25 Mayıs 2017 07:55

Mustafa Sabri Beşer msbeser@gmail.com

Kararsızlar İçin İki Önemli Fırsat!

Osmanlı dünyanın en güçlü devleti olarak hep mazlumun yanında durmuş, dünya onun devrinde huzura kavuşmuş ve bütün insanlığa hizmet götürmüştür.

Son zamanlarında içten ve dıştan gelen taarruzlar neticesinde iyice yıpranmış, devlet düzeninde bazı zaaflar oluşmuş, içe atılan fitnelerle uğraşmak zorunda bırakılmıştır.

Günümüzde başlatmış oldukları taarruzun startı Gezi olayları ve devamında bize yapılmak istenen süreç gibi!

Neredeyse son üç asırdır içimize atılmış fitne tohumlarının kalıntılarını temizlemekle meşgulüz.

Dünyanın sömürge güçleri kendi içerisindeki fitnelerle ve hainlerle uğraşan Osmanlı’nın bu durumunu bir fırsat bilerek 1915 yılında ekmiş oldukları fitne tohumlarının da yardımı ile cesaretlenip fiziki olarak da Osmanlı’ya karşı dişlerini göstermeye başladılar.

En son teknolojiyle sahip haçlı donanmasıyla Çanakkale Boğazı’nı geçmeyi denediler.

Fakat, aynı gün geçeceklerine inananlar çok büyük kayıplarla boğazdan çıkmak zorunda kaldılar.

Çanakkale’yi boğazdan geçemeyenler bu milletin ne çapta yiğit ve yaman ve bir savaşçı olduğunu bir kere daha, ağır can ve mal kaybı pahasına anlamış oldular.

Türkiye insanının yoksul olabilir, aç kalabilir, her şeyini kaybetmiş olabilir ama imanını ve vatanını asla vermeyeceğine şahit oldular.

FETÖ ve avenelerinin birlikte 15 Temmuz’da karşılaştıkları gibi.

Çanakkale savaşında bazı generallerin anılarına düştükleri şu sözler bunun ispatıdır;

General Hamilton, günlüğüne şunları yazmıştır; “Çok cesurca savaşan, iyi sevk ve idare edilen asil Türk Ordusunun karşısında bulunuyoruz.”

General Oglander de anılarında, Türk askeri için şunu söylemiştir;

“Türk insanının savaş ve muharebe için sahip olduğu yüksek özelliklerinin, önceden hesaba katılmamış olması, İngilizler için felaket olmuştur”

General French;“Türk milleti korku bilmez, dünyada yenilgi adına bir kavram tanımaz, Türkler, Asya’nın centilmenleridir” demiştir.

Anı defterlerinde bu tür itiraf ve korku ile söylenmiş sözlerin katmerlisini görebilirsiniz.

Çanakkale’nin ve 15 Temmuz’un dünya dengesinde yerimizi almamız adına geleceğimize ışık tutacağına inanıyoruz.

Çanakkale’de ve 15 Temmuz’da mübarek şehit kanlarıyla sulanmış bu kutlu vatanın, Türkiye’nin bir kere daha şahlanışına vesile olacağı kanaatindeyiz.

Allah’ın ve Resulullah’ın adını yeryüzünün her bir tarafına götürmek için yüzyıllar boyu İslam’a sancaktarlık yapmış bir milletin, yaşadığı vatan topraklarının her bir zerresinde mübarek kanı, kemiği bulunmaktadır.

Bir milletin geleceği geçmişi ile çok alakadardır.

Geçmişlerini unutan milletler, yeryüzünden silinip gitmeye mahkûm milletlerdir.

Bir milletin kökleri geçmişidir.

Bu vatan hepimizindir. Bundan başka vatan yoktur.

Bizi vatanımızda rahatsız ve huzursuz etmek isteyenlere fırsat tanınmamalı.

Aynı milletin fertleri olarak senelerce bir arada kardeşçe yaşamış bu toplumu şimdilerde bölmek ve parçalamak isteyenlerin oyunlarına gelinmemeli.

Avrupa’da Bakanımıza yapılan insanlık dışı alçakça davranışın hemen ardından PKK’ya miting izni verilmiş olması, bütün Avrupa gavur üyeleri ülkelerin ortaklaşa Türkiye’ye karşı “hayır” propagandası yapıyor olması bizden ne kadar korktuklarının göstergesidir.

Bu korkanlar yüz yıl öncesinde içimize fitne tohumlarını ekip hainleri içimize salanlardır.

Tarihin tanıkları olacağımız 16 Nisan referandum seçimlerinde “Evet” dememizin gereksinimleri dolup taşmış durumda.

Mart 1915 tarihini fırsat bilen sömürge güçlerine karşı 16 Nisan seçimleri bütün Türkiye için çok önemli bir fırsattır.

Bu önemli fırsatta halen kararsız tavır içerisinde olmak önemli dengelerin anlaşılmadığına delildir.

“Hayır” diye yönlendirme yapanlara zaten lafımız yok. Kimlerle ittifak halinde oldukları ortada lakin kararsızlar için hem Çanakkale hem de 15 Temmuz’da karşımızda ittifak kurup savaşanlar ve tohumlarına bakmak yeterlidir.