Pentagon'un ne diyeceği çok daha önemli.  Netice itibariyle Amerika'yı Trump'ın yönetmediğini çoktan öğrendik. Adam bildiğin "Beyaz Saray'ın delisi" muamelesi görüyor. 

Pentagon adına açıklama yapan ABD Savunma Bakanı Jim Mattis'in yaptığı açıklama da Trump'ın sözünün pek önemli olmadığını belgeliyor zaten. 

Mattis, söylenen sözler için "Türk-Amerikan ilişkileri ve askeri operasyonlarına bir etkisi olmadı. Şu aşamada, Türkiye ile yakın çalışmaya devam ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz" diyor. 

Bu sözlerden sonra Trump'ın kısa süre sonra kıvıracağına bahse girerim. 

Ha kıvırmasa bile önemli değil.

ABD Türkiye'ye hangi yaptırımı uygulayacak merak ediyorum. Gezi'yi denediler olmadı. 17/25 Aralık'ı denediler yine olmadı. Rusya ile ilişkileri bozmayı denediler o da olmadı. Halkbank ve Sarraf meselesini denediler, tutmadı. Darbe denediler, yemedi! Ekonomik kriz denediler, Güneyde teröristleri silahlandırdılar. Hiçbirinde başarılı olamadılar.

Ne kaldı ki geride? 

Yani daha başka hangi yaptırımda bulunacaklar? 

Bir vize vermeme krizi denediler, Türkiye misliyle karşılık verdi. Afrin ve Menbiç'te geri adım attılar. Filistin meselesinde tarihe geçecek bir tokat yediler. Karşılarında "Eyvah bittik" diyen eski Türkiye yok, bunu anladılar.

Daha ne deneyebilirler? 

Ambargo mu uygulayacaklar? 

Türkiye Birleşmiş Milletler ve NATO'da ABD'nin bütün kararlarını veto eder. Ardından İncirlik ve Kürecik'i kapatır. 

İt ürür kervan yürür yani ne olabilir ki?

Ha, şunu söyleyeyim ama...

ABD Savunma Bakanı Jim Mattis'in, yaptırım tehdidinin askeri ilişkileri etkilemeyeceği açıklamasına karşılık olarak bizim de bir açıklama yapmamız şart. 

Ben sana istediğim ambargoyu uygulayayım ama askeri ilişkilerimiz olduğu gibi devam etsin demek, Türkiye'yi hafife almaktan ziyade, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne hakaret anlamı taşır.

TSK'nın hemen ama hemen bir "Türkiye Cumhuriyeti'ni tehdit eden hangi devlet olursa Türk Ordusu'nu karşında bulur. Yaptırım uygulanması durumunda askeri ilişkilerimiz de anında sona ermiş olur" diye açıklama yapması gerekiyor.

Trump'ın tehdidinden sonra Başkan Erdoğan'ın Putin ile görüşüp "İlişkileri daha da ilerleteceğiz" demesi. Ardından Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak'ın Çin ile 3 buçuk milyar dolarlık anlaşmaya imza atması önemli bir mesajdı. 

Gerisini onlar düşünsün artık!