16 Kasım 2018 03:51

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Özel gün Müslümanı olmayalım…

Yaklaşık bir aydır süren tatlı bir koşuşturmacanın son günlerini yaşıyoruz. Rabbim ümmetin kurbiyet kesp etmek için kurban eylediği mallarını kabul eylesin, müminlerin niyetlerine göre muamele eylesin inşallah.

Maalesef ibadetleri belli dönemlere hapsetmek gibi garip bir alışkanlığımız var.

Mesela oruç tutmak… Bu ibadet sanki sadece Ramazan ayında yapılırmış gibi 12 ayda 1 ay oruç tutup diğer aylarda oruç tutmama gibi bir alışkanlığımız var.

Oysa oruç ibadeti yılın 365 günü yapılabilecek bir ibadet. Ki bunun örneklerini hem Efendimiz Hz. Muhammed’in (a.s.m.) hayatında hem de diğer peygamberlerin hayatında çok rahatlıkla görebiliyoruz.

Ramazan ayı geldiğinde oruçla yatıp kalkıyoruz, gazete, televizyon, sosyal medyamız hep oruç ibadetinden bahseder ama diğer sair zamanlarda ne şahsi hayatımızda ne de gazete, televizyonlarda veya sosyal medyada orucun esamisi okunmaz.  

Allah’a yakınlaşmak için yerine getirdiğimiz bir ibadet olan kurban ibadetini de maalesef aynı oruç konumuna getirdik. Allah’a kurbiyet kesp etmek, yani Allah’a yakınlaşmak sadece bu 4 günlük özel zaman dilimine mahsusmuş gibi davranıyoruz.

Oysa Allah’a yakınlaşmayı, Allah ile birlikte olmayı 365 gün yerine getirebiliriz.

Yine kurban zamanında bu ibadetin özüne uygun olarak yapılan haberler, paylaşımlar maalesef yılın 361 gününde unutuluyor.

Kurban etimizi paylaşmak için hatırladığımız akraba ve fakirler sanki yılın diğer 361 gününde yokmuş gibi davranıyoruz.

Hâlbuki onların bu gıdadan yemeye yılın diğer günlerinde de ihtiyaçları var.

Bayramda hatırladığımız uzak ve yakın akrabalarımızın yılın diğer günlerinde de ziyaret edilmeye, hal hatır sorulmaya ihtiyaçları var.

“Acaba” diyorum kendimce, “Bayramlar olmasa fakirleri hiç mi hatırlamayacağız, akrabalarımızı hiç mi arayıp sormayacağız.” 

Düşüncesi bile insanı ürpertmeye yetiyor değil mi?

O zaman yapmamız gereken şey ibadetleri yılın belli dönemlerine hapsetme alışkanlığımızdan kurtulmak olmalı.

Allah’a kurbiyet kesp etmek için, Allah’a yakınlaşmak için özel günleri bekleme alışkanlığımızı terk etmeli, yılın 365 günü kurban bayramıymış, Ramazan bayramıymış gibi yaşamalıyız.

Fakirleri hatırlamak için yılın özel bir gününü beklemek yerine her gün olmasa bile haftada bir veya ayda bir fakirleri hatırlamalı, onlara kendi yediğimiz yiyeceklerden ikram etmeliyiz.

Akrabalarımızı ziyaret etmek için yılın özel günlerini beklememeli, diğer günlerde de anne-babalarımız başta olmak üzere kardeş, dayı, teyze, hala, amca ne kadar akrabamız varsa ziyaret etmeli, hatırlarını sormalıyız.

Gelin, bu kurban bayramını bir milat olarak alalım ve bu güzel ibadeti hayatımızın her gününe, her anına yaymaya çalışalım.

Allah’a yakınlaşmayı hayatımızın gayesi bilelim, fakirleri sevindirmek için kendimize hedefler koyalım.

Akrabalarımızı ve yakınlarımızı ziyaret etmeyi bir ritüel olmaktan çıkarıp rutin işlerimiz arasına alalım.

Bu şahsi hayatımızda böyle olduğu gibi sosyal hayatta geçerli olmalı.

Sivil toplum kuruluşları kurban bayramında gösterdikleri performansı yılın diğer günlerinde de göstersinler.

Televizyon ve gazeteler sadece kurban bayramında veya Ramazan da değil diğer günlerde de bu ibadetleri hatırlatıcı yayınlar yapsınlar.

Sosyal medya hesaplarımızda yılın diğer günlerinde de bu ibadetleri hatırlatıcı paylaşımlar yapalım.

Kısacası “özel gün Müslümanı” olmayalım, Müslümanlığımızı 365 gün yaşayalım vesselam…

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
instagram.com/msbeser