21 Eylül 2018 21:18

Özkan Taştan iletisim@ozkantastan.com

Mali Müşavirlerin saymakla bitmeyen sorunları

Mali Müşavirler…

Halk arasında ‘Muhasebeci’ olarak anılan,

Staj dâhil doktorlardan daha fazla okuyan, daha az kazanan…

Hukuk Fakültesi mezunu kadar hukuk bilen fakat avukat sayılmayan…

Devletin gönüllü memuru olan ( Tüm sorumlulukları devlet memurlarında olduğu gibi ) fakat devlet memurlarının haklarından yararlanamayan,

Benimde mensup olduğum camia, Mali Müşavirler. Bu yazımda Mali Müşavirlerin dertlerini, sıkıntılarını, beklentilerini dile getirmeye çalışacağım.

Mali Müşavirlerin ne sorunu var ki diye düşünenlere…!

İşte bunlardan bir kaçı;

TAHSİLAT SORUNLARI

Meslek mensuplarının yıllardır bir türlü çözülemeyen problemlerinin başında tahsilat sorunu gelmektedir. Sermayesi emek ve bilgi olan müşavirlerin, hizmet vermiş olduğu müşterilerinden, hak etmiş olduğu ücreti düzenli şekilde tahsil edememeleri onlara büyük sıkıntı yaşatmaktadır. Birçok müşavir için tahsilat olayı başlı başına bir iş olarak görülmektedir.

BEYAN VE BİLDİRİM KAYNAKLI SORUNLAR

Ba-Bs formlarının yıllıktan aylığa çevrilmesi ve formların düzeltmesine ceza uygulanması,

KDV ve Muhtasar Beyannamenin hala birleştirilmemiş olması,

Dördüncü dönem Geçici Vergi Beyannamesinin kaldırılmamış olması,

Devletin müşavirleri TÜİK’ in ücretsiz memuru olarak görmesi,

Kod uygulamasındaki çarpıklık düzeltilmediğinden düzgün firmaların mağdur olması, ceremesini müşavirlerin çekmesi,

Kısacası; neredeyse her on günde bir beyanname veya bildirim vermek zorunda olan müşavirler, müşterilerine ilişkin yükümlülüklerini zamanında yerine getirebilmek için aile ve özel yaşantılarından da büyük fedakârlıklar yapmaktadır. Yoğun iş temposunda rutine bağlanmış işlemler ile ayın belirli günlerine endekslenmeleri onları hem bedenen hem de manevi olarak yıpratmaktadır.

MALİ TATİL SORUNU

İlk açıklandığında heyecan uyandıran Mali Tatil, Temmuz döneminde verilmesi gereken beyannamelerin Ağustos dönemine verilmesi gereken beyannamelerle birleştirilmemiş olduğunun öğrenilmesiyle meslek mensuplarında büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştır. İşin özü meslek mensuplarının adı olan ama uygulaması olmayan bir de tatilleri bulunmaktadır.

HAKSIZ REKABET SORUNU

Özeleştiri yapmak gerekirse bu sorun mensup olduğu camiaya deyim yerindeyse ‘ihanet eden’ müşavirlerin hal tutum ve davranışlarından kaynaklanmakta. Yönetmelikte açıkça ‘ Meslek mensupları, başka bir meslek mensubu ile sözleşmesi devam eden gerçek ve tüzel kişilere mesleki hizmet vermeye girişemezler. Aynı Şekilde ücret ve eleman temini gibi konularda meslek mensupları birbirine zarar verecek davranışlarda bulunamazlar ’ diye belirtilmektedir. Fakat bazı meslek mensuplarının bunu hiçe saydıkları da açıkça bilinmektedir. Bu durum hem müşavirlerin ücret standardının iyileşmesinin hem de mesleğin saygınlığının artırılmasının önünde büyük bir engel teşkil etmektedir. Bu konu çözülmeden meslek mensuplarının gerek mükellef gerek idare nezdinde hak etmiş olduğu saygınlığı kazanması hayalden öteye gitmeyecektir.

VERGİ SORUNLARI

Bu konu da Mali Müşavirler için en az diğerleri kadar önem arz etmektedir.

-Meslek mensuplarının düzenlemiş olduğu sözleşmelerdeki damga vergisinin kaldırılması,

-Serbest meslek faaliyetlerinde KDV oranın %18’den %8’e indirilmesi,

-Serbest meslek giderlerinin genişletilmesi,

-Müşavirlik yıpranma payının ( Beyin Amortismanı ) getirilmesi,

-Mesleki faaliyette KDV’nin, Gelir Vergisi Kanunda olduğu gibi ‘’tahsilat esasına’’ bağlanması.

Bu konulardan özellikle son yazdığım, KDV’nin tahsilat esasına bağlanması konusunu biraz daha açmak istiyorum.

213 sayılı Vergi Usul Kanunun 236. Maddesinde ‘ Serbest meslek erbabı, mesleki faaliyetlerine ilişkin her türlü tahsilat için serbest meslek makbuzu düzenlemek zorundadır’ denilmek suretiyle tahsilat esasını benimsemiştir. Yani kanun özetle ‘tahsilatını yap vergini o zaman öde’ demektedir.

Ancak KDV kanunda tahsil esası açıkça geçmediğinden meslek mensuplarının omuzlarında KDV ağır bir yük olarak durmaktadır. Birçok mali müşavir hizmet vermiş olduğu işletmeni iflas etmesi gibi sebeplerle zaten uzun bir süre alamadığı, hatta ileride de alamayacağı ücretler için bir de KDV ödemek zorunda kalmaktadır.

Bu sebepten, sermayesi beyin gücü olan ve sadece bununla geçinen mali müşavirlerin, KDV Kanunun 10. Maddesine ‘ serbest meslek faaliyetlerinde vergiyi doğuran olay, tahsilatın yapıldığı zamandır’ hükmü ilave edilerek bu sorunu kolaylıkla çözülebilir.

DAHASI DA VAR

Çok sık mevzuat değişikliği sebebiyle muhasebe paket programlarında güncelleme yapmak zorunda kalıp ekstra maddi külfetine katlanması,

Devletin büyük bir iş yükünü ve bütün kırtasiye masrafını meslek mensuplarına devretmesi,

Vergi incelemeleri, SGK teftişleri, KOSGEB işlemleri, kredi işlemleri için bilgi ve belge temini, devletin çıkarmış olduğu vergi ve SGK ile ilgili teşviklere uyum için ekstra zaman harcanması, sık sık çıkan yapılandırmalar gibi meslek mensuplarına ekstra iş yükü bindiren işlemlerin ekonomik karşılığının olmaması,

Vergi mevzuatımızda karışık düzenlenen birçok kanun maddesinin hala sadeleştirilememiş olmaması,

Diğer birçok meslekte olduğu gibi deneyimli ve yetişmiş personelin az olduğu gerçeği.

Mali Müşavirlerin ne kadar da çok sorunu varmış da bilmiyormuşuz diye düşünebilirsiniz. Ama inanın yazmaya devam etsem bir bu kadar daha sorun yazabilirim. Bunlar bir çırpıda aklıma gelip yazıya döktüklerim.

Unutulmamalıdır ki; Mali Müşavirler devlet ile mükellef arasında köprü görevi gören bir meslek grubudur. Kayıt dışı ekonomi ile mücadele, toplumda vergi bilincinin artması, büyüyen ekonomimiz ile beraber muhasebe sistemlerimizin uluslararası muhasebe standartlarına uyumlu hale gelebilmesi ancak onların eliyle olabilecektir. Hal böyle iken devletin, mesleğe olan ilginin ve meslek mensuplarının niteliğini artırmak, onların sorunlarına çözüm yolu bulmak gibi bir sorumluluğu bulunmaktadır.

Karşılaştığınız sorunu sadece eleştirirseniz iki katına çıkar, düşünmekte kalır iseniz yerinde sayar, fakat soruna çare bulursanız, sorun ortadan kalkar. ( R.Browning )