19 Kasım 2018 04:22

İsmail GÜZEL iguzel@nestech.net

Kıbrıs İngiliz istihbaratı ve Asil Nadir

Geçtiğimiz hafta sonu sevdiğim bir kaç dostumla Kuzey Kıbrıs’ı günü birlik ziyaret ettik... Beni ve dostlarımı o gün evinde ağırlamak isteyen “Asil Nadir” Ercan Havalimanından aldırttı.. Yaşadığı Girne’ye, o muhteşem evine ilk adımımızı attığımız da bizi ilk karşılayan kişi o idi... Evi de kendisi gibi muhteşemdi... Evinin bahçesinde muhteşem bir havuz, Güney Afrika ve Güney Amerika’dan getirttiği çiçekler ve ağaçlarıyla kaplı bahçesi adeta bir hayalin içindeymişiz gibi bir an yaşattı bizlere... Asil Nadir inanılmaz bir kişiliğe sahip. Muhteşem başarı hikayesine sahip bir “Mentor.” Çok derin, karizmatik, muhteşem bir kültür ve inanılmaz bir zekaya sahip bir beyfendi... Türkiye’yi ve doğduğu ülke Kıbrıs’ı çok seviyor... Hatta o gün ülkesini ne kadar çok sevdiğini anlattığı olay beni ve dostlarımı çok etkilemişti...

İşte bahsettiği o tuhaf ama bir o kadar da ders niteliği taşıyan olay;

“Bir gün Süper Güç'ün önemli elçilerinden biri (ABD'nin Kıbrıs Sorumlusu Nelson Ledsky) ofisime gelmek istediğini söyledi. Elbette gelebileceğini söyledim. Geldi. Gerekli nezaketi gösterdim ve ağırladım. İş konuşmak istediğini söyleyince, dinlemeye başladım. KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı göndereceklerini ve onun yerine benim geçmemi istediklerini açık bir dille söyledi. “Bu teklifi nasıl yaparsınız” diye hiddetlendim. Rahmetli Rauf Bey, benim dostumdu. 10.5 milyar dolar vereceklerini, sadece KKTC'yi onların planları doğrultusunda yönetmem gerektiğini üstüne basa basa söyledi. Sesimin tonu daha da sertleşti.

“Bakın beyefendi” dedim ve ekledim; Annem bana çok güzel şeyler öğretti. Bu hayatta benim Asil Nadir olmam için ne gerekiyorsa, hepsini annemden aldım. Ancak, annem bana vatan satmayı öğretmedi. Şimdi çıkın gidin buradan ve bir daha karşıma çıkmayın.”

İlginç olan durum şu ki; Asil Nadir Bey 10.5 milyar doları almadığı için mahkum edilmişti... Almadı çünkü vatanını satmak istemedi...

İşte bu hadiseden sonra Asil Nadir’i bitirmek için her türlü sahte evrak ve belge üretip mahkum ettiler...

Asil Bey’le o gün bir çok konudan bahsettik... İngiltere’den enerjiye, Akdeniz’de ki doğal gazdan ticarete ve teknolojiye uzanan bir çok konu....

Devam...

Kıbrıs’ın dünya siyasetinde ki önemi adanın tüm yüzölçümünden büyük... Kıbrıs’ı Kıbrıs yapan en önemli stratejik faktör Ortadoğu’da konumlanmış olması ve bu adanın enerji ve dinleme üssü haline gelmiş olması. Bu da adanın önemini kat be kat artırmış...

Özellikle Britanya’nın 1870’lerin sonlarından 1960’lı yılların başına kadar Kıbrıs’ı hakimiyeti altında tutması ve o yıllardan bu yana ise askeri üsleriyle adadaki devamlılığını sürdürebilmesi bundan kaynaklanmakta... Bu askeri üslerin Birleşik Krallık için vazgeçilmez olmasının sebebi, Ortadoğuya rahat erişimi, hava harekatı imkanı sağlaması ve en önemlisi İSTİHBARAT faaliyetleri...

Hatırlarsanız, The Five Eyes (Beş Göz) 1946 yıllında öncülüğünü ABD ve İngiltere’nin yaptığı İstihbarat İttifakını yazmıştım... Daha sonra diğer üç ingilizce konuşan ülkeyi daha (Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda'yı) ittifaka katarak dinleme ağını genişletmişlerdi...

Kıbrıs’ta ki Ağrotur ve Dikelya askeri üsleri Güney Kıbrıs ve Kuzey Kıbrıs toprakları dışında, tümüyle İngiltere’ye ait bir bölgedir...

Ada üzerinde toplam yüzde üçlük bir alanı kaplamakta... Lakin bu küçük alanın, tüm dünyayı ilgilendiren gelişmelerin merkezinde olduğu 2013 yılından sonra anlaşılmıştır... İngiliz derin devleti, bu askeri üslerden Türkiye’nin ve neredeyse tüm Ortadoğu’nun iletişimine kanunsuz biçimde sızmakta ve tüm bölgeyi izlemekte...

İngiliz İstihbarat Digital Servisinin en önemli üç merkezinden birisi Kıbrıs’ta bulunmakta...

Burası, Ada’nın doğu tarafındaki üssün içinde yer alan Ayios Nikolaos istihbarat istasyonu...

Bu istasyonu diğerlerinden farklı kılan tarafı, Türkiye ve Ortadoğu ülkeleri kaynaklı her türlü haberleşmeyi gizlice dinlemesi ve kayıt altına alması... Edward Snowden’ın ifşa ettiği Wikileaks belgelerinde, İngilizlere ait bu istasyonun, Ortadoğu ülkelerine ait tüm e-Mailleri, telefon konuşmalarını, SMS mesajlarını, sosyal medya hesaplarını, internet trafiğini ve şifrelerini, kısacası tüm haberleşme ve iltişimi, kullanıcıların bilgisi ve izni olmaksızın gizlice topladığını tüm ayrıntılarıyla açıkladı....

CİA ve NSA eski bir çalışanı olan Edward Snowden tarafından basına sızdırılan belgeler, istihbarat tarihi açısından bir dönüm noktası oldu, dünya bu itiraflar sayesinde, Kıbrıs’ta ki İngiliz üslerinin kapılı kapılar arkasında neler döndüğünün ilk defa farkına vardı...

Doğu Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerinin haberleşmesi büyük oranda Akdeniz altından giden fiber optik kablolar ile sağlanmakta...

Aktarılan bilgilere göre, İngiliz Kıbrıs istihbarat istasyonu, işte bu telekominikasyon kabloları üzerinden giden tüm bilgiyi dinlemekte ve depolamakta... Yine iddialara göre, sadece kabloları değil, uydu sistemleri üzerinden yapılan iletişimide adadaki özel casus antenlerini kullanarak dinlemekte... Dinleme faaliyetleriyle toplanan bilgi özel yazılmış bilgisayar programlarıyla analiz edilerek İngiliz derin devletinin herkesin ne yaptığını bildiği bir istihbarat girdisine dönüştürülmüş...

Ortaya çıkan belgelerden de anlaşıldığı üzere; bu olağan bir istihbarat toplama faaliyeti değil... İngiliz istihbaratı, terörle mücadele adı altında, bölgedeki tüm devlet başkanlarından yöneticilerine, iş adamlarına, sıradan vatandaşlara kadar herkesi gizlice dinlemekte, bilgileri toplamakta, askeri, siyasi, idari, ticari, ekonomik, sosyal her türlü bilgiyi edinebilmekte...

Günün sonunda, Asil Nadir Bey Rumları İngilizleri en iyi tanıyan ve tüm ada’da dönen tüm faaliyetlere vakıf biri... Ada için ülkesi için her türlü projeyi masasında bekletmekte, özellikle Kuzey Kıbrıs için gerekli gördüğü zaman gerekeni yapabilecek kapasitede bir karakter.