21 Kasım 2017 07:09

Selman Öğüt selman.ogut@internethaber.com

'Müftü Nikahı' Meselesi

Müftülere nikah kıyma yetkisi verilmesi ile ilgili tasarıdan birileri rahatsız oldu. Niye rahatsız olunduğu sorulduğunda verilen cevap çok ilginç: Toplumda kamplaşmaya sebebiyet verecek. Tasarıya her karşı çıkan böyle düşünüyor mu bilinmez ama en azından CHP’li kurmayların temel argümanı bu.

Bu temel argüman etrafında kümelenen irili ufaklı gerekçeler de var. Mesela laiklik ilkesine karşı deniliyor bu uygulama için. Başka bir rahatsızlık gerekçesi de şu: Küçük yaşta evliliklerin önünü açacak.

Her şeyden önce getirilen yasa tasarısı toplumda kamplaşmaya yola açacak bir düzenleme içermiyor. İsteyen vatandaşlara nikah işlemi ile ilgili müftüye gitme hakkı tanıyor. Tasarı, bir devlet memuru olan müftüye gitmeyip nikah memurunu tercih edenlerle ilgili herhangi bir ek yükümlülük getirmiyor. Kamplaşmaya yol açması için müftüyü tercih etmeyenleri toplumda küçük düşürecek ya da onları belirli haklardan mahrum edecek bir düzenleme olması gerekirdi. Bu düzenleme ile öngörülen şey toplumun geniş bir kesimi tarafından talep edilen ve haliyle toplumsal bir ihtiyaç haline gelmiş bir hususun giderilmesidir. Bilindiği üzere kamu otoritesi tarafından giderilmeyen her türlü toplumsal ihtiyaç suistimal edilir.

Nedir buradaki toplumsal ihtiyaç ve nasıl suistimal edilmektedir?

Türkiye’de yaşayan herkes bilir ki bu ülkenin mütedeyyin kesimi evlenme akdini daha söz kesmeden itibaren İslami Usullere göre yapmayı tercih eder. Daha söz kesilirken Allah’ın emri ve Peygamber’in kavli denilir. Evlenme akdini de nikah memuru dışında bir de imam huzurunda yapmak ister mütedeyyin kesim. Sonuna kadar meşru olan bu talebin birilerini niye rahatsız ettiği ise ayrı bir tartışma konusudur. Hatırlayacak olursak iki sene öncesine kadar nikahsız birlikte yaşamaya izin verirken imam nikahı ile yaşayanları cezalandıran bir hukuk sistemimiz vardı. Allah’tan Anayasa Mahkemesi iki sene önce bu hususu Anayasa’ya aykırı buldu da imam nikahı olanlar kurtuldu. Yorumu size bırakıyorum..

Dönelim esas konuya. Eğer mütedeyyin kesim imam nikahı istiyorsa devletin bunu yasaklaması her şeyden önce demokrasinin temeli olan temel hak ve hürriyetlere aykırıdır. Normal olan, devletin böyle bir talebi yasaklaması değil bu talebi karşılamaya yardımcı olmasıdır.

Ülkemiz dindar kesimi sırf bu ihtiyaç yüzünden evlendirme dairesinden önce imam nikahı kıydırmaktadır. Fıkıhçıların da belirttiği gibi evlendirme memuru önünde kıyılan nikah dinen geçerlidir. Bir de üstüne imam nikahına gerek yoktur. İslam dinine göre nikah iki şahit huzurunda karşılıklı evlenme beyanlarını belirtme ile kurulan bir akiddir. Nikahın imamı, papazı ya da hahamı yoktur. Buna rağmen dindar kesimin ‘imam’ nikahı olarak adlandırdığı bir ritüeli talep etmesi ise kimseyi rahatsız etmemelidir. Kamu otoritesinin bu konu ile ilgili yapması gereken şey mevcut suistimalleri engellemektedir. O da şudur: Resmi nikahın dinen geçerli bir nikah olduğunu kabul etmeyen bazı vatandaşlarımız, resmi nikah yerine dini nikahı tercih etmektedirler. Bu durum rızaya dayalı olmayan erken yaşta evliliklerin önünü açabilmekte ve suistimaller ortaya çıkabilmektedir. Dinin hükümlerini kendi heva ve heveslerine göre çarpıtmaya çalışanlar, İslami bir evliliğin sadece imam nikahı ile kurulabileceğini ve belediye memurunun bu konuda yetkisiz olduğunu söyleyerek özellikle rızaya aykırı küçük yaşta evliliklere kılıf bulmaktadır. AK Parti’nin müftülere nikah kıyma yetkisi verilmesine dair düzenlemesi işte bu suistimali engelleyecektir. Her şeyden önce dindar kesim devlet memuru olan bir din görevlisi huzurunda nikah kıydıracaktır. Bu da ‘imam’ nikahının da resmi nikahla kıyıldığı noktasında talep eden kişileri rahatlatacaktır. ‘’Resmi nikah nikah değildir, hatta bu küfürdür, sadece resmi nikahla evlenenler zanidir’’ gibi saçma sapan çarpıtmalarla resmi nikahtan kaytarmaya çalışanlara karşı da çok güzel bir önlem alınmış olacaktır.

Tekrar ediyorum; özellikle rızaya aykırı olarak küçük yaşta evlenmelerin kayıt dışı yapılmasını engelleyen bir düzenleme bu. Çok isabetli ve yerinde bir karar. Laiklik ilkesine aykırı olması söz konusu değil. Çünkü devlet memuru tarafından gerçekleştirilen hukuki bir işlem. Tabii ki Anayasa Hukuku Doktrininde laik devletin ne olduğu, nasıl işlemesi gerektiği ve Türkiye’nin de laik devlet olup olmadığı noktasındaki tartışmalar hep yapılmıştır. Bu çok derin ve ayrı bir konu.

Küçük yaşta evliliklerin önünün bu düzenleme ile açılacak olması koskoca bir yalan. Çünkü mevcut düzenleme Medeni Kanun’da geçen evlilik yaşı ile ilgili hiç bir düzenleme öngörmüyor.

Kısacası özellikle rızaya aykırı ve küçük yaşta yaptırılan evlilikleri engelleme noktasında önleyici bir düzenleme olan bu değişikliğe herkesten önce kadın haklarını savunan derneklerin destek vermesi gerekir. Ancak gözünü ideolojik kamplaşma bürümüş olanlar tasarı AK Parti’ye ait olduğu için düzenlemeyi desteklemek bir yana hükümete iftira atmayı tercih ediyorlar. Bir bakıma üzücü bir bakıma sinir bozucu bir durum.