16 Kasım 2018 08:08

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Ooo sen neymişsin be abii...

Seçim zamanları toplum için bir nevi turnusol kâğıdı hükmünde aslında. Halk, bir makama talip olanların samimiyet ve samimiyetsizliğini tüm çıplaklığı ile görebiliyor bu sayede. İnsanın “Keşke sık sık seçim olsa da kimin ne olduğunu anlasak” diyesi geliyor.

Seçim kampanyalarına start verilmesiyle birlikte bazen şaşırdığımız, bazen hayretler içinde kaldığımız, bazen de gülüp geçtiğimiz manzaralarla karşılaşıyoruz.

CHP’nin ve Muharrem İnce’nin seçim kampanyası anlatmak istediğime tam bir örnek teşkil ediyor. Normal vakitlerde bırakın namaz kılmayı caminin yakınından bile geçmeyen Muharrem İnce birden namaz kılmaya başladı!

Hele bir de Anıtkabir’de dua etme sahnesi var ki evlere şenlik. Daha önce özellikle CHP’liler için bir öneri de bulunmuş ve "Atatürk'e el-Fatiha" başlıklı yazımda artık siz de Atatürk’ün ardından bir ‘Fatiha’ okuyun demiştim. Ama ben bunu söylerken Atatürk’ü seçim malzemesi olarak işaret etmemiştim, galiba yanlış anladınız!

Başka birisi yapsa “Laiklik elden gidiyor” yaygaraları koparan kesimden tık yok nedense. Tabii şimdilik. Seçimden sonra yine aynı teranelere başlayacaklarından şüphe etmeyiniz.

Olaya biraz da ironiyle yaklaşmak gerekirse Mazhar-Fuat-Özkan üçlüsünün meşhur “Peki Peki Anladık” şarkısı bu durumlara cuk diye oturuyor. Muharrem İnce ve CHP’lileri böyle görünce şunları mırıldanıyorum hemen:

Peki, peki, anladık,

En güzel namazı sen kılarsın,

En güzel duayı sen edersin,

Sen neymişsin be abi…

Bir de İnce’nin ince bir kıvırması da var. Miting sırasında ezan okunurken konuşmasına ara veren İnce, Halk TV ekranlarında ezan okunurken programa ara vermenin yersiz olduğunu söyleyebiliyor! Hemen mırıldanıyorum kendimce:

Peki, peki, anladık,

En güzel sen susarsın,

En güzel sen konuşursun,

En güzel sen kıvırırsın,

Sen neymişsin be abi…

İP ve Meral Akşener ise işin kolayını buldu: Bol keseden vaat vermek! Geçmiş yıllarda örneğini gördüğümüz “O ne verirse ben bir fazlasını veriyorum” saçmalığına doğru hızla yol alıyor Akşener. Ona da MFÖ tarzıyla şöyle demek gerekiyor:

Peki, peki, anladık,

En güzel vaadi sen verirsin,

En güzel borcu sen silersin,

Sen neymişsin be abla…

Seçimin turnusol kâğıdı görevini en iyi ifa ettiği siyasiler ise SP ve Temel Karamollaoğlu… 

Seçim öncesine kadar sesi sedası çıkmayan Saadet Partisi seçim startının verilmesiyle bir anda partiler arası arabulucu rolüne soyundu. Yıllardır eleştirdiği zihniyet ile aynı pota altında birleşerek samimiyet testini geçemedi.

Karamollaoğlu ise kendisine tepki gösteren şehit eşi karşısında kabararak kendinden yaşça çok küçük bir bayana haddini(!) bildirdi. “Bilge Başkan”ın boyası çok çabuk döküldü anlayacağınız.

Karamollaoğlu ve SP’nin payına da şu dizeler düştü:

Peki, peki anladık,

En iyi arabulucu sensin,

En iyi haddini sen bildirirsin,

Sen neymişsin be abi…

Pek tabi iktidar partisine de değinmek gerek. Ak Parti’ye de naçizane bir tavsiyem olsun.

Bırakın artık Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın ulus ve uluslararası arenada sevda ve davası ile oluşturduğu rüzgâr gücünün arkasından giderek pay sahibi olma gayretlerini. Bakın belki de 16 yıldır ilk defa rakipleriniz halka temas edebilmenin formülünü yapmacık da olsa bulmuş görünüyorlar!

Halkla bütünleşmenin tam vaktidir. Sahada olun ve Cumhurbaşkanımızın sevdası olan bu vatanın milleti ile musafaha edin. Rüzgâr gücünden faydalanmak yerine güce güç katın.

Milletin zihnine düşebilecek şu dizeleri;

Peki, peki anladık,

En iyi makam sahibi sensin,

En büyük zenginliğe sen sahipsin,

Sen neymişsin be abi… dedirtmeyin!

Seçim zamanlarını işte bu yüzden seviyorum. İnsanların gerçek yüzlerini ortaya çıkararak toplum için turnusol kâğıdı görevini hakkıyla yerine getiriyor. Bakalım bu turnusol kâğıdı daha hangi samimiyetsizlikleri ortaya çıkaracak…

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
instagram.com/msbeser