18 Kasım 2018 19:06

Kevser Zeynep Çakır kevserzeyneptutus@gmail.com

Eylül hüznü...

Evde yürüyen annesinin ayağına takılan küçük kurmalı yengeçler, tekeri kopmuş arabalar, aynada el izleri, gizli yenmiş bayram şekerlerinin, delil karartmak için koltuğun yanına sıkıştırılmış parlak paketleri..

Yüzü tükenmez kalemle çizilmiş bebekler, "bi barbi evim olsa neler oynardım"lı hayaller, uyuyan babanın burnunda gözünde öpücükler, suç işleyince ortadan kaybolup saklandığı yerde uyuyan çocuk kalpler..

Hiçbir yetişkinin erişemeyeceği bu masumiyetin, neresine kondurdu şehevi arzuları insanoğlu.. İnsan nasıl bu kadar katil oldu?
 

İçinde "eşrefi mahlukat" yani yaratılmışların en şereflisi olma sırrını taşıyan insan, "esfele safilin" alçaklığına nasıl düştü?
 

Ve biz.. Tüm filmlerin, reklamların, dizilerin, şarkıların şehvet ve cinsel arzuları körükleme boyutu dışına çıkamadığı bu acımasız zamanda nasıl yaşayacağız?

Manayı, güzel ve baki duyguları, cinsellikle bir ilgisi olmayan madde ötesi o aşkı kaybedip elinde sadece geçici hazlar kalmış, doyumsuzluktan canavarlaşmış katillerin içinde nasıl güzel bir dünya inşa edeceğiz?

Eylül'ün annesi kaybettiği fidanından kalan elbiselere sarılıp ağlarken, biz çocuğumuza sarılıp nasıl güleceğiz?
 

Evet ben de idamdan, hadımdan, kısastan yanayım.. Ama suçluyu cezalandırma yöntemlerinin yanı sıra canavar üreten bu tuhaf düzen için de birşeyler yapalım.

İnsanları tekke sohbetleriyle, tasavvufla, ney ve kanun sesiyle, maneviyatla güzelleştirelim. Mesela şimdi bu yazımı okuyup "ne alaka?" diyen yüzeyselliğe bir çare bulalım.

Dünyadaki tüm ilimleri teknik hale getiren, her duyguyu ticarileştiren bu batılı ve batıl düzeni yıkıp, özümüze dönelim.

Osmanlı padişahlarını alkolik zanneden şu özenti gençliğe artık mazimizdeki hakikati ve sırları açalım.

Okul kitaplarından başlayan bir reform istiyor zaman; Kuran, arapça okunuşu ve mealinin ötesindeki manayı kalplere ulaştırmak için gerçek alimleri bekliyor..