22 Mayıs 2018 09:28

İFTAR SAATİ

İstanbul
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Amasya Ankara Antalya Artvin Aydın Balıkesir Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Isparta Mersin İstanbul İzmir Kars Kastamonu Kayseri Kırklareli Kırşehir Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Kahramanmaraş Mardin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Şanlıurfa Uşak Van Yozgat Zonguldak Aksaray Bayburt Karaman Kırıkkale Batman Şırnak Bartın Ardahan Iğdır Yalova Karabük Kilis Osmaniye Düzce

Özkan Taştan iletisim@ozkantastan.com

Oruç tutmanın vergisi…

İki gün sonra Ramazan başlıyor.

“Nereden çıktı bu oruç tutmanın vergisi? Öyle şey mi olur? Oruç ile vergi arasında nasıl bir ilişki olabilir?” diyebilirsiniz.

Tabi ki mevzuatta Ramazana özgü bir vergi yükümlülüğü veya vergi ayrıcalığı yok.

Olay; ülkemizde yaygın şekilde uygulanan Ramazan ayında çalışanlara verilen ‘nakdi yemek bedelleri, ayni yardımlar (Ramazan Kolileri) ve firmaların düzenlemiş olduğu iftar yemeklerinin’ vergi karşısındaki durumu.

YEMEK KARTI VEYA ÇEKLERİ

Ramazan ayı dışında işçilere yemek kartı veya çeki veriliyor ise, ramazan ayında da işçi ister oruç tutsun, ister tutmasın bu uygulamanın devam etmesi gerekir. Oruç tutmak istediğini bildiren işçinin nasılsa oruç tutuyor diye yemek kartı veya çeki kesilemez. (En fazla günlük KDV dâhil 17,28 TL)

NAKDİ YEMEK BEDELLERİ VEYA AYNİ YARDIMLAR

İşverenlerin Ramazan ayında oruç tutan çalışanlarına nakit olarak yemek parası veya Ramazan kolisi vermesi çok sık karşılaşılan bir durum.

İşte ‘oruç tutmanın vergisi’ tam da bu aşamada başlıyor. Hem sadece vergide değil, bir de sigorta primi var…

İşveren, oruç tutan personeline yemek parası veya Ramazan kolisi verir ise;

-Bu bedeli brüte çevirerek personelin bordrosunda göstermesi,

-Brüt tutar üzerinden ‘gelir vergisi, damga vergisi hesaplaması,

-Bu da yetmiyormuş gibi bir de ‘sigorta primi’ ödemesi gerekmekte.

Yeri gelmişken belirtmekte fayda var, her Ramazan çalışanına koli dağıtan veya nakdi yardım yapan işveren, işçisine “KIDEM TAZMİNATI” öderken bu tutarı da hesaba katmak zorunda. Çünkü düzenli yapılan tüm ödemeler ‘kıdem tazminatı kapsamında.’

İyilik yapayım derken cezai yaptırımlarla karşı karşıya kalmamak için işverenlerin bu konular hakkında ilgili mevzuat hükümlerine riayet etmeleri lehine olacaktır.

İFTAR YEMEKLERİ

İş yerlerinin gerek çalışanları, gerekse iş çevresi ile yaptıkları iftarlar artık geleneksel hale geldi. Hatta lüks oteller, restoranlar ramazan akşamlarında ‘iftar programları’ için dolup taşmakta.

İşte bir de bu iftar yemeklerine ait bedellerin gider olarak kaydedilip kaydedilememe durumu var.

İşyerinin çalışanlarına verdiği iftar yemeğinde, her bir çalışan için 17,28 TL’lik tutar vergiden istisna. Yani vergisi yok, gider olarak kayıt edilebiliyor. Bu tutarın üzerindeki bedeller ise vergi ve sigorta primine tabi.

Bir de temsil ağırlama niteliğinde olan iftarlar var. Bu tarzda iftarlar sadece müşteriler, tedarikçiler, bayiler için yapılacaksa (Pek mümkün olmasa da) bir bakıma iş toplantısı niteliğinde olacağından iftar bedelinin gider kaydedilmesinde sakınca yok.

Çalışanlar ve iş çevresine verilenler dışında her ne sebeple olursa olsun (Hayır amacıyla verilen yemekler dâhil) eş, dost, akrabanın ağırlandığı iftar yemeklerine ait bedeller gider olarak kayıt edilemez.

Kanaatimce, iftar yemeği bedellerin indirim konusu yapılması ile ilgili mevzuat hükümlerinde bir sakınca yok.

Fakat; oruç tutan işçilerin aleyhine olan, nakdi veya ayni yardımların gelir ve damga vergisine tabi tutulması, bu tutar üzerinden sigorta primi ödetilmesi uygulamasının gözden geçirilmesinde fayda var…

NOT: Soru ve görüşleriniz için iletisim@ozkantastan.com adresine mail atabilirsiniz.