19 Aralık 2018 08:14

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Önce zenginler düştü…

Kraldan çok kralcıyız vesselam…

Bizimle uzaktan yakından alakası olmayan konularda bir bakıyoruz kervanın en başına geçmişiz. Hayır, yaptığımız işin devlete ve millete bir faydası olsa neyse ama kendimizi rezil duruma düşürmekten başka bir işe yaramıyor yaptıklarımız.

Son günlerin yeni trendi “Falling Star”dan Türkçe ismiyle “Düşen Yıldız” akımından bahsediyorum.

Akım aslen Rus zenginlerin başlattığı bir akım ama hemen akabinde ülkemizin mümtaz (!) insanları da akımı sahiplenmekte gecikmediler sağ olsunlar…

Birkaç yazı önce “Koşmuyoruz, düşüyoruz” başlığı adı altında kaleme aldığım yazımda bahsettiğim düşüş böyle bir düşüş değildi ama ilk düşenlerimiz zenginlerimiz oldu.

İnsan kendini aptal yerine düşüren bir düşüşü niye gerçekleştirir anlamakta güçlük çekiyorum açıkçası.

Ayrıca gördüğüm düşme manzaralarını yorumlamada da güçlük çekiyorum.

Hele Seda Sayan’ın düşüşü… Seda Sayan “sanatçı” olarak bildiğimiz, topluma yön vermesi, akıl vermesi, gerçekleri ve doğruları göstermesi gereken bir şahsiyet. Böylesine aptalca bir akıma balıklama atlayanların başında gelmesi öyle zannediyorum ki toplumu hayal kırıklığına uğratmaktan başka bir işe yaramaz.

Ekonomik bir savaş verdiğimiz bugünlerde bir sanatçının çok daha ciddi konularla ilgilenip toplumu bilinçlendirmesi gerekmez mi? En azından rol model olarak…

Anlam veremediğim bir diğer konu bu akıma türbanlı-başörtülü insanların gösterdiği ilgi. Lakin daha önceki yazılarımdan beni bilen bilir. "Başörtüsü" ile "Tesettüre" bakışımın hangi merkezde olduğunu iyi bilirler.

Süslümanların başındaki başörtüsünün Tesettüre zulüm ettiğini her fırsatta dile getiriyorum. Bu aptalca düşüşteki durumda hakeza aynı şeydir!

İslam dini müntesiplerine tevazu sahibi olmalarını telkin ederken giyimleriyle İslam dini mensubu olduklarını ilan ve iddia eden insanların -ama bir türlü İslam olamayan bu müslümancıkların- boylu boyunca, en pahalı elbise ve takılarıyla yerlerde sürünerek poz vermeleri de neyin nesi?

Eğer bu insanlar gerçekten kendilerini “Müslüman” olarak niteliyorlarsa geldiğimiz yozlaşma noktası hiç de hayra alamet değil…

Birkaç gündür bu yeni akıma ve gösterilen ilgiye anlamlı bir izah yapmaya çalışıyorum. Kendimi ne kadar zorlasam da bu düşüşün arkasındaki hikmeti (!) bir türlü anlayamadım.

Koca koca insanlar, yere sere serpe uzanmış, ayaklarında, ellerinde, kollarında ve yerlerde en pahalı mücevherat, takı ve giysilerle neyi ispatlamaya çalışıyor olabilirler?

Bunun tek bir izahı var bence. O da “değersizlik” duygusu.

“Bakın ben ne kadar zenginim” havası basarak kendilerine bir değer katmaya, kendilerinin ne kadar zengin olduğunu göstermeye çalışıyorlar.

Ya da kimlik ve şahsiyet açısından bir şekle giremediklerini bildikleri için şahsiyet ve kimlik eksikliklerini doldurmaya çalışıyorlar.

İşte tam da burada atalarımızın bilgeliği devreye giriyor ve şu cümleler dökülüyor dilimden: “Eşeğe altın semer de vursan eşşek yine eşşektir”.

Gösterişini yaptığınız o zenginlikleriniz sizi değerli yapmıyor maalesef.

Kimlik ya da şahsiyette kazanmış olmuyorsunuz.

Tam tersi kendinizi aptal yerine koymaktan başka bir işe yaramıyor düşüşünüz…

Oysaki bizim “düşmeye” değil “kalkmaya” ihtiyacımız var. Hem devlet olarak hem de millet olarak.

Ekonomik olarak ayağa kalkmamız, kültürel olarak ayağa kalkmamız, bilim alanında ayağa kalkmamız, eğitim alanında ayağa kalkmamız ve birçok alanda ayağa kalkmamız gerekiyor.

Üstat Necip Fazıl’ın da dediği gibi:

“Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk Sakarya..!” 

SOSYAL MEDYA TAKİP 

twitter.com/msbeser

facebook.com/msbeser
instagram.com/msbeser