15 Aralık 2017 22:56

Süleyman ÖZIŞIK suleyman@internethaber.com

İnsansız Kara Aracı...

Grup toplantısında partililere seslenen Kemal Kılıçdaroğlu, "Türkiye kendi sınırlarını güvence altına almak zorundadır. Biz askerin İdlib'e gitmesine destek veriyoruz" dedi ya!

Ekran başında inme inmiş gibi kalakaldım. 

Allah şahit, "Idlib'e girmekle hata mı yaptık acaba? Bunun destek vermesi pek normal değil" diye korkuya kapıldım. 

Sonra daha önceki çarklarını hatırlayıp, kendime bir süre belirledim.

"Birkaç saat sonra bu sözlerin tam tersini söyleme ihtimali çok yüksek. Eğer akşam üzeri aynı şeyleri söylemeye devam ederse İdlib'e operasyonu ciddi anlamda gözden geçirmeli" dedim. 

Öğleden sonra, AK Parti'de siyaset yapan önemli bir dost aradı. 

"Kemal Bey'in ABD'ye vize konusunda tepki göstermesi ve Idlib'e yapılan operasyona destek vermesi çok anlamlı. Galiba ülke olarak arzuladığımız birlik ve beraberliği yakalıyoruz" deyince, "Erken konuşuyor olabilirsiniz" diye kendisini uyardım ve geçmişi hatırlattım.

"'Bu polislerin eline kim silah verdi' diyen bir liderden bahsediyoruz. Yarın, 'TSK'ya bu tankları kim verdi, kim bunları Idlib'e gönderdi' derse şaşırmayın" dedim. 

"Yok yahu, o kadarını demez" diye diretti.

"Demez ise, bugün sabah kahvaltısında ne yediğini ne içtiğini kontrol edin ve her gün aynı şeyleri yiyip içmesini sağlayın" dedim.

Gülüştük ve telefonu kapattık.

Günü geceye devretmek üzereyken beklediğim açıklama nihayet geldi. 

CHP lideri sabah konuşan kendisi değilmiş gibi sosyal medya hesabından, "Şovdan ibaret dış politikalarıyla, Türkiye'ye cihatçıları temizleme görevi kaldı. İdlib’den gelecek her şehidin sorumlusu Erdoğan’dır" açıklaması yaptı!

Niye bu kadar iddialı konuştum biliyor musunuz?

İki sebeple...

Bir...

Bizi öle bir hale soktuki doğru söylediği bir cümle dahi kafamızda kuşku yaratıyor.

İki...

Çünkü Fırat Kalkanı Operasyonu'nda da aynısını yapmıştı. Meclis Grup Toplantısı'nda operasyona destek vermiş, gece olunca sosyal medyada tam tersini yazmıştı.

Gece diyorum, dikkat ediniz!

Sabah alınan çayın ya da portakal suyunun yerine gece başka bir şey alınınca demek ki böyle oluyor. 

Yok, yok...

Cin tonikten, rakıdan falan bahsetmiyorum. Bu başka bir şey! Bunun içtiğinin formülünü ele geçirin. Pablo Escobar'ı sollamazsanız gelin yüzüme tükürün!

Hep söylerim...

Günde 5 dakika haber okuyan biri bu adama mümkün değil oy vermez! 

Silahlı İnsansız Hava Aracı'mız SİHA bunun yanında hikaye ya!. Konuşmasıyla, sonra konuştuklarını inkar etmesiyle koca bir ülkeyi siyasetten soğuttu vallahi!

Resmen İnsansız Kara Aracı...

OLDU MU ŞİMDİ VALİ BEY?

Uşak'ın en değerli arazisinin üzerinde, 21 bin metrakarelik alan üzerine sarayları bile kıskandıracak konak dikeceksiniz.

2'si süit olmak üzere 3 adet salon, 10 adet 1+ 1 oda, iki devasa yemek odası, şark odası, oyun alanları, yaz ve kış havuzlarının yanısıra yaz ve kış bahçeleri falan...

Uşak Vali Konağı

Hayırdır Vali Bey?

Valilik Makamı olsa anlarız anlamasına da, bu sizin şahsınıza yapılan özel bir konak. 3 bin 271 metrekarelik inşaat alanının maliyetinin toplamda 4 ila 6 milyon TL arasında olacağı konuşuluyor. 




Ekonomi kurmayları, savunma sanayine yatırım yapılabilmesi için zam yapmanın şart olduğunu söylüyor. Ülkenin ekonomik anlamda bir darboğazdan geçtiğini size haber vermediler herhalde!..

SOSYAL MEDYADA TAKİP İÇİN: