19 Aralık 2018 08:12

Abdullah YILMAZ abdullah.yilmaz@internethaber.com

ilgisizlik hastalıktır

İnsan gibi yaşamak lazım, din var diye ahlakı bir kenara bırakmadan….

 Geçmişine saygı, geleceğine güvenle bakabilmek, çoğunluğun değil adaletin terazisinde yaşamak, iyi günde kötü günde varlıkta yoklukta hastalıkta sağlıkta sırtını dayamaktır büyük devlet.

Eğitimini, güvenliğini ille de sağlığını emanet ettiğin emin eldir,

İşte bu ülke gönlümüzün efendisi, memleketlerin en değerlisi

Ülkesi olmalı insanın her metrekaresinde ayak izlerini gezdirebildiği, çiğdemin sarısını karlar içinde görebilmeli, üşümeli ama donmayacağını da bilmeli, evlenmeli ülkesiyle gelecek birliği olmalı onunla atmalı kalbi. Bir köşesinde varsa bir yara canı acımalı, milletiyle birlikte uyanıp aynı güzel rüyalara dalmalı

Ülkesi de:

 Kendini var eden evlatlarına adil davranmalı, uzağı yakını olmamalı şefkatli elini açtı mı tümünü kapsamalı kimseyi dışarda bırakmamalı.

Ama bu böyle olmuyor,

Mazlumlar, bahtsızlar sanki görünmezlik pelerini takmışlar kimse onları görmüyor. Koca bir ilçe, onlarca köyün ahalisi her gün zehirleniyor.

Onu sadece bilen yaşayan yine onlar

Düşen ateş hep düştüğü yerde kalıyor,  suratlar soluk, gözlerde korku, birçoğunun aklından gecen soru: ben nerde yanlış yaptım.

Kanserli canlardan kimsenin haberi yok, hasta olanlar bile saklıyor derdini, sevdiklerinden gizliyor Gerçekle yüzleşmek zor olsa gerek.

Yalnız kalınca, zorda olunca en yakınındakine sarılırsın,

Onlarda öyle yapıyor. Eşini kardeşini alan onkoloji servislerinde umut dileniyor, umut olsun diye kendi yalanlarına sarılıyorlar

Özellikle erkekler

 Evet, erkek olan yaklaşık 40 lı yaşlarda akciğer zarı kanseri teşhislerini nefislerine yedirmeye çalışıyorlar

Her gün yeni vakalar ortaya çıkıyor, aynı aileden kardeşler aynı hastalığın adından korkuyor

Uykusuz gecelerinin sorumlusunu arıyorlar.

Sivas Yıldızeli ilçesine bağlı bazı köylerinde aynı hastalık kol geziyor. Orada yaşasın yaşamasın. Bir şekilde o köylerde bir gün bile geçirdiysen, duvarında kireçli toprak damda yaşadıysan, ciğerlerine odanın havasını çektiysen,

Asbest denen ve akciğer kanserine neden olan illeti de içine almış sayılıyormuşsun.

(Bu bilgiyi tedavi gören kuzenimin doktoru söylemiş)

Topraklarında kireç gazı salınımı varmış ve bu kansere neden olurmuş, bunu Sivas’ta bir onkoloji doktoru, çaresiz hastasına söylerken, ilk defa duyduğu bu gerçek karşısında hastanın o ana kadar nasıl yalnız bırakıldığını düşünüyorum…

Bunu ildeki doktor biliyor. Köydeki insan bilmiyor.

Ne gerek var nasılsa ölmeden önce doktor ona söyleyecek,

Acıyan parmağı bırakın dağda kaybolan koyundan bile kendini sorumlu tutan sözde siyasetin nasıl yalan olduğunu anlayabilirsiniz.

Patır patır bu hastalıktan köylüler kanser olurken devlet nere de,

Halk sağlığı denen bakanlığın müdürlüğü yıllardır bilinen bu gerçek üzerinde en ufak bir çalışma yapmış mı?

 Önleyici sağlık politikalarınız sadece sigara üstüne mi kurulu.

Köyleri dolaşıp kerpiç duvarların kara yazgısını biraz beyazlatmayı uman,  milletin efendisi diye gazladığınız insanları dolaştınız mı?

 Anlattınız mı gerçekleri

 Önlemini aldınız mı, tehlikeyi boyutlarını tespit ettiniz mi?

Ya da yerleşim açısından zararlı bölgeler neresi?

Kaç çeşmeyi dolaşıp kurnasın dan su aldınız.

Tahlil yapıp da kapattığınız bir tane kuyu ya da gölet var mı?

Benim bildiğim yok, Sadece bir iki doktorun kişisel çabası var

Sonuç kocaman bir sıfır, Tespit var, Çare yok, plan yok, destek yok.

Bu hastalık bana göre kirecin değil devletin ilgisizliğidir.

Keşke Sivas valisi Yıldızeli’nde, yıldız dağına kayak pisti yapacağına bölgenin uygun bir yerine sanatoryum kursaydı.

Gelişmiş ülke olmak sözle olmaz, özde olur. İnsana verdiğin değer de işin özüdür.

Gelişmiş, az gelişmiş, gelişme te olmak bizim işimiz değil

Sanırım gelişmeye niyeti olmayan bir ülkeyiz vesselam…