19 Kasım 2018 04:55

Hatice KÜBRA kubra@internethaber.com

Filistin davası Siyasal İslama terkedildi

Cesareti ve mücadele azmiyle Filistin direnişinin son yıllardaki sembollerinden birisi olan Ahed Tamimi 8 aydır İsrail tarafından haksız gerekçelerle cezaevinde tutuluyordu.

Ahed Tamimi geçtiğimiz günlerde serbest bırakıldı ve medyanın gündeminde de geniş yer aldı.

Dün konuyu Cumhuriyet'teki köşesine taşıyan Aydın Engin "Leyla Halil'den Ahed Tamimi'ye" başlıklı yazısında; 1969'da Filistin Kurtuluş Örgütü üyesi Leyla Halil ve arkadaşının gerçekleştirdiği eylemle Filistin davasını dünya kamuoyunda gündeme getirmesinden Ahed Tamimi'ye doğru bir geçiş yapıyordu.

Yazıyı okurken kafamı kurcalayan bir şey oldu. 

Filistin davası bir zamanlar bu ülkede sağcılar ve solcuların ortak davası idi. Belki de bu iki kesimi bir araya getiren nadir "mesele"lerden birisiydi. Fakat bugün baktığımızda sol cenahtan Filistin davasını gündeme getiren kimse kalmamıştı. Aydın Engin gibi hala bu konuda duyarlı olan birkaç isim dışında.

Peki gerçekten öyle miydi?

Aradım Aydın Bey'i. "Solcular Filistin davasını terk mi etti yoksa bana mı öyle geliyor?" diye sordum.

"Doğru, Filistin davası Siyasal İslam'a terk edildi" dedi.

Bunun nedenini sorduğumda ise; Bir zamanlar FKÖ içerisinde sol örgütlerin güçlü olduğunu, Filistin'e Almanya'dan Fransa'dan giden devrimciler kadar Türkiye'deki devrimcilerin de gittiğini söyledi. Hatta gazeteci Cengiz Çandar, Melek Ulagay isimlerini hatırlattı. Solda Deniz Gezmiş, Mahir Çayan gibi devrimci isimlerin mücadele yöntemlerinin zamanla terk edilmesinin de bunda etkisi olduğunu belirtti.

Solcuların Filistin davasını Siyasal İslam'a terk etmesini ise iki kelimeyle özetledi Aydın Engin : Solun ayıbı...

NE YANİ YAVUZ BİNGÖL HAKLI MIYDI?

Türkiye'de solun geldiği nokta başlı başına bir tartışma konusu, ben de bu konuda ahkam kesecek değilim elbette.

Yavuz Bingöl "sol öldü, hasta, dünyanın hiçbir yerinde yoklar artık" dediğinde kızıp, linç etmek kolay.

Bir o kadar da konforlu.

Fakat o zaman sorarlar adama "peki nerdesiniz?" diye.

Solun son dönemde oturduğu yerden "linç etmek" dışında nasıl bir "mücadele" yürüttüğünü, şapkasını önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Yoksa o dalga geçtikleri Yavuz Bingöl "sol öldü" derken doğru mu söylüyordu?

Türk solunun bir dönem, insan hak ve özgürlükleri bağlamında mücadele alanı olan Filistin davasını bile, o çok kızdıkları Siyasal İslam'a terketmeleri çarpıcı bir örnektir. Düşünmeye buradan başlayabilirler mesela.

Çünkü bu kural tanımayan bir devletin, bir milleti gaspıdır.

İsrail, Filistin halkının canlarını, mallarını, topraklarını ve tüm haklarını hukuksuz bir şekilde yok sayarken hiçbir hak mücadelecisi bu duruma sessiz kalamaz, kalmamalı.

Buna hala "hak mücadelesi" derdi olduğunu iddia eden solcular da dahil. 


twitter.com/Htckubra 

Facebook Hatice Kübra