17 Aralık 2017 03:23

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Kudüs Ayasofya’dır…

Kudüs’ün kutsiyeti biz Müslümanlar için tartışılmazdır. Mekke ve Medine ne ise Kudüs de öyledir.

Mekke ve Medine üzerinde İslam harici düşünce ve stratejiler kabul edilemeyeceği gibi Kudüs üzerinde de hiçbir düşünce ve strateji kabul edilemez.

Kâbe söz konusu olduğunda nasıl ki gözlerimiz yaşarıyor, kalbimiz bir başka atmaya başlıyorsa Mescid-i Aksa için de gözlerimiz yaşarır, kalbimiz farklı atmaya başlar.

Mescid-i Nebevi için çarpan yüreğimiz, heyecanlanan gönlümüz Mescid-i Aksa için de aynı ritim ve heyecanla atmaya başlar.

Hacc bizim için ne kadar kutsal bir görevse Kudüs’ü ziyaret etmek de Efendimiz a.s.’ın tavsiyelerindendir.

Mescid-i Nebevi’de namaz kılmak ne kadar müstesna ise, Mescid-i Aksa’da kılınan namaz da aynı derecede değerlidir bizim için.

Mekke sokaklarında dolaşmak, o kutsal havayı solumak bizi ne kadar mutlu ediyorsa Kudüs sokaklarında dolaşmak da o kadar berhudar eder bizi.

Medine havasını teneffüs etmek bize ne kadar manevi bir haz veriyorsa Mescid-i Aksa’nın Peygamber kokan havasını solumak da bizi lahuti âlemlere taşır.  

Kâbe’nin etrafında bulunmak, ona dokunmak için ne kadar çok can atıyorsak, Kudüs’te bulunmak da bizim en büyük arzularımızdandır.

Medine’de Peygamber Efendimizin (a.s.m.) kabrini ziyaret etmek ne anlama geliyorsa Kudüs’te metfun bulunan peygamber kabirlerini ziyaret etmek de aynı anlamı taşır bizim için.

KUDÜS KAŞIMAYA GELMEZ

Mekke ve Medine’den ayrı düşünemeyeceğimiz Kudüs için bugünlerde farklı emeller seslendiriliyor. Binlerce yıldır Müslümanların başkenti olmuş bu şehir için değişik fanteziler dillendiriliyor.

Şunu net bir şekilde ifade edelim ki; nasıl ki Mekke ve Medine için farklı şeyler düşünemeyecekseniz Kudüs için de düşünemezsiniz.

Kâbe ve Mescid-i Nebevi için farklı bir konumlandırma yapamayacağınız gibi Mescid-i Aksa’yı da farklı bir konuma taşıyamazsınız.

Eğer gerek Kudüs gerekse Mescid-i Aksa için farklı düşünceleriniz varsa karşınızda binlerce, yüzbinlerce, milyonlarca değil milyarlarca insan bulursunuz.

Canını, malını, dünyasını feda etmeye hazır milyarlarca insan menfur düşüncelerinizi hayata geçirtmemekle kalmaz aynı zamanda elinizdekileri de alır.

Bazı noktalar vardır, kaşımaya gelmez. Kudüs ve Mescid-i Aksa asla kaşınmayacak yaralardandır.

Kaşımaya kalkan önce elini sonra bedenini kaybeder…

Cumhurbaşkanımızın dediği gibi "bütün İslam coğrafyasında infial sebebi" olur. 

KUDÜS, AYASOFYA’DIR

Aslında biz Müslümanlar için Kâbe, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa’nın hemen ardından simgesel ve anlam açısından zikredebileceğimiz bir mekânımız daha var: Ayasofya…

Biz Mescid-i Aksa’yı özgürleştirmeye çalışırken Ayasofya boynu bükük zincirlerinin kırılacağı günü bekliyor.

Biz Mescid-i Aksa’ya bulaşan Siyonist çizmelerinin acısını taa yüreğimizde hissederken Ayasofya turist ayakkabılarının altında gözyaşı döküyor.

Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı Siyonist emellere teslim etmedik, etmeyiz ve etmeyeceğiz inşallah. Ayasofya’yı da teslim etmemeliyiz.

Bağrımıza saplanmış hançeri çıkarmak için daha ne kadar bekleyeceğiz?

Siyonistler başkent hayallerini hayata geçirmek için saldırırken biz avucumuzdaki inciyi daha ne kadar hüzünle seyredeceğiz?

Daha ne zamana kadar Ayasofya’ya bir turist gibi gireceğiz?

Kudüs ve Mescid-i Aksa’yı vermemek için yedi düveli ayağa kaldırmaya çalışırken Ayasofya’yı altın tepside ikram etmenin zilletini daha ne zamana kadar yaşayacağız?

Elimizdeki altın tepside bekleyen Ayasofya’yı zillet içerisinde olmaktan kurtararak tabiri caizse "bir taşla iki kuş vurabiliriz."

Ayasofya’yı ibadete açarak Kudüs ve Mescid-i Aksa manevralarına karşın sürekli savunma yapmaktansa taarruz niteliğinde bir siyasi hamle yapabiliriz.