19 Eylül 2018 22:41

Deniz Temur deniztemurblog@gmail.com

Leyla Aydemir'in ölümü: İdam cezası bir çözüm mü?

Ayşe...

Zeynep...

Gizem...

....

Eylül...

Leyla

ve daha niceleri...

Bazen isimlerini bile söyleyemiyoruz kısaltıp bırakıyoruz öylece.

Her defasında yüreğimiz darlanıyor, kızıyoruz, öfkemiz kabarıyor, küfür ediyoruz, intikam istiyoruz.

Kendi çocuğumuza şükretmekten bile utanıyoruz. 

Sonra sakinleşiyoruz ve yavaş yavaş unutuyoruz. Ta ki yeni bir isim ve kaderi yüzümüze çarpıncaya kadar.

Sonra bir yenisi ve bir yenisi daha...

Oysa böyle olmamalı değil mi? Tekrar tekrar aynı acıları yaşamamalıyız. Her bayram bir kayıp çocuk haberi görmemeliyiz mesela. 

Yapılabilecek öyle çok şey var ki!

İdam mı?

İlk akla gelen bu, ardından da kimyasal hadım. Sosyal medyaya, televizyonlara bakınca herkesin istediği bu. 

Peki bugün idam cezası geri gelse gelecek bayram şeker toplamaya giden çocuklarımızı korumuş olacak mıyız? 

Ya da akrabası diye emanet ettiğimiz bir başkasını?

Amerika'yı yeniden keşfetmeye, idamı deneyip sonuçlarını beklemeye gerek yok. Dünya kocaman bir köy. Rakamlar neyin çocukları, kızları, kadınları, insanları koruduğunu neyin korumadığını bizlere söylüyor.

Rakamlara bakalım sağlıklı kararlar alalım derim.

Öncelikle 'tecavüzcülere idam gelsin çocuklarımızı koruyalım' diyenler için idam cezasının olduğu ülkelerdeki taciz, tecavüz vakalarının sayısına bakalım. 

Dünyada kadın hakları üzerine çalışan Woman Stats Project’in verilerine göre, dünyada taciz ve tecavüz olaylarının en çok yaşandığı ülkeler listesinde ABD, Afganistan, Hindistan, Pakistan, Suudi Arabistan, Yemen, Irak, Suriye, Ürdün, İran, Sudan ve diğer Afrika ülkeleri var. Öyle ki 2011 verilerine göre Afganistan'da her 100 kadından 60'ı taciz ve tecavüz mağduru. 

Bir de idamın yaygın şekilde uygulandığı ülkeler listesine bakalım. Listenin zirvesine açık ara Çin oturmuş durumda. Çin'i takip eden ülkeler arasında ise ABD, Pakistan, Afganistan, Hindistan, Ortadoğu ve Arap Yarımadası ve Afrika ülkeleri var. 

Çok kurcalamaya, detaylı analize gerek yok. Hiç bir ülke idam cezası olmasına ve aktif olarak bu cezayı uygulamasına karşın tacizlerin ve tecavüzlerin önüne geçebilmiş değil. Hatta tecavüzde zirveyi görmüş durumdalar.

Bir de tersten okuma yapalım.

İdam cezasının olmadığı ülkelerde hiç tecavüz olayı yok mu? 

Elbette var. 

Almanya mesela bu konuda sicili kabarıklardan. Tecavüz olaylarının hukuka yansımadan sümen altı edildiği bu nedenle suçluların sadece küçük bir kısmının yargılanabilmesi nedeniye uzun yıllar Avrupa'nın gündemini meşgul etmiş bir ülke Almanya.

Medeniyetin merkezi Fransa için de durum benzer. Jean-Jaures Vakfı'nın Fransız Kamuoyu Araştırmaları Enstitüsü'ne (IFOP) yaptırdığı bir araştırmanın sonucuna göre Fransa'daki kadınların yüzde 12'si hayatında en az bir kez tecavüz riskiyle karşı karşıya kalıyor. 

İdam varsa da yoksa da sonuç değişmiyormuş gibi görünsede ülkeler arasında büyük farkı yaratan detaylar var.

İdam gibi aşırı cezaların olduğu ülkelerdeki yasal düzenlemeler olaylar olduktan sonraki süreçleri düzenler.

Yani tecavüz etmişsen kanıtlanırsa idam edilirsin gibi.

Fransa, Almanya gibi ülkeler ise yasal düzenlemelerde (özellikle de son yıllarda) sorun olmadan önceki süreçleri hedef alır.

Yani suçun oluşmasına imkan vermemektir asıl hedef. 

Bu nedenle her ne kadar taciz, tecavüz, istismar gibi olaylar dünyanın her yerinde yaşansa da adalet sistemi gelişmiş ülkeler hem tecavüz taciz istatistiklerinde zirvelere çıkmazlar hem de vaka sayısını önemli ölçüde azaltmayı başarırlar.

Nasıl mı başarıyorlar?

Size Avrupa'da taciz, tecüvüz olaylarında düşüş yaratmayı başaran bir kaç ülkenin düzenlemelerinin detaylarını aktarmak istiyorum. Sorunun yanıtı satıraralarında mevcut.

ALMANYA: Almanya'da 'hayır hayır demektir' adıyla kamuoyuna yansıyan son yasal düzenlemelere göre 'kurbanların kendini aktif şekilde koruyamadığı tüm cinsel şiddet vakaları, tecavüz kapsamında cezalandırılıyor.' Yani ille de fiziki bir birleşme olmasına gerek yok. Mimik ve sözlü ifadeyle bile kurbanların cinsel eylemi istememesi karar alınırken etkili durumda. 

FRANSA: Fransız yasalarında tecavüzün kapsamı oldukça geniş tutuluyor. Tehdit ya da 'ani' eylemlerle cinselliğe zorlayıcı davranışlar, tecavüz kapsamında değerlendiriliyor. Cezası ise 20 yıl hapse kadar çıkabiliyor. Sözle tekrarlanan cinsel tacizler için de yüksek para cezaları ve 2 yıla kadar hapis cezası var.  Yani yolda yürürken size birinin sözle sarkıntılık etmesinin bile affı yok.

İTALYA: İtalya cinsel suçlarla ilgili katı yasaları yürürlüğe koyan ilk ülkelerden. 1996'da yeni düzenlemeyle evlilik içi cinsel saldırılar da tecavüz kapsamına alındı.  20 yıldır evlilik içindeki zorlayıcı cinsel eylemler de 10 yıla kadar hapis cezasına çarptırılıyor.

İSVİÇRE: İsviçre sadece cinsel birleşmeyi tecavüz olarak tanımlayor ancak istenmeyen cinsel davranışlarla ilgili de net düzenlemeler var.  İstenmeyen cinsel davranışlar 'cinsel zorlama' olarak adlandırılıyor. Ancak ister cinsel zorlama olsun ister tecavüz cezalar aynı. 10 yıla kadar hapis. Tecavüzün niteliğine göre cezaları arttıran düzenlemeler de var. İsviçre psikolojik baskı da zorlayıcı eylemler arasında sayılıyor. İsviçre'de de 2004 yılından beri evlilik dahilinde gerçekleşen tecavüzler de cezaya tabi.

İSVEÇ: İsveç Ceza Yasası'nda vücudun çıplak bırakılmasının en az 2 yıl hapis cezası var. Korunmasız durumundaki bir kişiden faydalanmak, söz konusu kişi uykuda ya da uyuşturucunun etkisi altında olabilir, tecavüz olarak tanımlanıyor. 2013 yılında değiştirilen yasal düzenleme ile korkudan dolayı kendini koruyamayan ya da uyumu bozmama baskısı ile karşı karşıya olan kişilere yönelik cinsel eylemler de artık tecavüz olarak sınıflandırılıyor.

İşin özü suçu oluşmadan önce engellemekte! Olduktan sonra yanan yüreği söndürecek bir şey yok.

Başka Leylalar, Eylüller olmaması dileğiyle...

Deniz Temur'u sosyal medya hesaplarından da takip edebilirsiniz.

facebook.com/obenimannem

instagram.com/obenimannem