15 Kasım 2018 01:23

Mustafa Sadık İNCEDEMİR msincedemir@gmail.com

Güle güle İsmet ağabey!

Sene 1991 yılı idi, seçim bitmiş DYP kanadı hükümette yerini almıştı.

Yasaklı dönem sonrası gelen iktidar herkesi mutlu, herkesi sevinçli yapmıştı.

Seçim öncesi iktidar olunursa zamanın DYP Genel Başkanı Demirel’den her bakana bir danışman sloganı ile gençlere siyaset yolu açılsın istemiş, o da “makul bir talep” diyerek biz gençlere yol vermişti.

Bizler de gençleri seçime; bu talebimizin gerçekleşeceğini de söyleyerek daha fazla motive etmiştik.

Seçim sonrası İçişleri Bakanı olan İsmet Sezgin’in kardeşi Mukadder Sezgin; beni İsmet Sezgin’e danışman önermiş, o da beni makamına çağırıp danışmanı olmamı istemişti.

Bedava mal bulup mala yapışan kişiliksiz siyaset akbabalarından olmadığım için bu teklifi ret etmiş, Demirel’in önerisi doğrultusun da tüm gençlerin Bakan Danışmanı olarak atamaları yapıldıktan sonra ya da aynı anda bana görev verilirse kabul edeceğimi iletmiştim.

O zaman da kim hak ediyorsa onu yanına danışman almasının daha etik olacağını söyleyerek teklifi ret etmiştim.

Hak etmediğimden değil, hevesli olmadığımdan değil, istemediğimden değil, yapamayacağımdan

hiç değil, sadece ben olmayayım tüm gençler birlikte olsun diye…

Etik anlayışıma ters olduğu için…

Ve de siyasetin de bir etiği olmasına inandığımdan. Bana “değişik bir genç arkadaşsın,” demişti.

Sonra ders verir gibi “bak Sadık’cığım, siyasette yararına olan hiçbir şeye hayır deme,” diye de eklemişti.

Haklıydı belki ama dediği gibi farklıydım.

Teşekkür edep yayından ayrılmıştım

Sonra mı?

Etik olmayanı gözlerimle; hem haklarını savunduğum genç  arkadaşlarımda, hem de siyasete bulaşan çoğu kişide gördüm.

Üzüldüm mü?

Biraz…

O da duayen bir siyasetçiden daha çok ders alma imkanını kendi kendime ret ettiğim için.

Devletin başı sağ olsun

O tam bir devlet adamı, bir abi idi.

O İsmet Sezgindi…