14 Kasım 2018 07:21

HAS Parti'den Kurtulmuş'a muhtıra

HAS Parti'den Kurtulmuş'a muhtıra

HAS Parti Genel Başkan Yardımcıları, Numan Kurtulmuş'a mektup yazdı.

HAS Parti'de isyan çıktı, aralarında Mehmet Bekaroğlu'nun da bulunduğu bir grup partili, yazdıkları mektupla Numan Kurtulmuş istifaya çağırdı! HAS Parti'yi karıştıran mektupta, parti kurulurken seçmene verilen sözler hatırlatıldı, Kurtulmuş ve beraberindeki isimlerin hükümetin tutsağı haline geldiği iddia edildi.

Has Parti'de Numan Kurtulmuş sancısı sürüyor! Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu, Prof. Dr. Zeki Kılıçarslan  Prof. Dr. Cihangir İslam, Prof. Dr. Cem Somel ve Prof. Dr. Hayri Kırbaşoğlu'nun imza koyduğu ve partinin kurulucular kuruluna gönderilen mektupta; AK Parti'ye katılacağı söylenen Numan Kurtulmuş ve ekibinin istifası istendi. Mektupta, hiç kimsenin iradesine ipotek koyulamayacağı belirtilerek, ayrılacakların istifa etmesi gerektiği ve partinin kaderi ile ilgili kararların da partide kalanlara bırakılması istendi.  

KURTULMUŞ'A SÖZLERİ HATIRLATILDI
 
Mektupta ayrıca Numan Kurtulmuş'a Saadet Partisi'nden ayrılış sürecindeki sözleri de hatırlatıldı. Hükümetin Suriye politikasının da eleştirildiği açıklamalarda, Numan Kurtulmuş'un seçim beyannamesindeki sözlerine yer verilerek şunlar ifade edildi:
 
"Sayın Genel Başkan verdiğiniz başka sözler de var. 1 Ekim 2010 tarihinde istifa ettiğiniz Saadet Partisi’nin önünde şunları söylediniz, 'Reel politiğin cazibesine kapılıp ideallerimizi terk etmeyeceğiz'. Şimdi, 'Muhalefette iken söylediklerimizi söylemeye devam edeceğiz, bu sadece bir stratejik karardır, iddia ve ideallerimizden vazgeçmiyoruz” diyorsunuz. Sayın Başkan, buna gerçekten inanıyor musunuz? Yani iktidar partisi size böyle bir fırsat veriyor, öyle mi? İktidar partisinin başkanı size “gel bizi baştan sona değiştir, biz yolumuzu şaşırdık bizi yola getir' diyor, öyle mi? Yani siz, şimdi iktidara gidiyorsunuz, iktidarın on yıldan beri uyguladığı ekonomik politikaları değiştireceksiniz, öyle mi? Yani şimdi sizi iktidar partisi çağırıyor, gidip nükleer enerjiyi yasaklayacaksınız, öyle mi? Sayın Başbakan, Suriye sınırında iki tane mermi patladı diye NATO'yu davet ediyor. Şimdi siz gideceksiniz, 'NATO sırtımızdaki gavur leşidir' demeye devam edeceksiniz ve NATO'dan çıkacak, seçim beyannamesinde belirttiğimiz gibi İncirlik Üssü'nü kapatacaksınız, öyle mi? Sayın Başkan, bu yaptığınız düpedüz reel politiğe esir olmaktır. Sizin stratejik karar dediğiniz reel politiğin peşine takılmaktan başka bir şey değil. Bu sözlerle belki kendinizi ikna ediyorsunuz ama bizi değil, Halkın Sesi Partisi’ni umut olarak gören bu ülkenin mazlumlarını, mağdurlarını değil."
 
"ONLARIN DERDİ İKTİDAR"

HAS Parti'de tartışmalara neden olan mektupta, Kurtulmuş ve ekibinin kısa yoldan iktidara ulaşmak için hesap yaptıkları belirtildi. İşte Kurtulmuş ve ekibinin ağır bir dille eliştirildiği o mektuptan bazı bölümler;

"Sayın Genel Başkan olmak üzere bu partinin yöneticisi olan bazı arkadaşlarımızın bu keskin dönüşünün anlaşılabilir tek açıklaması kısa yoldan ve zahmetsizce iktidara ulaşmak arzusudur. Çok açık ki arkadaşlarımız, ilke ve idealleri bir tarafa koyup reel politiğin ayartıcılığına kapılmaktadırlar. Elbette kendi iradeleridir, istedikleri gibi davranabilirler. Ama kendileri giderlerken partiyi kapatmak istemeleri kabul edilemez.

Halkın Sesi Partisi elbette bir ilkesel duruş, vicdani bir itirazdır. Ama bunun ötesi de var; bu parti, insanlara hatırlatan, insanları kötülüğe karşı durmaya, iyiliği çoğaltmaya çağıranların toplandığı adrestir. Toplumun her kesiminden vicdanlı ve insaflı insanlar, Halkın Sesi Partisi’ni karanlığın çoğaldığı, fitnenin arttığı, fırtınaların, krizlerin yaklaştığı sırada sığınılacak bir çatı olarak görmüşlerdir. Bu çatıyı dağıtmak, bu partiyi kapatmaya çalışmak büyük insafsızlıktır. Sayın Genel Başkan, sizden ve sizinle beraber AKP’ye gitmek isteyen arkadaşlardan şu asgari ahlaki davranışı bekliyoruz. Parti programımıza, verdiğiniz sözlere tamamen aykırı bir iş yapıyorsunuz; partimizi terk ediyorsunuz. O halde partiden istifa edin, vedalaşıp-helalleşerek ayrılın. Aksi takdirde 'hakkı seslendiren bir grubu susturmuş', 'hayırlı işlerle anılan bir kurumu lağvetmiş', 'giderayak yakıp-yıkmış' olursunuz. Bu hiçbir ahlaki ölçüye sığmaz, bunu hiçbir kültür, hiçbir değer sistemi kabul etmez."