13 Kasım 2018 06:03

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Onların Süpermen’i varsa bizim Mesut’umuz var…

Tarihi, kahraman ve kahramanlıklarla dolu necip milletimiz yeni ve taze bir kahramana kavuştu: Mesut Özil…

Yeni ve en taze kahramanımız aziz milletimize hayırlı uğurlu olsun.

Yeni ve en taze kahramanımız Mesut Özil, Almanlara öyle bir tokat attı ki sesi taaaa Çin’den Maçin’den değil Mars’tan ve dahi taaa Jüpiter’den bile duyuldu.

Burnu havalarda olan Alman gâvuru neye uğradığını şaşırdı, tasını tarağını toplayıp kös kös başını önüne eğip yedi düvele rezil ve dahi rüsva oldu.

Kahramanımız Mesut Özil, Alman gâvuruna çaktığı “Kazanınca Almanım, kaybedince göçmen” şamarının ardından hak ettiği alkışları fazlasıyla aldı ve almaya devam ediyor.

Memleket tek bir koro olup Mesut Özil güzellemeleri sıralamaya başladı.

En avamından en havassına varıncaya kadar ağız birliği etmişçesine “Sen neymişsin be Mesut” nevi kahraman güzellemelerini ipe dizer gibi dizdik.

Avamın güzellemelerini yazmaya sayfalar yetmez ama bir havas var ki yazmadan olmaz.

Bizim olayların arkasındaki gerçekleri görmesiyle tanıyıp bildiğimiz, her zaman aykırı ve farklı bakış açılarıyla ezberleri bozan ve madalyonun diğer yüzüne dikkatlerimizi çeken Yusuf Kaplan hocamız bile popülizme yenilip “Mesut Özil diye yazılır, ADAM diye okunur” deyu memleket korosuna katkıda bulunmaktan geri kalmadı.

Breh, breh, breh…

Sen neymişsin be Mesut…

En akıllımızı bile kendine meddah eyledikten sonra seni kim tutar…

Yürü, artık seni kim tutar…

Onların Süpermen’i varsa bizim de Mesut’umuz var…

En kısa zamanda seni güzel memleketimizin nadide kapılarında görürsek kimse şaşırmasın…

MADALYONUN DİĞER YÜZÜ

Ama bir dakika sayın seyirciler…

Yine aynı hatayı yapıyoruz…

Dünü unutup bugünü alkışlıyoruz.

Oysa daha çok değil on yıl önce Türk Milli Futbol Takımı’nı terk edip Almanlara yamanan Mesut Özil değil miydi?

Fatih Terim’in davetine bir ton şart ileri sürdükten sonra burun kıvırıp rotasını Almanlara çeviren Mesut Özil değil miydi?

Mesut Özil’in bu çarkı karşısında arkasından olmadık hakaretleri eden de bu millet değil miydi?

Hatırladığım kadarıyla o zamanlar Mesut Özil’i vatan hainliğine varacak kadar itham eden de bu millet değil miydi?

Eğer birazcık zahmet edip bir arşiv araştırması yapacak olursanız on yıl önce Mesut Özil’in aziz milletimizi satışını ve bu satışın ardından necip milletimizin salladıklarını sayfalarca dolusu okuyabilirsiniz.

Bu kadar fütursuzca sahiplenilmesi için karşımızda olan bir güce laf söylemesi mi gerekirdi?

Mesut’un Türk ve Müslüman olduğu şimdi mi akla geldi?

O zaman ne değişti?

Çıkarlar ve şart-zaman değişti…

Aziz milletimiz sırf Almanlara çakmak için dün “tu kaka” dediğini bugün “En Kahraman Mesut” ilan ediyor.

Yok abi yok, biz adam olmayız.

Bu köşenin takipçileri hemen yazı üslubunun değişikliğini fark edeceklerdir. Normalde bu üslupta yazı kaleme alan birisi değilim. Lakin bu vakıa bu üslubu beraberinde getirdi.

Her zaman pelesenk ettiğim ve ser levha ederek nefsime de öğretmeye çalıştığım bir sözüm vardır; “duruş kelamdan daha değerlidir”

Evet kelamdan da kalemden de daha değerlidir.

Mesut Özil’in on yıl önceki duruşu doğru değildi lakin on yıl sonra doğru olan duruşundaki “kıymet” de tartışılmalı değil mi?

Sadece kuru bir milliyetçilik üzerinden serdedilen söylemlerin karşılık bulmayacağını zaman gösterecek.

Tercih etmediğim halde bu üslupta bir yazı kaleme aldım evet; algı oluşumunun çemberinde çok çabuk yön değiştiren ve hamaseti ivedilikle devreye sokan “duruşunda” doğru bir duruş olmadığı aşikâr olduğu için.

Hamasetin, yönlendirilmenin, popülizmin, çıkarlarımızın peşinde yanar-döner olduğumuz müddetçe bizden bir cacık olmaz vesselam…

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
instagram.com/msbeser