16 Kasım 2018 19:36

Ümit SAMİMİ umitsamimi@gmail.com

Milletvekili adaylarımız

Meclise girebilmek için aday ya da aday adayı olmak siyasi bir haktır. Demokrasiye inanan her birey, ülke sorunlarının çözümüne katkı sunmak amacıyla aday olabilir fakat milletvekili olmanın bir sorumluluğu vardır.
Örneğin 18 yaşındaki gencin aday olurken Fatih Sultan Mehmed’i örnek gösterebilmesi için Fatih kadar entelektüel derinliğe sahip olmak gerekir. Daha ikinci bir dil öğrenmeden, Fatih’in aldığı eğitimin bugünkü karşılığını almadan, onun vizyonuna sahip olmadan sadece slogan atarsan, milletvekili olsan dahi tahminen sorumluluğunu yerine getiremezsin.

İster darbe gecesinde isterse cephede gazi olmuş kişinin memleket meselelerinin herhangi birinde bireysel çalışması yoksa, herhangi bir sorunun çözümü ile ilgili akademik tekniklerle bir araştırma yapmamışsa, ülkenin refahına katkı sağlayacak önemli bir konuda tecrübeye sahip değilse, kendi alanında ya da en az bir konuda uzmanlığı bulunmuyorsa yine milletvekili olduğunda üzerine düşen sorumluluğun hakkını veremez. Gazi ya da şehit olmak, bu dünyadaki en onurlu rütbedir. Başkalarının güvenliği için kendi canından vazgeçmek, her inanışta kutsaldır fakat bu fedakarlığı yapabilecek yüreğe sahip olmak mecliste alınacak kararlar neticesinde değişecek kanunların ülkeye olan katkısı hakkında yeterli bilgiyi ve öngörüyü beraberinde getirmez.

Sesinin güzel olması, şarkıyı güzel söyleyebilmek, komik televizyon programları yapabiliyor olmak gibi özellikler de milletvekili olabilmenin sorumluluğunu yerine getirmek için yeterli değildir.

Hele hele yüksek oy potansiyeline sahip siyasi partilerin üst düzey yöneticilerine akraba-ahbap olmak da milletvekilliğinin hakkıyla yapabilmesini sağlamaz.

Keza sadece yukarıdaki özelliklere sahip kişiler, bağımsız aday olmaları durumunda çok yüksek ihtimal aileleri ve birkaç arkadaşı-dostu dışında kimseden oy alamazlar ve meclise giremezler. Ellerine her türlü propaganda imkanı verilse, harcayabilecekleri yüksek bütçeleri olsa, dünyanın en demokratik rejiminde dahi olsalar kimse onları seçmez. Kimse sadece parti liderlerinin sözleri doğrultusunda el kaldırması için birilerine ülkeyi emanet etmez.

Milletvekilliği ehliyeti için iş başvuru formlarında olduğu gibi gerekli yetenekler kısıtlaması hukuken bulunmamakta fakat ülkemiz için parlak bir gelecek istiyorsak, mecliste daha doğru kararlar alınabilmesi için mebusların bazı yetkinliklere sahip olmasını talep etmek mecburiyetindeyiz.

Her bir vekil, mutlaka ve mutlaka daha önce sivil toplum kuruluşlarında sorumluluk almış olmalı. Bulunduğu şehirde kaç kadının şiddet görmesi sebebiyle şikayette bulunduğunu, kaç çocuğun sokakta yaşamak mecburiyetinde kaldığını, çocukların neden çalışmak zorunda olduğunu, engelli vatandaşların önüne çıkarılan engellerin neler olduğunu bilmeyen birisi nasıl faydalı bir mebus olabilir ki?

Ya da bir uzmanlık alanı olmalı. Bu konuda herkesin bildiğinden fazlasını bilmeli. Eğer sporcuysa, sporun gelişimi onunla beraber hızlanmalı. Sağlıksa, sağlık sisteminde yaşanan sorun sayısını azaltabilmeli. Eğer eğitimse, memleketin eğitim düzeyinin artmasını sağlayabilmeli. Öyle iyi olmalı ki kendi ihtisas alanında diğer insanlardan daha fazla katkı sağlayabilmeli.

Uzun lafın kısası, milletvekilliği kendisine değil memlekete hayırlı olmalı.
Vesselam.