30 Mart 2017 09:32

Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

Mollalar İran'a!.. Yallah Arabistan'a...

Şu hayırcı cephedeki büyük değişimi kahkahalar atarak takip ediyorum. Cuma saatinde yanından gelip geçenlere "Hayırlı cumalaaar" demeleri yok mu?

Bitiyorum ya, bitiyorum yeminle...

Ağızlarını yaya yaya "Efendim hayırlı işler, bol kazançlar" falan demeleri öldürüyor beni!..

Kendi aralarında OHAL başlatmış, yeni kararlar almışlar!

"AKP" yerine "AK Parti" ya da "Adalet ve Kalkınma Partisi" diyeceklermiş. "Diktatör" veyahut "Tayyip" demeyi yasaklamış, "Sayın Cumhurbaşkanı" demeye başlamışlar!

Zaten dikkat ederseniz ilk kez bir seçim kampanyasında "Atatürk" ismini kullanmıyorlar. Hatta tanımıyormuş gibi safa yatıyorlar!

Neden?

Çünkü "Ama o da tek adamdı" denilince utanıyorlar!

Geçen orta yaşta birine, "Gözün aydın askerlik bitmiş" dedim. "Askerlik? Ne askerliği?" diye afallayınca "Mustafa Kemal'in askerliğinden terhis olmuşsunuz?" deyince depar atarak yanımdan uzaklaştı!

Artık ölen solcu sanatçıların ardından "Işıklar altında uyusun, jeneratörler yüzüne gözüne vursun. Toprağı bol olsun" falan da demek de yok!

Olay direk olarak, "Kiramen Katibin" meleklerinin tuttuğu amel defterinden başlıyor, "Allah rahmet eylesin. Rabbim ameliyle muamele eylesin! Nurlar içinde yatsın" dualarıyla son buluyor.

Hay sen çok yaşa Recep Tayyip Erdoğan!

Neler yaptırdın bu 90 yıllık solculara böyle! Düne kadar tiksinti içinde, "Mollalar İran'a" diyenler sayende İran manyağı olup çıktı sayende...

Hatta "Türkiye İran ile savaşırsa, ben İran saflarında yer alırım" diyen şebbiha kılıklılar bile türedi...

Sadece İran mı?

Abdulfettah El - Sisi, Beşar Esad, Haydar El - İbadi denilince onlar için akan sular duruyor. Onlara bir laf ettin mi bizimkilerin canı çıkıyor!

"Yahu onlar da tek adam değil mi?" diye soruyorsun, "Tek değil ya, onlar bitane, bitane!.." diye hüzünleniyorlar.

Dünya üzerindeki bütün diktatörlere hayran olup, bu diktatörlerin tamamına düşman olan Recep Tayyip Erdoğan'a "Diktatör" diyecek kadar sefilleştiklerinin farkında değiller.

Bugüne kadar olduğu gibi, ne istediklerini, neye itaraz ettiklerini kendileri de bilmiyor.

"Yahu hemşerim sen niye bu Cumhurbaşkanlığı Yönetim Sistemi'ne karşısın" diye sorduğunda sundukları argüman tek:

Başkanlık sistemi gelirse tek adam ülkeyi yöneteceği için, Meclis tamamen etkisiz hale gelecekmiş! Milletvekillerinin ve dolayısıyla onlara oy veren halkın iradesi yok olacakmış...

Ay ben size ölürüm ya!

Demek Meclis'in iradesi, getirilecek olan sistem sayesinde yok edilecek ha?

Sahi, siz hangi Meclis'ten bahsediyorsunuz kuzum? Hani şu bir aralar çiğköfte partilerinin yapıldığı Meclis'ten bahsediyorsunuz değil mi?

Dönemin kudretli paşası Çevik Bir'in, "Gelirsem, İçişleri Bakanı olacak kadını yağlı kazığa oturturum" diyerek Meral Akşener'i tehdit ettiği ve sizin pısıp kaldığınız Meclis'ten bahsediyorsunuz sanırım?

Hani Merve Kavakçı başörtüsüyle girdiğinde yuhaladığınız Meclis mi bu Meclis?

Sanırım aynı Meclis'ten bahsediyoruz!

Hani Ecevit, "Bu kadına haddini bildirin" diye bağırdığında kadıncağızı Genel Kurul Salonu'nda kovaladığınız Meclis!

Evet, Evet o Meclis...

Cumhurbaşkanığı seçimlerinde Abdullah Gül seçilmesin diye Genelkurmay'ın, "Genel Kurul Salonu'na girmeyin, yoksa darbe olur" tehdidi üzerine kuyruğu kıstırıp boşalttığınız Meclis işte!

Hürriyet yine "411 el kaosa kalktı" diye manşet atsın, siz de bu manşeti alkışlayın! Böyle iradeli, böyle dirayetli bir Meclis istiyorsunuz di mi?

Konuyla alakasız gibi görünebilir ama aklıma gelmişken söyleyeyim.

Nahçıvan'ı severim!


Günaydın, "hayır"lı sabahlar beyler!

Uyanın artık, uyanın!

Bu ülkede bir daha; orgeneralinden binbaşısına, astsubayından teğmenine, rektöründen öğretim görevlisine, tiyatrocusundan mankenine, gazetecisinden film yapımcısına, önüne gelen devlete ayar veremeyecek!

Burası son durak!

Artık otel odalarında milletvekili transferleri olmayacak.

Artık medya patronları istediği partilerden oluşan koalisyonlar kurduramayacak.

Artık hiç bir siyasetçi "Asker ne der?" diye korkmayacak. Alçakların  "Ordu göreve" pankartlarıyla Anıtkabir'e yürüyüp askeri darbe yapmaya çağırdığı günler çok geride kaldı. Siyasi parti liderlerinin yakınlarının banka hortumladığı dönem kapandı. Cumhurbaşkanları'nın teröristleri affettiği, ülkeyi ekonomik krizlere sürüklediği dönem sona erdi.

Game over!

Vekillerin Başbakan'a, Cumhurbaşkanı'na değil, halka hesap vereceği sistem geliyor. Cumhurbaşkanı'nın halka ve mahkemelere hesap vereceği günler geliyor. Başrolünde milletin bizzat kendisinin olduğu yeni bir dönem başlıyor.

Bu dönemin gelmesine itiraz mı ediyorsunuz? O zaman size söylenecek tek söz kalıyor.

Hazır şu sıralar Araplara bir hayranlığınız varken, size sizin bir zamanlar kullanmaktan çok zevk aldığınız o meşhur sözlerle seslenelim:

"Yallah Arabistan'a... Mollalar İran'a!.."

twitter.com/slymnoz

facebook.com/slymnoz


instagram.com/suleymanozi