26 Haziran 2017 14:59

Hatice KÜBRA kubra@internethaber.com

Halk sokaklarda direnirken sanatçılar nerede?

Tarihi darbelerle dolu bir ülkede ilk kez bir darbe girişiminin böylesine püskürtüldüğüne şahit olduk.Darbe teşebbüsünün başarısız olmasının birçok nedeni olabilir fakat halkın gösterdiği irade galiba başı çekiyor.

Tankların önüne kendilerini siper eden, gözünü kırpmadan kendisine silah doğrultan darbecilerin elinden silahı zorla çekip almaya çalışan bu halk tam bir kahramanlık ve demokrasi destanı yazdı.

İki gündür hem darbeye tepkisini göstermek hem de ikinci bir darbe girişimine karşı meydanları, sokakları, havaalanlarını boş bırakmadı.

Peki bütün bunlar olurken toplumumuzun "duyarlı" sanatçıları neredeydi?

Hergün ekranlarda gördüğümüz ünlülerden neden çıt çıkmadı? 

Neden Gezi eylemleri sırasında kol kola girmiş, TOMA'ların önüne kendini siper etmiş, Gezi Parkı'nda sabahlayan ve "demokratik mücadele" veren bir tane bile oyuncuyu, sanatçıyı, şarkıcıyı falan göremedik?

Terör saldırıları sonrası sosyal medya hesaplarından verdikleri tepkiyi neden darbeye karşı veremediler? 160 kişinin şehit olduğu bu kalkışmanın terörden ne farkı vardı? 

Ya da hak ihlali olduğunu düşündükleri her olayda hemen bildiri yayınlayan bazı sanatçılar neden henüz "darbeye karşı" bildiri yayınlama gereği duymadı?

Maşallah, çoğu bir anda dut yemiş bülbüle döndü. Tam da konuşulması gereken zamanda... 

Çevreye gösterdikleri duyarlılığı darbeye karşı neden gösteremediler?

Hak ihlaliyse mesele, bundan ala hak ihlali olur mu?

Demokrasi mücadelesiyse eğer darbeye karşı durmak, tepki göstermek en büyük demokrasi mücadelesi değil midir?

Yoksa mesele ne hak ihlali ne de demokrasi değil de biz hala anlamadık mı?

Elbette bu darbe girişimine karşı ses veren duyarlı sanatçılar da oldu. Fakat sayıları o kadar az ki. 

Oysa bu toplumun gözü önünde bulunan sinema, televizyon ve müzik dünyasının önde gelen isimlerinden gür bir ses duymayı beklerdik.

Ama olmadı.

Çoğu bir tweet bile atmadı. 

Belki de Cumhurbaşkanı'nın iftarında boy göstermek "milli iradeden" yana olduğunu göstermek için yeter diye düşünüyorlar, bilemiyorum.

Ya da bazıları için demokrasi adına ülkenin geleceğinden endişeli olmak kapsamına darbeler girmiyordur, onu da bilemiyorum. 

Bildiğim bir şey varsa bugün sessiz kalanların, yarın demokrasi adına eskisi gibi ahkam kesemeyecekler. Bu suskunluk kara bir leke olarak üzerlerine yapıştı.

15 Temmuz bu anlamda da bir milat oldu. 

Askerle sivilin karşı karşıya geldiği, halkın tanklarla ezildiği, helikopterlerle vurulduğu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bombalandığı bu korkunç kalkışmanın üzerine en azından milyonların takip ettiği sosyal medya hesapları üzerinden söyleyecek bir cümlesi bile olmayanlara bu halkın söyleyecek bir çift sözü vardır herhalde.

Şimdi düşünüyorum da galiba Erol Evgin "okumamış halkla okumuş aydınların oyu bir olmamalı" derken haklıymış!
 
Evet,  

Ülkesine darbe yapmaya kalkışanlara söylecek bir lafı bile olmayan "okumuş, aydın"larla;demokrasiye darbe vurup, milli iradesini gasp etmeye kalkanlara canını siper eden "sokaktaki vatandaşın" oyu bir olmamalı!