22 Ağustos 2017 08:29

Yavuz Oğhan yavuz

Mecburen Fidan...

Türk neşriyatından yeni moda Mit Müsteşarı Hakan Fidan’a sahip çıkmak. Amerikan gazetelerinde çıkan yazılar üzerine Türkiye’deki gazeteciler Hakan Fidan’a methiyeler düzmek için sıraya girdi. Ben de sıranın sonunda yerimi alayım. Alayım ama biraz söyleyeceklerim var.

...

Kimi diyor ki Fidan’ı yedirmeyiz, kimi diyor ki Türkiye büyüdü, Ortadoğu’da operasyon yapıyor ve önce İsrail sonra Amerika bu operasyonu durdurmak için Fidan’a karşı çıkıyor.

Kimi diyor ki operasyon Fidan’a değil Başbakan Erdoğan’a, kimi diyor ki operasyonun asıl hedefi Fidan değil Dıişişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu.

Ben diyorum ki, bir operasyon varsa yapanlar acemi, eğer Fidanı yemek istiyorlarsa onu yemek bir yana yerini sağlamlaştırdılar. Hedef Başbakan Erdoğan ise oyunun sonunu görmek gerekiyor.

Amerikan gazetelerinde iki yazı çıktı. Yazılarda genelde Mit Müsteşarı Hakan Fidan’ın gücünden, Türkiye’de politika belirlenirken Mit Müsteşarı’nın etkisinden bahsediliyor. Bir de istihbarat var, İsrail için çalışan İran’lı ajanların İran’a ispiyon edildiği iddiası.

Bu iddianın doğru olması halinde bile “Fidan Türkiye aleyhine bir karar verdi” denilemez. Ama Amerika’da makaleleri yazanlar belli ki Fidan’ı buradan vurmayı hedeflemişler. Ama acemilikleri de tam burada ortaya çıkıyor.

Eğer yabancı bir güç, ya da medya, Ak Parti Hükümetinin atadığı bir bürokratla ilgili aleyhte yayın yapıyorsa bilmeli ki o bürokratın ömrünü uzatır. Sadece yabancı medya değil bu yayını yerli medya da yapsa durum değişmez. Başbakan görevden alacağı varsa da o bürokratı görevden almaz. Yani yayınlar Fidan’ın ömrünü kısaltmadı, aksine uzattı.

Bu madalyonun bir yüz.

Diğer yüzündeyse yeni MİT var.

Milli istihbarat teşkilatı Fidan ile yeni bir düzene geçti. Bunu ulusal ya da uluslar arası anlamda kabul etmeyen hiçbir uzman yok.

Peki bu yeni düzende başarı var mı?

Evet demek için çok iyimser olmak gerekiyor.

Niyet var ama sonuç yok.

Mit  dış politika ile uyumlu operasyon konusunda ilk deneyimini Suriye’de yaşadı. Suriye operasyonunun sonuçları ise ortada. Dengelerin tam tutturulamadığı, farklı ve istenmeyen grupların güçlendiği, muhalefetin rejim karşısında zayıf kaldığı bir sonuç bu. Elbette burada tek başına “Mit başarısız oldu” demek mümkün değil.  Ama Türkiye’nin, Mit’in de oluşumunda katkı sağladığı, Suriye politikasının vardığı nokta da ortada.

Muhalefet rejim karşısında çaresiz.

Türkiye topraklarında 600 binin üzerinde mülteci var.

Reyhanlıda, sınır kapılarında patlamalar, alevi sunni meselesinin deşilmesiyle yaşanan sıkıntılar da cabası.

Böylesine bir ortamda MİT rasyonel veriler ile tartışılamadı.

Yaptığı operasyonların başarısı veya başarısızlığı konuşulamadı.

Çünkü araya Amerika’lılar ve dolaylı olarak İsrail girdi.

Bu tabloda Mit’e sahip çıkmaktan başka bir yol da kalmadı.

Ez cümle ben de “Fidan’ı yedirmeyiz” diyenlerdenim.

Çünkü operasyonlar istenilen sonucu vermese de, operasyon niyeti bile belli ki bazı çevreleri çok rahatsız etmiş…

İşte burada da Başbakan giriyor devreye.

Çünkü operasyon talimatını veren bizzat Başbakan’ın kendisi.

Bu durumda uluslar arası kampanyanın Başbakan’ı hedef aldığı iddiası daha bir ağarlık kazanıyor.

Seçimler yaklaşırken çarşının daha bir karıştığına şahit olacağız.

Belli ki Martta Türkiye sadece yerel yöneticilerini seçmeyecek.

 

twitter.com/yavuzoghan