26 Haziran 2017 15:02

Eyüphan Kaya diyarbakirdes@gmail.com

İdrisi Bitlisi- Yavuz Selim sohbet ediyor

Esselamualeyküm Padişahım,

Velaykümesselam Üstadım,

Bitlisi: Selamlaştığımız günü hatırlar mısınız devletlu Padişahım? Nasıl da İslami ölçüler içinde anlaşmıştık değil mi? Ben arkadaşlarım adına istişareyle hazırladığımız bir antlaşma paketini size sundum, siz ise tereddütsüz kabul buyurdunuz ve işbirliği içinde, ak ve kara günde selamlaşarak beraber yaşadık.

Yavuz: Evet evet, zaten o anlaşmanın yüzü suyu hürmetinedir ki ahret azabından kurtulduk, burada birbirimizin yakasına yapışmadan dostça bir araya gelebililiyoruz, ne mutlu bize.

Bitlisi: Padişahım sizce torunlarımız niye aralarında kavgalı hale geldiler? Tekrar selamlaşma imkanları var mı?

Yavuz: Niye olacak bizim takip ettiğimiz yolu bıraktılar, kavga kargaşa oradan başladı yoksa TBMM’yi beraber kurana kadar da aralarında bir sıkıntı yoktu, ebetteki selamlaşma imkanları var, yeter ki ikimizin takip ettiği yolu ansınlar, o yolda gitsinler aynı sonuca varacaklarına inanıyorum. Önce aralarında muhasebe yapmaktan vazgeçsinler, çünkü selamlaşmışsanız eskinin üzerine sünger çekmeniz lazım, ayrıca müzakereden de vazgeçmeleri gerek,  hatırlarsanız bana sunduğunuz maddelerden hiç birine itiraz etmemiştim.

Bitlisi: Elhemdulillah benim torunlarım irkildiler, kendine geldiler, galiba atalarının yolunu takip etmeye hazırlanıyorlar. Baksana Padişahım son referandumda ülkemizin önünü açmak için nasıl da ışık yaktılar, ben bunu hayra yoruyorum siz ne dersiniz?

Yavuz: Ben de keyif aldım bu tavırlarından, üstelik benim ruhum da Külliyede uyanacak gibi, görmediniz Bitlisin sesi Ankara’da nasıl karşılık buldu, gönderilen selamı Külliye havada bırakmadı, evet seçim sonuçları “başım gözüm üstüne” şeklinde cevap olarak kabul buldu.

Bitlisi: Yani umunuz var ki o eski günler gibi tekrar torunlarımız aralarında selamlaşır ha ben öyle anladım Devletlum.

Yavuz: Neden olmasın? Kürtler ve Türkler ta Malazgirt’ten beri işbirliği içindedirler.  Yeter ki bu işe gavurlar karışmasın, onlar karıştıkça her seferinde bir gün bozma ihtimali için bir kapı bırakırlar. Buna dikkat etmek lazım. Zaten düşman parmağını sokmasaydı birkaç yıl önce aralarında anlaşmak üzereydiler.

Bitlisi: Torunlarınıza söyleyecekleriniz var mı?

Yavuz: Olmaz mı elbette ki var, tarihini iyi okusunlar, o günün şartlarında nasıl da selam ve dua ile barışık bir hayat yaşadığımızı hayal etsinler ve üzerine başka başka güzellikleri de ekleyerek biri diğerine sıkıntı vermeden yaşasınlar derim. Üstelik Kürt kardeşlerinden üzür dilesinler derim.

Yavuz: Sizin torunlarına bir tavsiyen var mı?

Bitlisi: Olmaz olur mu? Öncelikle kendine gelsinler, köküne insinler, tarihleriyle barışsınlar, yaşadıkları sıkıntı Türklerden değil Türkçe konuşan düşmanlarından yaşadıklarını bilsinler, bir kısım düşmanlar Kürtleri bir kısmı da Türkleri destekleyerek onları birbirine düşürüyorlar, yazık günah olan onlara oluyor, düşman da perde arkasında kıs kıs gülüyor. Türkler bunu fark etti, ama Kürtler hala fark etmedi galiba fakat uyanmak üzereler şu anda iyi bir anı yaşıyorlar inşallah aralarında selamlaşırlar.

Bitlisi: Bu konuda açık bir teklifin var mı? Külliyenin ruhuna

Yavuz: Tabi var, Ey torunlarım bin yıllık kardeşlerinizi doğrudan muhatap alın insani ve İslami tekliflerine kulağınızı açın, bu kavga ve kargaşayı daha fazla uzatmayın bu meziyet büyük devletinizin genlerinde saklıdır.

Yavuz: Sizin torunlarınıza bir tavsiyeniz var mı?

Bitlisi: Ebette ki var, Bizim o zamanlar yaptığımız gibi yeterli düzeyde bir sayı ile herkesimden kimselerle istişareler yaparak, mümkün olduğu kadar asgari müştereklerde ittifak etsinler, ölçü olarak ilahi adaleti düstur olarak kabul etsinler, yabancılardan ve projelerinden uzak dursunlar ve Külliyeyle selamlaşsınlar umut ediyorum bizim anlaştığımız gibi anlaşırlar.

Hay Allah sizden razı olsun Üstadım,

Allah sizden de razı olsun Padişahım.

…………………

Sevgili dostlar işte mesele bu ister inanın ister inanmayın, ya bu yolu takip edersiniz yada düşmanlarınız sizi oyuncak gibi parmaklarında oynatır. İşin sırrı selam ve duada saklıdır.

Benden söylemesi.