21 Kasım 2017 07:30

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Karizmatik rol modelimiz "hırsız"...

Kültür emperyalizminin en büyük argümanlarından birisi de sinemadır. Sinema sayesinde dünyanın en büyük emperyal güçleri olan İngiltere ve Amerika kültür ihracını başarılı bir şekilde gerçekleştirmişlerdir.

Kültür emperyalizminin en büyük silahı olan sinema, karakterler üzerinden dünyaya rol modeller sunuyor. İngiltere James Bond, Sherlock Holmes gibi karakterler üzerinden rol modeller sunarken Amerika ise Süpermen, Batman, Örümcek Adam gibi bilumum süper kahramanlar üzerinden rol modeller sunuyor dünya insanlarına.

Bu rol modellerin en önemli özelliği ise iyi insanlar olması ve suçluları cezalandırıyor olmaları. Filmlerin sonunda iyi adamlar kötüleri madara ederek dünyaya barışı getirirler.

JAMES BOND’DAN CİNGÖZ RECAİ’YE ROL MODELLERİMİZ…

Biz de ise süreç tersinden işliyor maalesef.

Bugünlerde sinemalarda gösterimde olan “Cingöz Recai” karakterinden toplum olarak mustarip olmamız gerektiğini düşünüyorum.

Bilenler bilir, bilmeyenlere söyleyeyim Cingöz Recai bir "hırsız"Yakışıklı, karizmatik, becerikli…

Kendisini yakalamak isteyen Baş komiser Ahmet Rıza’yı madara ediyor sürekli…

Düşünebiliyor musunuz karizmatik hırsız, kanun adamını madara ediyor…

Bi dakika ya… Tam tersi olması gerekmiyor muydu?

En azından Amerikan ve İngiliz filmlerinde öyle değil miydi?

Yani iyi adamın kötü adamı dövmesi gerekmiyor muydu?

Aradaki farkı görebiliyor musunuz?

Biz gençlerimize rol model olan bir hırsızı sunarken el oğlu becerikli kanun adamları ve süper kahramanlar üzerinden dünyaya adalet ve barışı getiriyor…

SADECE CİNGÖZ MÜ?

Hayır, olay sadece Cingöz Recai ile sınırlı olsa belki bu kadar feveran etmeyeceğim. Televizyonlarda oynayan dizilerde de durum farklı değil. Dizilerimizde mafya babaları, aldatan kadınlar, yalan, dolan almış başını gidiyor.

Ondan sonra da veryansın ediyoruz çocuklarımızın ahlakı bozuluyor diye. Bozulur tabi.

Biz onlara rol model olarak hırsızları, mafya babalarını, aldatan kadın ve erkekleri sunarsak çocuklarımızın ahlakı bozulur tabi.    

İnsan düşünmeden edemiyor; acaba dünyaya rol model olarak kendi iyi adamlarını pompalayanlar başka ülkelerde bunun tam tersi olması için gayret mi gösteriyorlar. Manzaraya bakınca maalesef bu soruya “hayır” cevabı veremiyorum.

Fenomen olarak takip edilen tespit etmiş olduğum bir-iki gençlik dizisi var. Sözüm ona eleştiri almamak maksadı ile dizinin ana temasının “kötünün” ayrıntılarını göstererek mesaj ve uyarı merkezli gösterimler sunuyorlar.

Lakin biraz işin içine girip irdelemeye kalktığınızda karşınıza çıkan sonuç şu; “akil” yani sözü dinlenen ve gençleri yönlendiren karakteri oynayan kişi ya da kişilerin ya elbiselerinde illuminati işaretleri ve sembolleri mevcut ya da ona biçilen sözcükler ters olarak yönlendirici hipnotik cümlelerden müteşekkil. Bu karakteri can kulağı ile dinleyen dizi kahramanı gençler ekran başındaki gençlerimizi etkilemiş oluyorlar.

Yani işin özü İngiliz-Yahudi Medeniyetinin subilimine algı çalışmaları bütün TV ve sinema karelerinde algoritmalar ile emperyal zihniyeti işletilmiş oluyor. Ve bu işlemler hep bizim içimizde cereyan ediyor. Bizi biz ile aldatıyor ve eğitmeye çalışıyorlar.

Bir an önce bu konuda toplum ve devlet olarak gerekli önlemleri almamız gerekiyor. Gerçi son zamanlarda “Diriliş Ertuğrul” ve “Payitaht Abdülhamid” gibi diziler yaraya bir nebze merhem oluyor lakin yeterli değil.

Bizim bir an önce James Bond, Sherlock Holmes, Süpermen, Batman ayarında rol modeller üretmemiz gerekiyor. Zannımca bu konuda edebiyatçılarımıza, senaristlerimize, yapımcılarımıza iş düşüyor.

Becerikli, yakışıklı, karizmatik, akıllı, dünyaya barışı getirerek kötüleri pataklayan bir kahraman için kolları sıvamanın zamanı gelmedi mi ey büyük büyük büyük romancılarımız, yapımcılarımız!

Kitapları yüzbinler satan edebiyatçılarımız, yönetmenlerimiz, senaristlerimiz, yapımcılarımız; bu ülkenin gençliğine ve dünya insanlarına bizden bir rol model gösterebilmemiz için daha ne kadar beklememiz gerekiyor…?

SOSYAL MEDYA TAKİBİ İÇİN