25 Eylül 2018 07:49

Muhammet Şakiroğlu msakiroglu@gmail.com

Korku İmparatorları ve Rolleri

Son birkaç yazıda ele aldığım Tarımsal Biyoteknoloji ve ürünleri ile ilgili genel anlamda tüm dünyada yüksek bir negatif algı olduğu kesin. İnsanların, gıda ve doğal çevre ile doğrudan ilişkili bu teknoloji ve ürünleri ile ilgili temkinli olması ve tercihte bulunması da doğal. Ayrıca bu teknolojileri üreten dev şirketler ve ticari kaygıları önceleyen politikaları ile ilgili birçok sorun olduğu da gerçek. Ancak gerek medyada gerek halk arasında özel bir insan tipi tabir yerindeyse çamur üreterek ve kafa karıştırarak var olmakta. Maalesef, medyada veya sosyal medyada bu teknolojilere ilgi duyanların ve bu konuda fikir üretenlerin neredeyse hiç biri bu teknolojilerin uzman değil.  Bırakın uzmanlığı, nitelikli bilgi sahibi bile değiller. Duydukları terimlerin çoğunu biri birinin yerine kullanarak ve alt alta dizerek malumatfuruşluk yapıyor, bu sayede korku salıyorlar.

Peki korku imparatorları adını verdiğim bu grup aslında ne yapmıyor?

Doğru kaynaklardan bilgilenmiyorlar. Uzmanların bu konuda yıllardır ürettikleri nitelikli tartışmalara kulak asmıyorlar. Hasbelkader temas ettikleri bilgi kaynaklarını teyit ettirmiyorlar. Hiçbir şekilde kamuoyunu aydınlatmıyorlar. Toplumda önemli bir açığı gidermiyorlar. Nitelikli hiçbir bilgi sunmuyorlar. Dolayısıyla internetten edindikleri yalan yanlış bilgileri (çöpleri) derleyip toplumun üzerine boca ediyorlar. İngilizce bilgisi iyi olanların komplo malzemesi bulması zor olmuyor. Bilmeyenler ise haliyle bilenlerin çöpleri ile idare etmeye çalışıyor. Bu konuda kitap da yazmış çok meşhur bir imparatorun kitabını daha somut örnekler ile gelecek yazıda masaya yatıracağım.

Peki, ne yapıyorlar?

Kendilerine bir iktidar alanı yaratıyorlar. Bu sayede medyada boy gösteren ve meşhur olan da var ciddi bir ekonomik getiri sağlayan da var. Çünkü postmoden insanın en kolayı yakalanacak noktası, en büyük zaaflarından biri olan boğazı. İnsanları yedikleri ve içtikleri ile korkutmak çok kolay. Toplum, ünvanı olanlara ya da medyada görünenlere fazlasıyla rağbet ediyor. İmparatorlar da şahsi çıkarları için toplumu gereksiz yere korkutuyorlar. Bu korku zaafından faydalanmak isteyenler için en kolay alet tarım teknolojileri. Çünkü nitelikli bilgi olmadığı için karakutu gibi bu teknolojiler.

Politik aktivistlerin ve muhaliflerin bir kısmı da tarım politikalarına eleştiri malzemesinin sosu olarak tarım teknolojilerine muhalefeti kullanmayı seçiyor. Eleştirinin yersiz ve şiddetli olduğu durumlarda komploya savrulması kaçınılmaz..

Korku imparatorları, genelde tarımın kendisinin özelde ise biyoteknolojik uygulamalar ve ürünleri ile ilgili gerçek, önemli ve yaygın problemlerin tartışılmasına engel olmaktadırlar. Nedir bu önemli problemler?

-          Tarımsal üretimin çevreye yıkıcı etkisi... Tarımın kendisi şu an dünyadaki en önemli çevresel sorunların başında geliyor. Toprağın sürülmesi, yüksek oranda zehirli kimyasal kullanımı (herbisit, pestisit vs.), petrole bağımlı yapay gübrenin aşırı kullanımı, biyoçeşitliliğin azalması, tatlı su kullanımında aşırılık bu problemlerden sadece bir kaçı. Bu sorunların masaya yatırılması ve çözümü, öncelikle toplumsal farkındalığın arttırılması ve bu sorunların politik ajandada yer bulmasına bağlı.   

-          İsraf ve aşırı tüketim bir diğer önemli sorun. Şu an üretilen gıdanın önemli bir kısmı insan ya da çiftlik hayvanları tarafından tüketilmeden bozulmakta ve bu üretimin ekonomik ve çevresel yükü ise devam etmekte. Bu konuda kamuoyu oluşturulması önemlidir. Ayrıca bu konuların eğitim müfredatında işlenmesi için yaygın bir çaba gerekiyor.

-          Alım ve tüketim gücündeki dengesizlikler yüzünden dünyanın bir kısmı şişmanlık ve israf ile boğuşurken bir kısmı da açlık ile pençeleşiyor. Bu farklılık temelde politik bir sorun ve çözümü için yine kitlesel ve politik çalışma gerekiyor.

-          Tarımsal şirketleri ile gıda üretim ve pazarlama şirketlerin araştırma olanaklarının kamu araştırmalarını kat kat aşması bir diğer sorundur. Bu da toplum faydasına ve çevre korumasına katkı sunacak, ancak ekonomik açıdan getirisi olmayan konuların/alanların/bitkilerin araştırılmasını önünü kesmektedir.  Bu durum ayrıca sadece üretme ve kar önceleyen bir tarım sistemini doğurmaktadır.

-          Ülkemize has bir diğer sorun ise lokal üretimin azalması ve tarımsal ürünlerde dışa bağımlılığın giderek artmasıdır.

Yukarıda kabataslak sıraladığım bu sorunların çözümü, doğru bir şekilde tartışılmasına hatta bazen sadece tartışılmasına bağlıdır. Oysa korku imparatorları dikkati sürekli olarak teknolojik uygulamalara çekiyor ve teknolojinin kendisini sürekli olarak şeytanlaştırıyorlar. Bu yüzden de bilmeyerek bu sorunların tartışılmasına ve gündeme gelmesine perde çekiyorlar.

Konuyla ilgili bilgi sahibi insan kaynağımız yeterliyse de ne çalışma şekilleri ne de kitle iletişim araçlarına ulaşım becerileri bu konuda topluma sağlıklı bilgi sağlamaya imkan tanımıyor. Ayrıca medya reyting uğruna sansasyonel ama yanlış bilgiyi makul ve doğru bilgiye yeğliyor. Biz de doğal olarak bu noktaya varıyoruz.

Her ne kadar bu sorunu tümden çözmek mümkün değilse de korku imparatorlarının toplumu -yedikleri üzerinden- baskı altına almalarını engellemek mümkün. Bunun için alanın uzmanlarının zaman zaman nitelikli ve doğru bilgi sunması gerekir. Doğru bilgi kaynaklarının çoğaltılması önemli.