25 Mayıs 2017 07:50

Sedat Laçiner slaciner

Ermeni İddialarına Karşı Çanakkale Savaşı

Ermeniler yıllarca 2015’i beklediler, yani Ermeni tehcirinin 100. yılını… Bu nedenle iyi hazırlandılar, 2015’e giden yolda davalarını tanıtacak faaliyetleri bir gün olsun aksatmadılar.

Türkiye ise 2015’den çekindi, belki biraz da korktu. Bu nedenle Türkiye, 2015’i “gelse de bir an önce bitse” anlayışıyla bekledi. Doğrusunu isterseniz 2015’e dönük ciddi bir hazırlık da yapılmadı.

Sonuçta herkes ektiğini biçiyor. Avrupa Parlamentosu’nun iddia edilen ‘soykırım’ı tanıyan kararı, Papa’nın ‘soykırım’ çıkışı, Almanya’nın Ermeniler lehine açıklaması ve Avusturya’nın iddiaları tanıyan ülkeler arasına katılması hep bu çabaların sonucu. Muhtemelen 2015 boyunca benzeri kararlar gelecek, hatta 2015 bir başlangıç olacak…

***

Cumhurbaşkanı Erdoğan Ermenilerin 24 Nisan etkinlikleri için “Kendileri çalıp kendileri oynayacaklar” dedi. Oysa ki Türklerin ‘soykırımcı’ ilan edileceği Erivan’daki anma törenlerine başta Rusya Devlet Başkanı Putin ve Fransa Devlet Başkanı Hollande olmak üzere pek çok devlet üst düzeyde katılacak. Örneğin ABD, Hazine Bakanı dahil olmak üzere 6 kişilik bir heyetle Erivan’da yerini alacak.

Avrupa Parlamentosu’nun ‘soykırım’ kararından sonra da Türk Dışişleri Bakanı “bu karar bizim için yok hükmündedir” demişti. Ne var ki bu tür kararların sayısı o kadar çok artıyor ki bir süre sonra ‘tüm dünyanın aldığı bu kararlar bizim için yok hükmündedir’ deme noktasına gelmiş oluyorsunuz…

Papa’nın açıklamasından sonra Vatikan Büyükelçimizi geri çağırdık. Avusturya’nın tanıma kararından sonra ise Viyana Büyükelçimizi geri çağırdık ve “Avusturya’nın bu kararı ikili ilişkilerimizde onarılamaz yaralar açacaktır” dedik… Bu gidişle Ermeniler nedeniyle geri çağırmadığımız büyükelçimiz, tamiri imkânsız yara almamış ikili ilişkimiz kalmayacak…

***

Türkiye 2015 giden yolda iyi bir çalışma yap(a)madı… Belki gündem yoğunluğundan, belki de devlet anlayışımızdan kaynaklanıyor. Disiplinli ve örgütlü yürütülen bir Ermeni stratejimiz olamadı... Ne bilimsel çalışmalar yeterli sayıda ve nitelikte ne de siyasi kulisler istenen yoğunluktaydı. Bu işler son gün yapılan birkaç hamle ile kotarılamaz. Özellikle karşınızda varını yoğunu bir davaya adamış ve tüm dünyaya etkin bir şekilde dağılmış bir millet var ise.

Türkiye son dakikada Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılı etkinliklerini Ermenilerin 24 Nisanının karşısına dikti. Böylece dünya liderleri Çanakkale’ye gelecekti ve Ermenistan’daki törenler sönük geçecekti.

Bence bu çok kötü bir fikirdi… Bunun sonucunda hem Çanakkale Zaferi gibi büyük bir manevi sermayeyi tehlikeye attık hem de Ermeni sorununda sonuç alıcı bir iş yapamadık.

Oysa ki Çanakkale Zaferi Türkiye için Ermeni sorunundan belki de daha önemli bir gelişmeydi. Türkiye bu zaferi özellikle içeride büyük bir coşkuya çevirmeli, birlik ve beraberliği tesis etmeye çalışmalıydı. Ne var ki Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılı içinde dişe dokunur bir çalışma yapılmadı. Türkiye içinde 18 Mart diğer yıllardaki gibi geldi ve geçti. Diğer taraftan seçimlerin de etkisiyle içeride birlik ve beraberlikteki yırtılma devam etti.

***

Çanakkale Savaşları’nı Ermeni meselesinde bir tür yumuşatma aracı olarak kullanmak herşeye rağmen mümkündü, ama böyle değil. Eğer 18 Mart törenlerine Ermenistan Devlet Başkanı getirilebilseydi ve Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı veya Başbakanı 24 Nisan’da Erivan’a gidebilseydi bu meselede yumuşak bir geçiş belki sağlanabilridi.

İşin aslına bakacak olursak, eğer meselelerinizi tarafınızla doğrudan konuşamaz iseniz ona herkes burnunu sokar. Yani Türkiye, Ermenistan ile doğrudan diyaloğa giremez ise sorun karmakarışık bir hal almaya devam eder.

İşte bu noktada 2009 Protokolleri büyük bir şanstı. Bakınız, eğer Obama başkan seçildiği günden beri ‘soykırım’ (genocide) kelimesini kullanmamış ise bunun en önemli nedeni bu protokollerdir. Eğer Protokoller uygulanabilseydi, pek çok soykırım kararı belki de bu yolla engellenebilirdi.

Ancak Türkiye Protokolleri Azerbaycan’ın baskısıyla rafa kaldırdı, Ermenistan da bunu fırsat bildi…

Elbette Türkiye Ermenistan’ı kazanayım derken Azerbaycan’ı kaybedemez. Ancak Azerbaycan bile Ermenistan ile masaya oturabilirken Türkiye’nin bunu yapamaması normal değildir. Protokoller’den Azerbaycan’ı rahatsız edebilecek kısımlar belki uygulanmayabilirdi ancak Protokoller devam ettirilmeliydi. Zaten Ermenistan’ın da uygulamada bazı zorlukları olduğunu düşünecek olur isek Protokolleri toptan rafa kaldırmak Türkiye için büyük bir hataydı.