20 Ağustos 2018 15:29

Deniz Temur deniztemurblog@gmail.com

İnatçı çocukla nasıl baş edilir?

Geçen haftalarda bir okurumuz 5 yaşındaki oğluyla yaşadığı bir sorunu paylaşmıştı.

Durum özetle şöyleydi: Çocuğun okula uyumuyla ilgili hiçbir sorunu yok. Ancak gerek arkadaşlarıyla ilişkisinde gerekse ev içinde aile bireyleriyle ilişkisinde 'istediği olmadığı' zaman hırçınlaşma, oyundan çıkma ve iletişimi kesme yönünde tavır gösteriyordu. Benzer sıkıntıları çok sayıda ailenin yaşadığını düşünerek okurumuza verdiğim yanıtın bir benzerini köşeye taşımak gerektiğini düşündüm. 

Umarım benzer sorunlar yaşayan anne babalara da yol gösterici olur!

Öncelikle böyle bir durum yaşıyorsunuz bakabilceğimiz ilk yer çocuğumuzun yaşı olmalı. Çünkü çocukların davranışlarını analiz ederken yaş çok belirgin bir faktör olarak karşımıza çıkar. Okurumuzun durumundaki gibi 5 yaşındaki çocuklar, kendi benlik duyguları gelişmiş, kendi başlarına bir şeyler başarma istediğiyle donanmış olurlar. Bu yaşlar tam da bu özelliklerinin gerektirdiği davranışlarla kendisini gösterir.

Mesela, 

- Kıyafetlerini seçerken kendi istediklerinin olmasını isterler 

- İstemedikleri yemekleri yemeği reddedebilirler

- Tartışmalı bir konuda anne ve babasına karşı direnebilirler

- Oyunlarda kuralları koymak, grubu yönetmek isteyebilirler vs.

Bu yönüyle baktığımızda çocuklarımızın 'kuralları koyma' istediği yaşının bir sonucu olabilir ve bu sağlıklı bir gelişim göstergesidir. Bazı çocuklar için ise liderlik istediği biraz karakterinin sonucudur. Fıtratı da bir kenara atmayalım. Hepimizin genlerimizle taşıdığınız özellikleri var ve belki de çocuğumuz 'lider' karakterlidir. Gözlemekte fayda var.

Peki bu durumda bir sınır olmalı mı? Kuşkusuz evet!

Çocuklarımızın sınırları tanıyor ve o sınırlara saygı duyarak durumlara adapte olma kabileyeti geliştirmeleri gerekir. 

Şimdi gelelim yaşın ve karakterin dışındaki diğer faktörlere!

Eğer çocuğunuz kuralları tanımama, kendi kuralları ve istekleri konusunda diretme davranışına çok daha önce başlamışsa (örneğin, 3-4 yaşlarında) ve giderek bu durumun dozu artıyorsa anne ve babalar ile çocuğun bakımından sorumlu diğer yetişkinlerin tavırlarına bakmak bize fayda sağlayabilir. Şöyle ki, eğer küçük yaşlardan beri çocuğun istekleri doğru ve yanlış diye sorgulanmadan 'aman ağlamasın, aman başına bir şey gelmesin, aman istediği olsun da bir kaşık daha yemek yesin vs.' gibi gerekçelerle kabul edildiyse çocuk bu durumu istediği zaman kullanabileceğini öğrenir ve hayatı boyunca uygulamaya devam eder.  

Çocukların bu davranış şeklini öğrenmesi için sadece kendi başına gelmesi de gerekmez. Evde küçük bir kardeş, sürekli görüştüğü bir kuzeni varsa ve o çocuklarda yukarıda anlattığım durum yaşanıyorsa ve çocuğunuz buna şahit oluyorsa yine öğrenme gerçekleşebilir. Bu öğrenmeyi kendi evinde veya okulunda uyguladığında işe yaradığını görünce de davranışı pekişebilir. 

Aynı durumu çocuklar yetişkinler arasındaki ilişkileri gözlemlemesi durumunda da yaşanabilir. Çevresindeki yetişkinlerden biri kuralları koyucu diğeri de kuralları uygulayan bir profil çiziyorsa bu da öğrenmenin bir diğer yoluna dönüşebilir.

Peki bu soruları nasıl çözeceğiz?

Böyle bir durum yaşayan anne babaların yapabileceği ilk şey çocuklarıyla ilişkilerinde sürekli bu soruna vurgu yapmamaktır. Sürekli bir soruna vurgu yapıldığında çocuklar biz yetişkinler gibi tepkiler veremezler. Biz yetişkinler sorunu çözme konusunda bilişsel çıkarsamalar yapabiliriz ancak çocuklarda sürekli tekrarlanan hata vurgusu 'hatalı davranışı pekiştirmekten' başka bir işe yaramaz. 

Eğer çocuğunuz evde istediği şey olmadığında sizinle iletişimi kesiyor yada ağlıyor veya hırçınlaşıyorsa öncelikle 'sakin olmayı' öğrenin ve ona sakinleşmesi için 'zaman tanıyın.' Onun göz hizasına inerek 'şuan ikimizde çok gerginiz ve konuşamıyoruz sakinleşince yeniden konuşalım' deyin ve fiziken ondan uzaklaşın. Bu uzaklaşma sırasında konu hakkında başka yetişkinlerle de konuşmayın, jest ve mimiklerle çocuğunuza mesaj göndermeyin. Sakinleşme gerçekleşirse çocuğunuza 'neden istediği şeyin olamayacağını' yine sakin bir tavırla anlatın. Eğer çocuğunuz hala direniyor ve tekrar iletişimi güçleştirecek bir tavra giriyorsa yeniden uzaklaşın. 

Bu süreç ebeveynler için biraz zaman alıcı ve yorucu olabilir. Ancak bu uygulamayı yapmayı göze alan ebeveynler mutlaka istikrarlı davranmalı. Eğer sıkılıp, sinirlenip çocuğunuza istediğini verirseniz davranışları daha da pekiştirmiş olursunuz. 

Aynı şekilde ev içinde başka çocuklar varsa onların davranışlarında ve yetişkinler arasındaki ilişkilerde de aynı hassasiyetleri korumaya özen gösterin.

Gelelim ille de istediği olsun isteyen çocuğun diğer çocuklarla olan ilişkilerine!

Benim naçizane tavsiyem. Çocukların arkadaşlarıyla olan ilişkilerine ebeveynlerin 'karışmamanız' yönünde. Çocuğunuz bir arkadaşlarıyla oyunda istediği kuralları koyamadığı için oyundan çıkıyorsa bu onun kendi tercihi olarak kalmalıdır. Böyle durumlarda çocuğu yönlendirip yeniden oyuna dönmesini sağlamaya çalışmalayın. Ancak bir yetişkin olarak çocuğunuzun bu durumu sorgulamasına yardımcı olabilirsiniz. Örneğin, parka gittiniz çocuğunuz bir grup arkadaşıyla oyun oynamaya başladı ve işler karıştı oyundan çıktı bir kenarda öfkeli öfkeli oturmaya başladı. Onu önce izleyin. Kendi kendine oyuna dönüp dönmeyeceğini gözlemleyin. Eğer çocuğunuz oyuna dönmüyorsa ve sizinle iletişime geçme konusunda açık olduğunu hissedebiliyorsanız ona sadece 'bir sorun mu var sana yardımcı olabileceğim bir şey var mı?' diye sorun, 'hayır' yanıtını alırsanız üstelemeyin. Eğer yanıtı 'evet' olursa onun size olanları anlatmasını sağlayın. Sözünü kesmeyin ve onu dikkatlice dinleyin. 

Burada 2 ihtimal olabilir;

1- Çocuğunuz belki de oyun terk etmekte gerçekten haklıdır.

2- Çocuğunuz oyunu terk etme konusunda haksızdır.

İlk ihtimalse çocuğunuzu destekleyin ona onu anladığınızı hissettirin. Ancak oyundan çıkmasının onun eğlenmesine engel olduğunu ve yeniden eğlenmek için bir çözüm bulup bulamayacağını sorun. Onu yönlendirmeyin sadece düşünmesi ve yeniden oyuna dönme cesaretini kazanması için yol gösterin. 

İkinci ihtimalse ona kuralları her zaman onun koyamayacağını, grup içinde bazen başkaları tarafından koyulan kurallara uyması gerektiğini anlatın. Yine de son tercihin kendisine ait olduğunu ona söyleyin ve kararına saygı duyun. 

HATA ARAR HALE GELMEKTEN KAÇININ

Son olarak, sorunları çözme iradesi gösteren biz ebeveynlerin bu süreçte düştüğümüz yaygın 'bir hata' konusunda da uyarmak isterim. Çocuklarımızda bir sorunu çözmeye çalışırken farkında olmadan 'hata arar' bir tavır takınabiliyoruz. Gerçekten hangi sorunu çözmek istiyorsanız o soruna odaklanın. Örneğin, çocuğunuz sizin gösterdiğiniz yeşil tişörtü değil de kendi istediği kırmızı tişörtü giymek istiyorsa sırf kıyafetinin rengine uymadığını düşündüğünüz için yada kırmızı tişörtün gideceğiniz yere uygun olmadığını düşündüğünüz için çocuğunuzun isteklerini yok saymayın. Çocukların kıyafetleri, aksesuarları, oyuncakları gibi kendisiyle doğrudan ilgili konularda söz söyleme ve karar alma hakkına saygı duyun. 

Deniz Temur'u sosyal medyadan da takip edebilirsiniz

facebook.com/obenimannem

instagram.com/obenimannem